• İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması: Erdem Yılmaz

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Net bir tarih veremesem bile birkaç yıl önce olduğunu söyleyebilirim. Lise ikideydim ve pandemi henüz patlak vermemişti. Tüm ergenler gibi benim de kendime yahut dışa karşı belli başlı kavgalarım vardı. Türü fark etmeksizin yazdığım her metnin de bana bu kavgalarda destek olabileceğini düşünmüştüm ancak pek öyle olmadı. Yazdıkça yeni dertler edindim ve çareyi de yine yazmakta buldum. Bu kısır döngüden hâlâ kurtulabilmiş değilim.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Masaya otururken tek amacım kafamda kurguladığım şeyi yazmak oluyor. Öykü, roman, şiir… Bunların hiçbirini düşünmüyorum. Günlerdir zihnimde dolaşan karakterleri, mekanları vesaire kâğıda ya da bilgisayara geçiriyorum sadece ve arkama yaslandığımda ortaya çıkan metin daha çok öyküye benziyor. Bundan şikayetçi değilim doğrusu.

Öykü yazmanın asla kolay olduğunu düşünmüyorum. Elbette roman kadar disiplinli ve uzun bir planlama gerektirmese de daha yoğun bir anlatım var öyküde. Okuyucuyu hızlıca atmosfere bağlamanız gerektiği gibi aranızdaki ilişkiyi kullandığınız her kelimede kuvvetlendirmeniz ve sonda da sağlam bir darbe indirmeniz gerekiyor.

3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

Okuldaki arkadaşlarımla çıkardığımız elektronik dergilerde, fanzinlerde bazı yazılarımı yayımlamıştım ancak ilk öyküm burada, İshak Edebiyat’ta yayımlandı. Mail adresime gelen olumlu cevabı gecenin geç bir saatinde görmüş ve epey mutlu olmuştum. Gündüz vakti olsa belki abartılı bir tepki verebilirdim.


4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Öykülerimin biriktiğini fark edince dosyalaştırmaya karar verdim. Az önce de söylediğim gibi öykü kaleme alması zor bir tür. Romandaki kadar geniş bir alanınız yok. Bu yüzden okuyucuyu öykülerin atmosferine daha kolay bağlayabilmek için belirli bir tema seçmenin faydalı olacağını düşündüm. Geçmişi sırtında kambur oluşturmuş insanları, yabancılaşmayı, yalnızlaşmayı konu alan öykülerim vardı. Eklemeler, çıkarmalar yapıp dosyamdaki tema bütünlüğünü sağlamaya çalıştım.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Hayır korkutmadı. Yola çıkmadan önce reddedilmeyi, cevap bile almamayı göze almıştım çünkü.

6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

“Büyük” yayınevlerinin çoğunun yayın programı doluydu. Bu sebepten dolayı severek takip ettiğim bazı butik-bağımsız yayınevlerini listeleyip dosyamı gönderdim. Birkaç ay sonra Epona Yayınları’ndan olumlu dönüş aldım. Metnimi “Kurmaca Akademi” adlı yayın gruplarında değerlendirmek istediler ve işte mutlu son:)


7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Yazma konusunda öneri verecek haddi kendimde görmüyorum doğrusu. Fakat ille de bir şeyler söylemem gerekirse günümüz yazarlarını takip etmelerini ve mümkün olduğunca farklı türlerde okumalar yapmalarını tavsiye edebilirim.

46 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör