• İshakEdebiyat

Öykü- Korkut Kabapalamut- Yokluk Meleği

Yokluk Meleği’nin ne zaman gelip ne zaman gideceğini önceden asla kestiremezsiniz. Tamamen onun keyfine kalmış bir şey. Bunu baştan kabullenmezseniz ondan sonsuza dek mahrum kalırsınız. Zaten size belleteceği ilk ve altın kural budur. Onun patronajını sorgulamaksızın, hatta hoşnutlukla kabul etmek boynunuzun borcudur. Sizinle polemiğe girmez, buna tenezzül etmez, söyleyeceği şeyi lütfedip yalnızca bir kez, buyurgan bir edayla söyler, reddedilebileceği ise aklının kıyısından bile geçmez. Hayatı boyunca böyle bir deneyim yaşamamıştır. Zarif, ışıktan kulakları hayır sözcüğünü asla, kimseden işitmemiştir. Sanki durmaksızın şımartılmak ve tapınılmak için yaratılmış, hamuru bunun için yoğurulmuş gibidir. Belki de yaratılmamıştır, hatta var bile değildir, yalnızca uzak ama heyecan verici, kimliği meçhul birinin hastalıklı hayallerinde nasılsa vücut bulmuş göz alıcı, gizem dolu bir olasılıktır.

Yokluk Meleği arada bir bana uğrar. Yalnızca geceleri, kör karanlıklarda, ben bir şeytan kadar mutsuz, yaslı, yalnızken. Bana halimi hatırımı sorar, ben doğallıkla ona bir şey soramam, anlatamam, buna cesaret edemem, zaten yasaktır, herkes gibi salt onun sorularına en doğru, ikna edici karşılıkları vermeye çalışmakla, onun billur sesiyle anlattıklarını dikkatle, saygıyla dinlemekle, belleğime kazımaya çalışmakla yetinirim. Ama bu kadarı bile zevkten başımı döndürmeye, çoğu zaman ağır bir çuval gibi sırtımda gönülsüzce gezdirdiğim zehirli varoluşumu anlamlandırmama yeter de artar... Zamanlaması iyi değildir, sanki mahsus yapıyormuş gibi, hep siz bir şeyler üzerinde dikkatle, uzun uzun çalışır ya da kafa yorarken çıkagelir. Acaba rahatsızlık veriyor olabilir miyim? diye hiç sormaz, düşünmez, eyvah biçimsiz bir saatte mi geldim yoksa? demez, iki eliniz kanda bile olsa derhal bırakıp onunla ilgilenmek ya da onun ilgisine lâyık olmaya çabalamak zorundasınızdır artık. O siz olmadan da kusursuz, mutlu bir melektir ama siz onsuz asla gideremeyeceğiniz bir eksikliğe, yakıcı, derin bir susuzluğa ömür boyu yazgılısınızdır.

Yokluk Meleği, şimdi ne yalan söylemeli, son derece kendini beğenmiş biridir. Tabii bunu size açık açık söylemez. İma dâhi etmez ama hal ve tavırlarından, vücut dilinden sizin bunu derhal ve kesin biçimde anlamanızı, kendisine her daim ona göre davranmanızı ustalıkla sağlar. Onu, tercihlerini, kadim alışkanlık ve eğilimlerini asla eleştiremez, yargılayamazsınız, haddinize değildir hiç, tam tersine en özgün övgüleri, aydınlık, gönül çelici sözleri, iltifatları akıl edip her fırsatta bıkıp usanmadan ona yağdırmak görevinizdir. Bu iş katiyen ihmale, ertelemeye gelmez. Tanrı esirgesin, size bir kez darılacak olursa, ona olan sınırsız hayranlığınızdan, tanımlanamaz yoğunluktaki aşkınızdan kuşkuya düşerse artık istediğiniz kadar dövünün, gece gündüz yana yakıla özürler dileyin, başınızı taşlara, duvarlara vurup acımasızca parçalayıp kanatın boşuna, geçmiş olsun, bir daha asla ziyaretinize gelmez, sizi sonsuza dek unutur, belleğinden köklerinizle beraber kavrayıp nefretle söküp atar. Merhamet göstermez. Affetmek, anlayış ve büyüklük sergilemek kitabında yoktur. Sayısız âşığı vardır. Zaten kabul edersiniz ki ölümsüz bir varlık için de kaçınılmaz bir şeydir bu.

Yokluk Meleği... Pek çok bahtsız benzerim gibi ben de onun adını kendi kendime sık sık, yerli yersiz sayıklar ve tekrarlarım. Bu son derece keyiflidir. Meditasyon gibi rahatlatıcı, esenlik ve huzur verici bir şeydir. Kötü geçen bir günün sonunda o olumsuz enerjiden, yorgunlukla yılgınlıktan çok uzun bir süre için tümüyle arınmanızı sağlar. Sanki yeniden doğmuş ya da harika bir şiire ilham kaynağı olmuş gibi taptaze, minnettar hissedersiniz kendinizi. Şimdiye dek işe yaramadığı görülmüş, işitilmiş değildir bu yöntemin. Her kapıyı açan bir maymuncuk gibidir onun adını zikretmek, onu her olanakta uzun uzun, özlemle düşünmek, yâd etmek. Bakarsınız, adını yeterince aşkla anarsanız çıkıp gelir, bir anda odanızda belirip, bezdirici yalnızlığınıza kısa ama eşsiz bir mola olur. Böylelikle o mucizevi ziyaretlerinin ışıltılı zincirine yeni, sağlam bir halka daha eklenir. Hatta olmaz ya belki de kuğu gibi uzun, zarif boynuyla aniden uzanıp yanağınıza utangaç bir öpücük bile konduruverir, onun tarafından takdir edildiğinizi ve sizden razı olunduğunu tüm varlığınızla kesin biçimde hissedersiniz işte o zaman.

Yokluk Meleği var mıdır yok mudur, elbette hiçbir zaman kesin olarak bilinemez. En azından ben fakir bunu bilemem, bir tahminde bile bulunamam. Zira ona asla dokunamazsınız. Hatta yanına iki üç metreden fazla yaklaşamazsınız. Bunu yapmaya kalkışırsanız size korkunç derecede kinlenip öfkelenir, anında bir intikam meleğine dönüşür, ağzıyla gözlerinden alevler saçılır, o güzelim, beyaz ışıktan bedeni devasa, ürkütücü boyutlara erişir, uzun kanatlarıyla üzerinize kapanan can alıcı vahşi bir kuştur artık o andan itibaren. Onun keskin, çevik pençelerinden kurtulmanız söz konusu bile olamaz. Boş yere kaçmaya, değersiz canınızı kurtarmaya çalışmayın. Yalnızca, onun sizi kendi uğurlu ve gizem dolu varlığına eklemesine izin verin. Böylelikle, siz de Yokluk Meleği’nin zamanın başlangıcından bu yana acımasızca yuttuğu sayısız âşığından biri olun. Yakınıp durduğunuz yalnızlığınızdan böylelikle sonsuza dek kurtulun.


Korkut Kabapalamut

80 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör