top of page
  • İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması- Fatma Yavuz

1) Öykü yazmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

Öykü yazarlığımın çok uzun bir geçmişi olduğunu söyleyemem. Beni, en başta yazmaya teşvik eden şey, ortaya bir roman koyma hayaliydi ve çabalarım bu yöndeydi. Sonra öykü alanında da kendimi denemek istedim ve itiraf etmeliyim ki çevremden aldığım geri bildirimler ve sonuç, beklediğimden çok daha iyiydi. Bu da devam etmem adına beni cesaretlendirdi.

2) Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Yazmak, yazmaya alışan biri için bir süre sonra ihtiyaca dönüşüyor. Bu, benim için böyle en azından. İddialı konuşmayı sevmem ama yazmanın hayatımda öyle ya da böyle hep var olacağını hissediyorum. Öykü yazmaya başladığımda, bu türün, yazma ihtiyacımı kısa yoldan ve oldukça etkili bir biçimde tatmin ettiğini keşfettim. Bu da beni hem çok mutlu etti hem de heyecanlandırdı. Yazma motivasyonumu artırdığı da bir gerçek. Çünkü yazmak için her zaman uzun ve rahat zamanlar ayıramayabiliyorum.

Öykü, romana göre kısa olması nedeniyle vurucu bir tür. Sınırları daha dar ve bu nedenle her anlamda daha yoğun… Ama asla kolay değil. Çünkü kısa bir metne, belirlediğiniz çok fazla duygu ve düşünceyi sığdırmak zorundasınız. Bu da bazen yazarı zorlayabiliyor. Fakat zorluğunun yanı sıra günümüz insanına daha çok hitap ettiği düşüncesindeyim. Çünkü artık hız çağında yaşıyoruz. İnsanlar kısa, net, hızlı şeyleri seviyor ve tercih ediyor. Bu nedenle ben öykünün gittikçe yükselen bir ivme kazanacağını düşünüyorum.


3) İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

Öyküyü gönderdikten sonraki bekleme sürecinde tatlı bir heyecan ve biraz gerginlik oluyor. Çünkü kabul edilmesi de reddedilmesi de mümkün. Ama her ikisi de olumlu bence. Özellikle reddedilme durumlarında, nedenine dair yazılan birkaç cümle bile çok besleyici olabiliyor. Bu da elbette çok kıymetli… İlk öykümün yayımlanacağını öğrendiğim an, çok heyecanlı ve mutlu bir andı. Uzunca bir süre, yüzümde kocaman bir gülümsemeyle dolaştım. Şimdi düşününce bile mutlu oluyorum. Çünkü çok da emin olmadan yapmaya kalkıştığınız bir işin, bu işi bilenler tarafından kabul edildiğini görmek, kendinize olan inancınızı artırıyor her şeyden önce. Üstelik söz konusu olan, yazarlık gibi çok büyük değer atfettiğim bir alan olunca, destek olarak nitelendirilebilecek her gelişme, çok büyük bir anlam ifade ediyor benim için. Bu nedenle bu yolu yürürken bana tebessüm eden herkesin yeri çok ayrıdır bende. Hepsine çok büyük minnet duyuyorum. Öykülerimi yayımlayan dergiler, siz ve sizin gibi diğer platformlar da bunların başında geliyor tabii.

4) Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üzerinden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Yazmaya başladıktan ve birkaç öyküm farklı dergilerde yayımlandıktan sonra, benim adımı taşıyan bir öykü kitabımın olması hayali kendiliğinden oluştu diyebilirim. Yazdığım öykülere bir adım geri çekilip baktığımda, aile temasının ağır bastığını gördüm. Bu, başta bilinçli bir seçim değildi ama sonraki süreçte bu tema üzerinden ilerlemeye gayret ettim. Dosyayı oluşturma sürecinde dikkat ettiğim tek nokta yazdıklarımın içime sinmesi oldu. Her öykünün üzerinde defalarca çalıştım.


5) Kitap yayımlatmak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Aslında kitap yazıp bunu yayımlatmaya kalkışıncaya kadar önümde ne tür engellerin olduğunun çok da bilincinde değildim. Dosyayı yazıp tamamlamak işin en kolay kısmıymış. Bunu bu sürece girince anladım. Çünkü aylarca cevap beklediğim yayınevlerinden ret cevabı almak, ciddi anlamda moral bozucu olabiliyor. Bazı yayınevleri olumlu ya da olumsuz hiç dönüş yapmayabiliyorlar. Öyle ya da böyle iletişim kurabildiğim yayınevleri de her zaman reddetme sebeplerini açıklamayabiliyorlar. Ama neyse ki anlaşabildiğim yayınevleriyle buluşma şansına erişenlerdenim ben. Hayalinize kavuştuktan sonra yaşanan sıkıntılar da çabuk unutuluyor.

6) Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Doğruyu söylemek gerekirse Türkiye çapında adı iyi bilinen büyük yayınevleriyle çalışmak en baştaki hedefimdi. Ama onlara ulaşmak, iletişim kurmak ya da beraber çalışma adına gelişme kaydetmek çok zor. Çünkü çok fazla kitap dosyası başvurusu olduğundan bahsediliyor ve böyle bir durumda da bir sonuç elde edememek anlaşılır bir durum. Ama benim yayınevim hem iletişim anlamında, hem bir yayınevinden beklenilenleri karşılamak anlamında oldukça iyi. Bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum.


7) Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Öncelikle, yazmaya cesaret etmek yapılabilecek en temel şeydir. Tabii yazmadan önce bol bol okumak ve farklı kaynaklardan beslenmek gerekiyor. Bu hem yazdıklarınızın içeriğine zenginlik katacak hem de kendinizi tanımak adına size referans noktaları sağlayacaktır. Biliyorsunuz ki insan beyninin çalışma prensibinde bile kıyas vardır. Kendilerine güvensinler, olumlu olumsuz tüm eleştirilere açık ve hazırlıklı olsunlar. Özellikle olumsuz eleştirilerin motivasyonlarını düşürmesine izin vermemeli, bunun da gelişme sürecinin bir parçası olduğunu akıllarından çıkarmamalılar. Çünkü herhangi bir alanda iyi olabilmek zaman ve emek istiyor. Zamanla geliştiklerini ve kendilerine has bir tarz yakaladıklarını göreceklerdir. Çünkü hayat pes etmeyenleri ve emek sarf edenleri er ya da geç ödüllendirir. İşin sırrı, azmetmek ve sabretmek özetle… Bunun sadece yazarlık alanında değil hayatın birçok alanında geçerli olduğunu da unutmamak gerek elbette.

71 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
bottom of page