• İshakEdebiyat

Öykü- M. Bülent Bingöl- Serbest Bölge

“Üç harfli değil mi?”

“Üç harfli ama yaz olmuyor.”

“Oku oluyor mu?”

“Biri yalan yanlış doldurmuş. Ulan madem bilmiyorsun, bulmaca çözmek senin neyine.”

“Bağırma duyacak.”

“Kim duyacak be?”

“Komiser, komiser çözüyordu.”

“Tamam tamam.”

Komiser içeri girdi. Bulmacayı arıyordu ama çaktırmadı. Polislerden biri bulmacayı saklamıştı. Komiser üzerinde bir telefon şirketinin adı yazılı kalemini çıtlatıp üst cebine koydu. Sessizlik komiserle beraber koridora çıktı. Karakol sakindi. Komiser odasına gitti ve yapay deri koltuğuna oturdu. Sessizliği telsiz cayırtısı bozdu.

“Şahıslar alındı. Karakola doğru yola çıkıyoruz. Tamam.”

Komiser çay istedi. Çay gelmeden odası dolmuştu.

“Komiserim serbest bölgede şey yaparken yakalanan kişiler bunlar.”

“Ne yaparken, oğlum? Ne yaparken yakalanmışlar, söylesene.”

“Şey… Sevişiyorlarmış.”

“Tamam siz çıkın. Siz de oturun bakalım şöyle.”

Üçüncü bir şahıs polislerle beraber çıkmamıştı. Ayakta, komiserin gözlerinin içine bakıyordu.

“Hadi bu arkadaşlar sevişiyordu, senin ne alakan var?”

“Efendim ben şirketi temsil ediyorum.”

“Hangi şirketi?”

“Bu bayanın çalıştığı şirketi.”

“Tamam sen de otur. Bize dört çay gönderin. Alo size diyorum!”

“Komiserim çayınız gelmedi mi?”

“Gelmedi. Çayları dört yapın.”

Kapı açıldı. Hizmetli elinde bir bardak çayla girdi. Komiserin masasına bıraktı. Hizmetli çıkarken bir polis memuru dört çayla içeri girdi. Komiser bir şey diyecek oldu vazgeçti. Çayını karıştırırken odadakileri şöyle inceden süzdü.

“Evet anlatın bakalım. Ne oldu?”

Üçü birden konuşmaya başlayınca komiser, “Hop!” dedi.

“Teker teker. Önce bayan konuşsun.”

“Komiserim biz evliyiz. Canımız serbest bölgenin ortasında sevişmek istedi, seviştik. İşte evlilik cüzdanımız.”

“Evlilik cüzdanını hep yanınızda mı taşırsınız?”

“Evli çiftler evlilik cüzdanını yanlarında taşıyamazlar diye bir kanun mu var?

“Hayır. Sadece pek görülen bir şey değil. Neyse devam edin.”

“Devam edecek bir şey yok. Kocamla gündüzden kararlaştırdık. Mesaimin bitmesine yakın geldi. Ambarın arkasında bekledi. Ben paydos edince ambarın yanındaki paletlerin arasında sevişmeye başladık. Daha öpüşürken bekçi bizi yakaladı. Eşimin tel örgülerden girişini görmüş. Ne yapacak diye merak edip sinsice takip etmiş. Biz paletlerin arasında fingirderken bağırmaya başladı.

“Ne diye bağırdı?”

“Orospular! Orospular!”

“Ne yapıyorsun kızım? Niye bağırıyorsun?”

“Siz dediniz ya.”

“Ben bağır demedim. Ne diye bağırdı dedim. Neyse bekçi niye gelmedi?”

“Vardiyam bitmeden gelemem dedi.”

“Kızım öyle bir anlatıyorsun ki sanki serbest bölgenin ortasında sevişmek çok doğal bir olay.”

“Doğal olmayan ne var bunda anlayamıyorum.”

“Bak şimdi.”

“Komiserim.”

“Efendim.”

“Karım biraz kızgın. İzin verin ben daha usturuplu anlatayım. Ayrıntılar önemli.”

“Ayrıntı mı? Aman oğlum, fazla ayrıntıya girecek bir durum yok. Kerestelerin arasına girmeden bir de sen anlat.”

“Komiserim, biz serbest bölgenin arkasındaki çok katlı konutlarda oturuyoruz. Evimiz bir artı bir. Annemlerle kalıyoruz. Kira vermeyelim diye aldık. Paramız bir artı bire yetti. Büyüklerimiz karar verdi, bir şey diyemedik. Sizin anlayacağınız, özür dileyerek söylüyorum kıç kadar evde annem, babam, kız kardeşim ve biz beraber yaşıyoruz. Küçük oda bizim, annemler salonda yatıyorlar. Duvarlar kâğıt gibi göz kırpsan duyuluyor. Evlendiğimizden beri karımla rahat rahat birlikte olamadık. Sessiz olacağız diye ikimiz birden bel fıtığı olduk. Karımda kayınfobi başladı.

“Af buyur, o nedir?”

“Yani evin içinde kayınvalide, kayınpeder olunca yakınlaşmaktan korkma, sakınma, kaçınma.”

“Valla bir yaşıma daha girdim.”

“İşte mevcut şartlar böyle olunca b planına geçtik. Serbest bölgeyi seçtik. E adı üzerinde serbest bölge.”

“Tel örgülerden nasıl girdin?”

“Daha önceden araştırdım. Tel örgülere yakın mukavva kutuların katlanıp atıldığı bir yer var. Kahveden iki arkadaştan rica ettim. Beni altı okka marifetiyle mukavva öbeğinin üstüne attılar. Ona on vardı.”

“9:50 diyelim.”

“Biraz bekleyip karımın tarif ettiği ambarın yanındaki tahta paletlerin arasına saklandım. İş çıkışı yanıma geldi. Tam olarak başlamadan bekçi bizi yakaladı. Kimseye bir zararımız olmadı. Rahatsızlık da vermedik. Şartlar bizi buna zorladı. Lütfen anlayış gösterin. Bu işi burada tatlıya bağlayalım.

“Valla hak vermedim desem yalan olur.”

“Olmaz!”

“Ne olmaz? Sen ne karışıyorsun be adam.”

“Sayın amirim şirketimizin prensipleri var. Küresel bir Amerikan şirketi böyle bir olaya göz yumamaz. Tutanak tutup işlem yapmanız lazım. Lazım ki bayanın işine son verebilelim. Yoksa kötü örnek olur hafazanallah.”

“Bu kadar çabuk nasıl haberin oldu Şirket Bey?”

“Bekçi aradı.”

“Ulan ne bekçiymiş be! Yoksa bekçi Amerikalı mı?”

“Hayır komiserim, orijinal Türk.”

“Bak Şirket Bey, gençleri dinledin. Mazeretleri var, işgüzarlık yapma. Kimseye bir şey söylemeyiz. Biliyorsun karakolda olan karakolda kalır.

“Bakın anlamıyorsunuz. Serbest bölgenin farklı kanunları vardır. Evli olmaları bir şeyi değiştirmez. Mesela bizde evli kadınlar hamile kalmak için bile sıraya girerler.”

“Hamilelik nereden çıktı. Gençler soyunmadan bekçi gelmiş zaten.”

“Sayın komiserim, evli de olsalar serbest bölge sınırları içinde bırakın sevişmeyi böyle bir şeye tevessül dahi edemezler. Hatta hayal bile etmeleri fesih sebebidir.”

“Anladım sen hukukçusun. Dilin biraz eski telden çalıyor.”

“Evet efendim. Şimdi konumuza dönersek, bu bayanın işine son vermemiz için tutanak tutulmalı ki tazminat alamasın. Şunu bilgisayarınıza sokarsanız…”

“O ne be?”

“TBF.”

“Ne demek tebefe?”

“Taşınabilir bilgi fitili.”

“E ne yapacağım ben bunu?”

“Bilgisayarınızın ilgili yerine sokarsanız, yani takarsanız uluslararası yasalardan aldığımız yetkileri ve serbest bölgelerde uygulanan kuralları yazılı ve resmi olarak görebilirsiniz.”

“Fitili takmam gerekiyor?”

“Evet efendim.”

“Ulan ben elli yaşıma kadar ne fitil kullandım ne herhangi bir eşyama fitil soktum. Nöbetçi!”

“Buyurun komiserim. Alın şu herifi nezarete. Hemen tutanak tutun. Görev başındaki memura ve devletin bilgisayarına cinsel tacizde bulunmak. Tırnak içinde, ‘Fitil sokmaya tam teşebbüs’ yazın.

“Sayın komiserim, büyük bir hata yapıyorsunuz. Serbest bölge…”

“Yerim senin serbest bölgeni! Burası devletin karakolu. Burada hiç kimse, hiçbir şeye benden izinsiz fitil sokamaz. Böyle bir girişimde bulunamaz, teklif dahi edemez!”


M. Bülent Bingöl

166 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör