NASIL BAŞLADIK?

başlangıçta ishak vardı

sonra fiat fabula dedi

ve her şey oldu

eski ahit: nart 17

 

Şu ana kadar göz attığınız tüm sitelerde olduğu gibi bizim de bir hikâyemiz var elbette. Ya da dünya yaratıldığından beri olan her şey gibi.

Kimiz biz? Biliyoruz bu kısma tıklamazsınız genel olarak. Belki de yanlışlıkla bastınız bu düğmeye ve kaçmak istiyorsunuz, ama 2.tekil şahıs anlatıcının yaramaz çekiciliğinden kurtulamıyorsunuz. Böyleyiz biz işte, emellerimize ulaşmak için hiçbir şeyden kaçınmayız. Ama kimiz biz?

Buna geçmeden önce sizli bizli konuşmayı bırakalım istersen. Bu kadar samimiyeti kaldıramayacaksan zaten bu paragrafa ulaşamadan çıkmışsındır en azından bu sayfadan.  Evet sizli-bizli konuşmadan, senli bizli konuşmaya geçiyoruz biz- geçtik bile belki de.

Domain isminden buranın İshak Alaton’un vasiyeti üzerine kurulan bir edebiyat sitesi olduğunu anlamışsındır şimdiye kadar. Değil ne yazık ki, burası bir edebiyat sitesi değil ve İshak Alaton’la bir ilgisi yok. Biz kendimizi Watpad edebiyatçılığının yıkımına adamış bir grup anarşistiz, demek isterdim ama öyle de değil.

Sadece son dönemde etkisini arttıran, ama hâlâ hak ettiği saygıyı görmenin uzağında kalan, ilkokul ders kitaplarında hikayeyle eş anlamlı olduğu söylenen “öykü” türünün Türkiye’deki geleceği ile ilgilenen birkaç sevdalıyız biz. (Ve öykülerde böyle uzun cümleler kullanmama yanlısıyız esasen.)

Gerçekten de son dönemde -belki dijital devrimin başlangıcıyla birlikte- eli kalem/klavye/cep telefonu tutan herkes bir şeyler yazmaya başladı ve ilginçtir ki hemen herkes bu yazdıklarına öykü demeye başladı. Biz de yazıyoruz tabii kendi çapımızda bir şeyler, ancak “İshak Edebiyat”ın kurulmasının amacı kendi öykülerimiz değil.

Sait Faik, Memduh Şevket gibi isimlerle başlayan öykücülüğümüz, yüz yıl içinde oldukça gelişmesine rağmen üvey evlat rolünü üzerinden atamadı hâlâ. İlk baskının ötesine geçen “gerçek” öykü kitaplarının sayısı romanlara kıyasla oldukça az. 

Peki bu ilk baskılar nasıl çıkıyor, hiç düşündün mü? Çok satan “Sen Gittin Ya Ben Çok Güzelleştim” gibi boş şeylerden bahsetmiyoruz. Bir kurgusu, okunurluğu olan bir şeyler yazmaya çalışanlar önceliğimiz. O anlı şanlı yayınevleri, kimlerin kitaplarını, hangi kıstaslara göre basmayı kabul ediyor?  Açıkçası birtakım fikirlerimiz var ama bu sadece bir “Nasıl Başladık?” yazısı. Türk edebiyatının kirli yüzü diye bir yazı dizisi çıkarmaya niyetimiz yok (henüz). 

Ama bir farkımız var, diğer insanların yazdığı kadar biz okuyoruz da. Elimize geçen tüm öykü kitaplarını okumaya çalışıyoruz bir şekilde. Gelişigüzel değil derin okuyoruz hem de ve aramızda öyküyü ve yazarı tartışıyoruz. Ve okudukça, inceledikçe, tartıştıkça anlıyoruz yavaş yavaş öykülerimizin romanlarımıza kıyasla oldukça neden bu kadar geride kaldığını, dünya öykücülüğünde esamemiz bile okunmadığını.  Senin de bunları anlaman için elimizden geleni yapacağız.

Herhalde anlamışsındır, burada yapmak istediğimiz şey öyküyü, öykücülüğümüzü bir seviyeye çıkarmak. Bunu da daha çok incelemelerle, tartışmalarla, denemelerle yapmaya çalışacağız hepimiz. Yeni kitapları, yeni yazarları, hepimizin bilmediği eski yazarları ve hâlâ kitap çıkaran eski yazarları okuyup inceleyeceğiz genel olarak.  Fikirlerimizden de bahsedeceğiz. İroni de yapacağız yeri geldikçe. Gerçekten değerli bulduğumuz öyküleri de yayınlayacağız yazarından izin alarak.  Her şeyi yapacağız yani kısaca öykü ile ilgili.

Ne yapmayacağız peki? Bir kere o her yerde gördüğün o vıcık vıcık, yapışkan yazılar burada olmayacak.  Bir yazarı sırf kaşı gözü için yüceltmeyeceğiz gökyüzüne. Kendimizin yazdığı öyküleri gözüne sokup, işte budur edebiyat demeyeceğiz. Gerektiğinde sitemize ismini veren Onat Kutlar’ı bile eleştirmekten çekinmeyeceğiz. Düşüncelerimiz yanlış olabilir ama emin ol, sana asla yalan söylemeyeceğiz.

Herhalde şu anda, “Siz kimsiniz ki böyle iddialarda bulunabiliyorsunuz?” demeye başlamışsındır, özellikle öykü camiasından birisiysen.

BİZ İSHAK’IZ.