• İshakEdebiyat

Öykü- Murat Tenyaşa- Annemin Sesi

Annem de babam da eve geç gelmemden nefret eder. Fakat o gece onlar da geç geleceğinden bir istisna yapma şansım vardı. Ben de geç saatlere kadar arkadaşlarımla eğlenerek bu şansı sonuna kadar kullandım. Eve girdiğimde ışıklar yanmıyordu. Büyük ihtimalle ya henüz gelmemişlerdi ya da gelir gelmez yataklarına serilmişlerdi. Annemin mutfaktan gelen sesiyle tahminlerimin yanlış olduğunu anladım.

“Okan, yanıma gel. Acil konuşmamız lazım.”

Ses tonundan azar yiyeceğim belliydi. İstemeye istemeye mutfağa doğru yöneldiğimde tekrar annemin sesini duydum. Bu sefer oturma odasından geliyordu.

“Okan, sakın mutfağa gitme. O ben değilim.”

Alkollüydüm, ama hayaller görecek kadar değil. Ne olduğunu anlamamak içimde bir korku ve ürpertiye sebep oldu. Mutfağa mı gitmeliydim, yoksa oturma odasına mı? Yoksa evden kaçmalı mıydım? Bunu yapamazdım, çünkü annemin başı belada olabilirdi. Kararsızlık ve endişe hareket etmemi engelliyordu. O anda birisi beni kolumdan çekip oturma odasına doğru sürükledi.

Annem telaşla koşturuyor, bir yandan bana olanları açıklamaya çalışıyordu.

“Ne olduğunu anlamadık, birden babana saldırdı ve onu bıçakladı. Yüzünü göremedik. Ben buraya kaçtım, ama dışarı çıkamadım. Tam o anda sen geldin. Baban hala yaralı ve onun yanında.”

“Anne, polisi neden aramadın?”

“Telefonlarımız arabada kaldı.”

“Ben ararım şimdi.”

Telefonumu çıkartıp 155’i çevirecektim ki, annemin sonuna kadar açılmış ve dehşetle arkama doğru bakan gözlerini gördüm. Kafamı çevirir çevirmez üzerime doğru hızla sallanan bıçağı fark ettim. Ellerimi kendime siper ettiğimde telefon yere düşmüştü. Annem, siluetinden bir kadına benzettiğim psikopata masanın yanında aldığı sandalyeyi fırlattı. Tam isabet ettirmişti. Yerden telefonu alıp oradan kaçtık.

Mutfağa, babamın yanına koştuk ve kapıyı kilitleyip her ihtimale karşı buzdolabını barikat olarak kullandık. Geniş mutfağımıza iyice göz gezdirdim, fakat babamı göremedim. Ortalıkta kan da yoktu. Eve girerken de herhangi bir yerde kan izlerine rastlamamıştım. Anneme döndüm:

“Babamın bıçaklandığından emin misin?”

“Evet, gözlerimle gördüm.”

“Öyleyse nerede? Hiçbir yerde kan da yok.”

“Bilmiyorum, belki başka bir yere taşımıştır.”

O sırada kapı zorlanmaya başladı. Dışarıdan yine annemin sesi geliyordu.

“Okan, oğlum, evladım. Aç bakayım kapıyı. Hadi, kırma anneciğini.”

Bu nasıl bir taklit yeteneğiydi? Ünlü insanların seslerinin taklit edilmesine lafım yok, ama annem kendi halinde bir ev hanımıydı. Neden birileri onun sesini taklit etmek için çaba harcardı ki? Bu kadın ne istiyordu ve beni aptal mı sanıyordu?

Annem mutfak tezgahına oturmuş, yere bakıyordu. Gidip yanına oturdum ve ellerini tuttum.

“Üzülme, şimdi polisi arıyorum.” dedim ve telefonumu çıkardım.

Ben telefonu elime alır almaz çalmaya başladı. Babam arıyordu. Çok sevinmiştim ve içim rahatlamıştı. Demek ki, başına kötü bir şey gelmemişti. Sevinçle telefonu açtım:

“Okan, eve geldin mi? Benim telefonumun şarjı bitti, babanınkinden arıyorum. Biz eve geliyoruz. Yarım saate yanındayız. Öpüyorum seni.”

Annemin sesiydi. Gerçek annemin sesi.

Solumda oturan kadın elimi daha sıkı tutmaya başladı. Kafamı sol tarafa çevirip ona bakmak istemiyordum.


Murat Tenyaşa

75 görüntüleme