• İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması- Dilek Karaaslan

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Öykü yazmaya 2014 yılında başladım. O dönem iş yaşamım oldukça kaotik ve sorunluydu, sağlık açısından çok zor bir dönemi yeni atlatmıştım. Psikolojimi düzeltmek ve enerjimi doğru bir alana kaydırmak için bir şeyler yapmam gerekiyordu. Önce gelişigüzel yazmaya, ardından çeşitli yazı ve edebiyat atölyelerine katılarak kendimi geliştirmeye başladım.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

En başında kısa öyküler yazarak daha üretken olabileceğimi, roman yazmanın çok daha zor olduğunu düşünmüştüm. Hatta roman yazmak için bile kısa öyküyle başlamak gerektiği gibi bir zan içindeydim. Zamanla bir şeyler öğrendikçe ve edebi melekelerim geliştikçe öyle olmadığını, aslında zor olanın etkileyici, kısa öyküler yazmak olduğunu düşünmeye başladım. Cortazar’ın söylediği gibi, “Roman sayıyla alır, öykü nakavt eder.” Ama bu etkiyi yaratacak öyküleri yazabilmenin hiç kolay olmadığını, çok çalışmak gerektiğini düşünenlerdenim.


3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

Sanırım derece aldığım çeşitli yarışmaların seçki kitaplarında yayımlandı ilk öykülerim. Dergi veya edebiyat portalı olarak cevaplamam gerekirse, ilk yayımlanan öyküm, Edebiyat Haber sitesinde, “N’aber,” isimli öykümdü. Elbette tarifi mümkün olmayan bir sevinçti benim için. Yazıyordum ama şimdi okunmaya da başlayacaktım. Kendimi Nobel kazanmış gibi hissetmiştim birkaç gün boyunca.


4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Öykülerin sayısı artıp bir kitap boyutunu geçtikten sonra artık bir sonraki aşamanın basılması olduğunu düşünmeye başladım. Öykülerin içinden dosyaya almak istediklerimi seçtim. Seçerken belli bir tema duygusundan çok kafamda bir bütünlük oluşturan öyküleri seçmiştim ama sonunda baktım ki hep bu toplumda kadın olmanın farklı hâllerini, tacizi, yalnızlığı, yaşlılığı, ölümü, göçü yazmışım ve seçmişim. Dolayısıyla öyküler kendiliğinden kadınlığın çeşitli hâllerinden oluşan bir bütün oluşturdu.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Maalesef, bu söylediklerinizin hepsini fazlasıyla yaşadım. Dosyam hazır olduktan sonra basımı için iki yıla yakın bekledim. Hatta bu süre içerisinde dosyamı tekrar tekrar gözden geçirip defalarca yeniden çalıştım. Hiç dönmeyenler, nazikçe reddedenler olduğu gibi çok garip yanıtlar veren yayınevleri de oldu. Artık yapamayacağımı düşünerek vazgeçmek üzereyken birkaç yayınevi sürpriz bir şekilde arka arkaya döndü.


6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Aslında bu konuda çok deneyim sahibi olmadığım için başlangıçta hiç göndermemem gereken adreslere de gönderdim. Oysa dosya gönderdiğim yayıneviyle benim yazdıklarımın çizgisinin bir yerde buluşması, dosyamın en azından onlara sempatik gelmesi gerekiyordu ama dediğim gibi bunları sonradan öğrendim. Çok acemiydim. Mevcut yayınevim Edisyon Kitap. Genç bir yayınevi, dolayısıyla enerjik, esnek, çözüm odaklı. İyi ki, yolum onlarla birleşmiş ve onları bulmuşum. Gerek editörüm Ferhat Uludere, gerekse tüm ekip, çok iyi anlaşıyoruz. Her şeyden önce bir dostluk ilişkisi var artık aramızda. Onlar bana inanıp güvendiler ve bir şans verdiler. Ben de onlara bunun karşılığını verebilmek isterim açıkçası.


7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Bir şeyler önerme kısmı biraz iddialı olabilir ama kendi izlediğim yolu söyleyebilirim. Okumak, okumak. Nitelikli okumak. İyi öyküler okuyup analiz etmek. Dünyanın her yanından iyi öykücüleri ve farklı disiplinleri bir arada okuyup kendini yetiştirmek. Yazmak için önce kabın biraz dolmasını beklemek ama bu arada yazmayı hiç bırakmamak diyebilirim.

95 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör