• İshakEdebiyat

Öykü- Atakan Boran- Filmin Sonunu Görmeye Mecbursun

-durmaksızın kafanın içinde

Sinemada tek başına olmayı umursamadığını söylerken umursamış olmuyor musun şimdi etrafını sarmış insanları? Başa çıkıyorsun, başa çıkmak zorundasın. Buna da alışmak zorundasın, nelere alışmadın. Uzun zaman sonra ilk defa yapacak bir işin yoktu, zamanı doldurmak zorunda hissettin. Çünkü yükümlülüklerinden azat oldun. Eş, aile, çocuk. Yok işte şimdi hiçbiri. Naim ve Nesli var bir tek. Var ama seni yalnız bıraktılar, işleri varmış. Sabah kalktın, plan yaptın. Tıpkı bir filmin içinde gibiydin, deniz kenarına gitmek, yürümek, banklarda oturmak, sonrasında sinema. Sinemaya gitmeye oldum olası heves ederdin. Daha önce sadece iki kere gitmiştin. Şimdi ise seni alıkoyan hiçbir şey yoktu. Arkadaşların gelmezse ne çıkar. Hep böyle günlerin hayalini kurmaz mıydın? Bir başına, keyfine göre. Yine de diyorsun, Naim ve Nesli eşlik etseydi hiç fena olmazdı. Gelselerdi beraber izlerdiniz, daha rahat ederdin. Yanında yörende çiftler varken. Arka koltuklarda öpüşüp koklaşanlar. Film izlemek için geldin sen. İnsanlar ne düşünürse düşünsün. Yadırgayacakları varsa yadırgasınlar seni. Nereden bilecekler, kimsin, kafanın içinden neler geçiyor. -filmde bir kadın intihar etti Annen seni yalnız bırakmıştı. Üstelik bile isteye. İnsan zorla avuç dolusu ilaç içmez ya. Ağrısı çoktu dediler sana, ağrısı geçsin diye fazladan içmiş ilaçları. İşte bu yüzden artık sadece babanla yaşayacaksın. Baban kendini alkole verdi, sen kendini hiçbir şeye veremedin. Geceleri bir başına kaldın bazen günlerce. Evin içinden sesler geldi, cin, peri sandın. Korkudan karabasan dolu gecelerde, kesik kesik uykularla… Okulda nasıl başarılı olacaktın ki? Halalar, teyzeler nasihat verdi. “Kadın kısmı” diye başlayan. Tez zamanda evlenmekti çıkış yolu, öyle sandın. Mesut görmüş geçirmiş. İkinci evliliği. Sen görmemiştin, Mesut ucundan bucağından gösterdi dünyayı. Yalan yok başlarda sevmiştin. Onu başka kadınlarla paylaşmak zorunda kalana kadar. Geceleri gelmediğinde nerede olduğunu biliyordun. Baban gibiydi o da. Babanın kadeh arkadaşıydı. Baban demişti, bir arkadaşım evlenmek istiyor senle diye. Sen kendini henüz çocuk sanıyordun. -takip edemedin kim kimi niye vurdu Filmin böyle vurdulu kırdılı olduğunu bilseydin gelmezdin. Gelmiş bulundun. Kalkıp gidemezsin. Karanlıkta ayaklanıp insanların dikkatini dağıta dağıta. Çiftlerin karşısında bir başına. Cesaret edemezsin. Hem buradan gidip ne yapacaksın. Günler çok uzun. Yalnızlığa henüz alışamadın. Bir de az uyuyorsun. Yine bir silah sesi filmde. Kan, kan ve kan. Sen kan görmek istemiyorsun. Buraya bunun için gelmedin ki. Düşüncelerden uzaklaşayım, diğerleri gibi normal insanlar gibi vaktimi geçireyim diye geldin. Sorumluluklarından kaçan annenden, pavyonlara kaçan babandan, babanın müridi Mesut’tan kaçmak için geldin. Evde zaten onları düşünüyordun. Bir işin, meşgalen de yok henüz. Naim sağ olsun, seni açıktan liseye yazdırdı. Sadece dersler kafanı dağıtıyor. Başarılı bir öğrenci değilsin. Bahanelere lüzum yok, özellikle matematiği bir türlü anlayamıyorsun. Edebiyat ilgini çekiyor sadece. Sana farklı bir dünya sunuyor. Gitmediğin, bilmediğin dünyalar. Eskiden de okumaya çalışırdın. Mesut kitaplarını çöpe atmasaydı, daha da çok okurdun. Dünyan çöplükler olmasaydı. Çöp masallarında kaybolmasaydın. Mesut’u hem de Mesut’un silahıyla vurmasaydın… Nefsi müdafaa.

-ne diye geldin o zaman buraya Ürperdin, film araya girince. Karanlık seni gizliyordu, açığa çıktın sanki. Niyeyse çevrendekilerden gözlerini kaçırmadın. Hatta erkeklere daha detaylı baktın. Mesut sanki burada bir yerdeydi. Sinemaya kendi isteğiyle gelmezdi gelmesine de onu parmağında oynatan kadınlara karşı boynu kıldan inceydi. Sen o kadınlar gibi değildin. Mesut sana karşı onlara davrandığı gibi davranmıyordu. Mesut’un ilgisinin kırıntılarıyla avunuyordun. Diğer kadınlardan arta kalanlarla. Böylesi sana müstahaktı. Annen niye yalnız bıraktı seni, işte bu yüzden. Baban niye babalık etmedi sana? Ya Mesut? Bir başına yaşadın. Naim ve Nesli destek oldular sadece. Kapı komşuların. Mesut’un bir onlara borusu ötmüyordu. İkisi de polis. Yapabilecekleri bir yere kadar tabii. Şikâyet et, boşan demek kolaydı. Aynı evde aynı yatakta sendin Mesut’la. Kaç gece ellerini boğazında hissettin. Güç bela anlardın hayal olduğunu. -aradayken çıkmadın şimdi filmin sonunu görmeye mecbursun Bazen gücün nereye kayboluyor bilmiyorsun. Hep on bir yaşındasın sanki. Kendini en güçsüz, en çaresiz hissettiğin anda. İhmal edilmiş bir çocuk. İhmal edilmiş çocuklar suça daha meyilli olurmuş. Keşke daha önce meyilli olsaydın. Mesut sana ilk el kaldırdığında. Keşke Naim ve Nesli gibi güçlü olsaydın. Mesut onlardan çıkaramadığı hıncı senden çıkarıyordu. Naim’le mi yatıyorsun demişti bir keresinde. Gururun da kırıldı, kemiklerin gibi. Ne önemi vardı. Katlandın. Filme de katlanıyorsun. Çıkmaya cesaretin yok işte. Reklamlarda gördün diye filmi bir şey sanmıştın. Sen hep sanırdın zaten. Mesela Mesut’u babana şikâyet edince bir şey olacağını sanmıştın. Baban yatalak olunca ona gizliden gizliye eziyet edeceğini. Mesut’u zehirleyebileceğini. Annenden ve herkesten hesap sorabileceğini… Kimseyi, şu sinemadaki çiftleri bile umursamayacağını. -kader diye bir şey yok sen annen değilsin Çocuğuna annelik yaptın, annenin sana yapmadığı gibi. Telafi etmek için. Gerçeğin yerini tutmasa da... Telafi ediyordun, bugün ile geçmişi. Daha az geçmişte yaşıyordun. Serhat sayesinde. Onun sayesinde katlanıyordun belki tüm olanlara. Baban gibi olmasın, babası gibi olmasın diye uğraşıyordun. Erkekliğini bir şey sanmasın istiyordun. O ise babasını örnek alıyordu. Mesut sana nasıl davranıyorsa bacak kadar çocuk da öyle davranıyordu. Kabullenemiyordun bunu işte. Dünyaya yeni Mesutlar gelmesin diye Mesut’tan habersiz doğum kontrol hapı içiyordun. Nesli veriyordu sana gizli gizli. Serhat’ı çok sevsen de Mesut’u anımsatan davranışları içini yiyip bitiriyordu. Mesut hayatınızdan çıksaydı böyle olmazdı. Her şeyi rayına sokardın. Seni dövdüğü gece, komodinin üstündeki silahı alıp ateşledin. Mesut uyuduğu gecelerde çok kere eline alıp incelemiştin. Hapiste kaldın bir süre. Nihayetinde nefsi müdafaa dediler. Darp izleri. Naim ve Nesli’nin ifadeleri, desteği… Serhat’ı senden aldılar. Kuruma verdiler. Ona tekrar kavuşmak istesen de süreç uzundu. Kim bilir ne zaman… -annen gibi yalnız mı bırakacaksın çocuğunu Filme bir türlü odaklanamayınca düşünceler yine kafanda uçuştu durdu. Soluk alıp vermen güçleşti. Kalbin sanki yerinden çıkacak gibiydi. Yine atak gelmişti işte. Doktorun dediği gibi derinden nefes almaya, olumlu düşünmeye çalıştın. İşe yaramıyordu. Öleceğini düşünüyordun durmaksızın. Ölünce Serhat’ı bir başına bırakacağını. Onun da senin gibi annesiz kalacağını. Üstelik Serhat da henüz on bir yaşındayken. Yaşadığı şeyler yetmezmiş gibi. Babasının katili annesi değilmiş gibi. -kadın fenalaştı, ambulans çağırın çabuk.


Atakan Boran

147 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör