• İshakEdebiyat

Öykü- Arzu Anlar Saraç- Günahı Boynuna Kız Hamiyet

Bu ne kalabalık ayol? Hayırdır inşallah. Kız Hamiyeeet! Gel az şuraya. Ne oluyor öyle orada?

Deme kız, nasıl ölmüş yavrucak? Kendini intihar mı etmiş, vah, vah, vah... Körpecik kızdı ya Gülendam, daha dün gördüm. İki lafın belini kırdık ayaküstü. Nedenmiş peki? Bilmiyorsun öyle mi? Hamiyet söyletme beni, senden habersiz it kuyruğunu sallayamaz bu mahallede! Ayol yemin etme, çarpılacaksın şimdi.

Tüh, tüh, tüh... İnsan işte Hamiyet, bugün var, yarın yokuz. Ateş düştüğü yeri yakar ahiretliğim, anası olacak gudubetin ciğeri dağlanmıştır şimdi. Günahım kadar sevmem o kadını ama yüreğim de cız etmedi değil hani. En iyi sen bilirsin benim şu yufka yüreğimi. Ne devirdin gözlerini, bir kötülüğümü mü gördün sanki? Anasının aşüfteliğine dayanamamıştır Gülendam. Kudurmuş kadın ayol. Kocası öleli daha bir yıl olmadı, Çerçi İsmail’in karısıyla haber salmış, varsa münasip bir kısmet evlenmek istiyorum diye. Kimden duyacağım kız, Çerçi İsmail dedi. Ettiğin lafa bak! Daha gençmiş, güzelmiş. İnsanın içi güzel olsun. Kız anam, biz de gençtik, güzeldik de ne oldu? Al işte bak, içi boşalmış bamya çuvalı gibi sallanıyor her bir yerimiz.


Ah Gülendam! Anasına hiç benzemezdi yavrucak. Hâlli, hatırlı, elli ayaklıydı. Sokağa çıktığında beni gördüğü vakit bitiverirdi cumbanın altında. Ne alakası var Hamiyet, zaten hep cumbadaymışım? Sen kendine bak, velfecri okuyor gözlerin. Neyse, ne diyordum ben? Hah, iyi kızdı yavrucak. Bir ihtiyacım, bir derdim var mı diye sorardı hep. Eczane, bakkal, manav ne istesem bir koşu alıp gelirdi hemen. Yüzünden nur, ağzından bal damlardı. Eli de pek lezzetliydi. Bir börek yapardı, parmaklarını yersin. Boşnak ya bunlar, hamur işinden pek iyi anlarlar. Kaç yıllık komşusunuz, bileceksin tabii. Fesuphanallah! Ama bilmediğin şeyler de var. Yoook! Israr etme, tövbe billah anlatmam. Yemin verme kız! İyi tamam, ucundan anlatayım bari.

Hatırlar mısın, geçen sene belediyeden birileri gelmişti? Şey için, kentsel dönüşüm müydü neydi? İşte o lacivert takımlı, göbekli, kerli ferli heriflerin içinde yumurta gibi bir oğlan vardı. Hani şu esmer, uzun boylu, gamzeli çocuk... Bildin mi? Meğer oğlan Gülendam’ı görür görmez çarpılmasın mı kıza. Çarpılır tabii, Fatma Girik gibiydi maşallah. Nerden mi anladım? Elinin köründen Hamiyet! Milletin camını penceresini gözetlemekten dibindekinden haberin olmuyor ki senin. Dinle bak! O günden sonra bu çocuk evin etrafında ayağı yanmış tilki gibi dönmeye başladı. Kolay açılamadı kıza. Bir film çevirdiler ki sorma, tam seyirlik. Oğlan pusuya yatıp bir müddet bekledi Gülendam’ı. Kaçta çıkar, kaçta girer belledi. Sonra bir gün, kızı görür görmez tesadüfen buradan geçiyormuş gibi yapıp atladı önüne. Evvela bir zaman bakıştılar, göz süzdüler. Epey sonra görüşmeye başladılar, ben diyeyim altı ay, sen de dokuz... Gülendam namuslu kız, hemen teslim olmadı tabii. Ama şimdi öyle mi onun yaşıtları? Kızlar bir model, aynı fabrikadan çıkmış sanki. Götleri başları ayrı oynuyor, hepsi anadan üryan neredeyse, dudaklar kocaman Habeşli gibi. Yüzleri boya kazanına batmış çıkmış. Ne eve girdikleri saat belli ne çıktıkları. Büyüklere saygı desen, ara ki bulasın. Geçen ay mıydı sen hatırlarsın? Fahriye’nin kızını bir oğlanla koklaşırken yakalamıştım sabahın nurunda. Oğlan da küpeli müpeli, düşman başına bir şey. Kızın babası, anası dini bütün insanlardır bilirsin. Hemen arayıp çağırdım da adam suçüstü bastı bunları. Bak şimdi nasıl hanım hanımcık oldu kız. Abisinin peşinde evden okula, okuldan eve... Neden sokmayacakmışım burnumu Hamiyet? Bizim evladımız hepsi. Fena mı, Allah rızası için göz kulak oluyoruz şurada.

Aman aklımı karıştırma Hamiyet, sus da dinle. Yaşlandıkça senin çenenin civataları mı gevşedi nedir? Neyse, bu oğlan işi sağlama almak için kaleyi içten fethetmeye karar vermiş olacak, gün aşırı uğramaya başladı bunların eve. Tevekkeli değil, anası anladı ayağına gelen kısmetin kıymetini bir kere bile geri çevirmedi oğlanı. Gülendam’a belediyedeki işi de bu oğlan ayarlamış diyolar. Aman bizim kızın yüzünde güller açtı, ayakları yerden kesildi. Babası öldüğünden beri ilk defa böyle mutlu gördüm onu. Ama ara sıra çağırıp öğüt vermeyi de ihmal etmedim tabii. “Bak kızım,” dedim. “Eline, beline, diline sahip çıkacaksın. Sen akıllı kızsın, sakın ola tenhalarda menhalarda görüşme çocukla, oranı buranı elletme. Gökten düşmüş melek olsa erkek milletine güvenme yavrum. Kadının bir nefsi varsa, erkeğinki dokuzdur.” Pek anlamadı heralde, öyle alık alık baktı yüzüme. Kafası basmazdı kurnazlığa, azıcık safçanaydı bilirsin. Ne asıyorsun suratını ayol? Kötü bir şey mi dedik? Allah’ın bildiğini kuldan saklayacak halimiz yok ya. Oğlan da pek gayretli çıktı hani. Son zamanlarda her gün gelir oldu eve, öyle vakitli vakitsiz. İyice benimsedi bunları. Gülendam geç geliyordu bazen işten. Oğlan o gelene kadar anasının başını bekliyordu. Kız gelince de çıkıp gidiyordu. Yakışık almaz tabii daha nişan yok, düğün yok. Ama bak ağzımı açıp bir şey söylemedim. Söyler miyim ayol? Kocası öldüğünde cumbanın altına gelip avazı çıkana kadar bağırmadı mıydı bu? Neymiş efendim adamcağız benim dedikodularım yüzünden ölmüşmüş. Attığım iftiralara yüreği dayanamamışmış. Sen de namusunla otursaydın evinde, haspam! Daha da sittin sene konuşmam o kadınla.

Hamiyet ölümü gör doğruyu söyle; sen hiç benim iftira attığımı, dedikodu yaptığımı gördün mü? Ne bakıyorsun çipil çipil? Vallahi günahı boynuna kız Hamiyet. Ben gıybet etmem, olanı söylerim, o kadar. Sensin namus bekçisi! Bana ne milletin uçkurundan ayol. O kadar meraklı olsam ben de evlenirdim zamanında. Kimler, kimler istedi de varmadım. Senin rahmetlinin bile bende gözü vardı. Ben istemeyince seni aldı, ne çabuk unuttun. Sensin ihtiyar bunak. Bak vallahi anlatmam, meraktan orta yerinden çatlarsın. Tamam ayol kızma. Neyse, ne diyordum ben? Unuttum ya bak. Bu ara aklım gidip gelir oldu. Hep şu yeni haplar yüzünden. Çeşit çeşit, renk renk yazıp duruyor doktor. Ne var sanki bir gripin alıp otursak. Heh, hatırladım bak!

Son birkaç haftadır Gülendam pek iyi görünmüyordu zaten. Yüzü soldu, kaşık kadar kaldı. Hepten süzüldü, zayıfladı. Oğlan da daha az gelir oldu. Bizimki küsmüş buna herhalde, diye düşündüm. Sadece kız işteyken geliyordu. Aramızı düzelt diye anasını ikna etmeye çalışıyordu demek ki. Gülendam dönmeden de hırsız gibi kaçıp gidiyordu arka kapıdan. İnsanın aklına da kötü kötü şeyler gelmiyor değil hani, şeytan dürtüyor işte. Acaba anasıyla oğlan...

Sana yuh Hamiyet! Akıl bu geçiyor işte. Sen de biliyorsun ne kadar severdim Gülendam’ı, kendi kızım olsa ancak bu kadar yani. Telli duvaklı gelin olsun isterdim. Pek üzülüyordum hallerine biliyor musun? Ne de çok yakışmışlardı oğlanla. Acaba bir el atsam mı diye içimden geçmedi değil. Ama yok, ağzımı açmadım. Anasından bir daha azar işitmeye hiç niyetim yok.

Dün gördüm zavallıcığı en son. Bir halsiz, bir mutsuz... “Kız Gülendam nereden geliyorsun?” dedim. Alı alına, moru moruna karıştı beni görünce. Duymazlıktan geldi. Israr ettim, “Gel bakalım buraya,” dedim. Elinde bir çanta vardı, saklamaya çalıştı. “Hayrolsun yavrum, hasta mısın?” dedim. “Yok Necmiye teyze, annem için.” dedi. “Anana Allah uzun ömür versin, ne çok severmiş meğer seni.” dedim. “Senin oğlan son bir aydır aşındırdı kapısını. Akıllı çocuk kaleyi içten fethediyor. Hem anan pek sevmiş oğlanı. Gece gündüz sizde olduğuna göre... O gelip gidince ananın yüzünde güller açıyor.” dedim. Kızın yüzü sapsarı oldu. Gözlerini böyle kocaman açtı. Dur bir bardak su vereyim dememe kalmadı ki midesinde ne varsa çıkarttı cumbanın altına. Elindeki çanta yere düştü. İçindekiler etrafa saçıldı. Bir panikle toparlamaya çalıştıysa da aksi şeytan işte... Baktım böyle uzun ince bir şey ilaçların arasında. Sağlık ocağındaki ateş ölçen şeylere benziyor. Neyse işte. Günahını almayayım kızın şimdi. Yengeç gibi yan yan, yalpalayarak gitti eve. Ne olduysa ondan sonra bilmem artık. Bir uyumuşum Hamiyet, Allah seni inandırsın ikindiye zor kalktım. İşte bu vakit oldu. Vah Gülendam vah... Kim bilir niye kıydı canına? Allah taksiratını affetsin, hepimizin gideceği yer orası. Bizimki yalan dünya. Kız Hamiyet, bu akşam helva kavururlar değil mi? Pek de güzel olur aşüftenin helvası.


Arzu Anlar Saraç

211 görüntüleme4 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör