top of page
  • Yazarın fotoğrafıİshakEdebiyat

Öykü- Aziz Erdoğan- Adem’in Üç Hâli

1.

Horozun sesiyle kalktı. Saate baktı. Erkendi daha. Biraz daha uyumak istedi ama yapamazdı. Tören vardı bugün. Erken gidilecekti. Geç kalırsa kimseyi yetiştiremezdi okula. 

“Zekiye kız, nerde benim kravatım?”

“Bilmiyom, dün boynundaydı.”

“Çok komiksin Zekiye, sinir etme insanı da gördün mü onu de.” 

“Görmedim.”

“Yav madem görmedin, desene görmedim diye. Neye uzatıyon? Bana laf sokmak için zemin mi hazırlıyon?”

“Hee.” 

“Heee. Yav bi git Allah aşkına. Sabah sabah hiç uğraşamam senlen. Ben çıkıyom. Kravatı bulunca Ali’ylen gönder.”

“Kahvaltı etmeyecen mi?” 

“Yok, insanda iştah mı bırakırsınız? Zehir zıkkım olsun, boğazınızda kalsın e mi?”

Servisi temizledikten sonra güzel kokular sıktı arabaya Adem. O kokudan kendine de sıktı. “Koku, kokudur,” dedi. 

“Günaydın Adem.”

“Günaydın Ayşe Hanım, erkencisiniz bugün.”

“Ee, tören var ya bugün, ondan. Araba ne güzel kokuyor böyle?”

“Sizden yayılan kokudandır o.” (Bıyıklarını burdu, araya kaçan erkekliğini düzeltti. Sol eli cebinde, sağ elinde tespih.) 

“Ne, anlamadım?”

“Parfüm diyorum, yeni sıktım. Lavantalı. Onun kokusu. Kırmızı da çok yakışmış Ayşe Hanım. Ateş ediyorsunuz vallahi.”

“...” 


2. 

Alarmın sesiyle uyandı. Saate baktı. Erkendi daha. Biraz daha uyumak istedi ama yapamazdı. Biraz daha uyumak istedi ama yapamazdı. Tören vardı bugün. Erken gidilecekti. Geç kalırsa kimseyi yetiştiremezdi okula. 

“Zekiye, nerede benim kravatım?”

“Kirlenmişti, makineye attım. Bugün başka tak.”

“Ya Zekiye, niye bana haber etmiyorsun? Bu takıma diğer kravatlar olmuyor ki. Diğer takım da kirli. Kuru temizlemeye gidecekti hem. Göndermedin tabii. 

“Takım giyme sen de canım. Tören senin törenin mi? Hem sen kime süsleniyorsun bakalım?”

“Kime süsleneceğim hanım? Beni biliyorsun, her tören günü takımı çekmez miyim?”

“Ben bilmem, hele bir göreyim gözünün dışarı kaydığını, aha bu çatalı gözüne sokarım.”

“Tamam tamam, çıktım ben.

“Kahvaltı yapmayacak mısın?”

“Yok. Yolda yerim bir şeyler, size afiyet olsun.”

Servisi temizledikten sonra oturdu Adem. Hocaları beklemeye başladı. Hocaları bıraktıktan sonra kahveye uğramayı, yeni takımıyla hava atmayı geçirdi içinden. 

“Günaydın Adem.” 

“Günaydın Ayşe Hocam, geciktiniz bugün. Hep ilk gelen siz olurdunuz oysa ki.”

“Sorma Adem. Süslü’ye mama almayı unutmuşum. Sabahın köründe, market market dolaşıp mama aradım. Anca gelebildim. Geç kalmadım ya, buna da şükür.” 

“Ne kadar bu mama hocam, ayıptır söylemesi?”

“350 lira.” 

“350 lira. Hayvana bak, ağzının tadını bizden iyi biliyor.”

“Ne, anlamadım?”

“Mama fiyatları diyorum, almış başını gidiyor.”

“Aynen öyle, bir de bu en ucuz mama. Sen bir de diğerlerini gör.” 

“...”


3.

Karısının öpücükleriyle uyandı. Saate bakmadı. Dursun istedi o an, bitmesin hiç. Biraz daha uyumak istedi ama yapamazdı. Tören vardı bugün. Erken gidilecekti. Geç kalırsa kimseyi yetiştiremezdi okula ama  umurunda değildi. Zekiye’nin parmakları saçlarına karışmıştı bir kere, dudakları dudaklarına. 

“Zekiye, kız,  bugün ne kadar da güzelsin!”

“Aşk olsun Adem!  Ben hep güzel değil miyim?”

“Güzelsin tabii, güzel olmaz mısın? Ama bugün daha da güzelsin. Yüzüne, gözüne renk gelmiş. Mis törkiy först olmuşsun.”

“Öyle miii?”

“Öyleee. (Adem’in salyaları yorgana akıyor, Zekiye karşısına geçmiş, mankenlik yapıyordu.) “Bu iç çamaşırını yeni mi aldın?”

“Dün aldım. Sen beğenmiştin ya.”

“Gel buraya, deneyelim. Bakalım kaliteli miymiş? 

“Kahvaltı hazırlamıştım, soğuyacak amaaa.”

“Bırak şimdi kahvaltıyı. 

“Hem bak, telefonun çalıyor.”

“Bırak çalsın, susar şimdi.”

“Önemlidir belki, alıp geliyorum.”

“Hay telefon gibi, eee, kimmiş?”

“Çırağın.”

“Efendim Ozan”

“Abi nerdesin, tüm hocalar seni bekliyor. Sabahtan seni arıyorum.”

“Sessizde kalmış oğlum telefon. Hem ben sanayideyim şimdi. Makine yağ bağlamış, balatalar gitmiş, tüm takımı değiştirmek lazım. Araba yola çıkamaz hâlde. Bir güzel baktırmak lazım. Ayşe hocayı ara, Pekmezli servisi ile gitsinler bugün.  Arabayı sanayiden aldıktan sonra ararım ben zaten. Tamam mı aslanım?” 

“Tamam abi.” 

Zekiye konuşmadan memnun, hafif nazlanarak hafif de kırıtarak Adem’in kulağına üfledi.

“Hangi makineymiş o yağ bağlayan bakalım?”

“Gel sana göstereyim.”


Aziz Erdoğan

0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page