• İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması: Doğuş Benli

Güncelleme tarihi: 5 Mar

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Yazmayla hep haşır neşirdim ancak öykü yazmaya başlayalı sanırım beş ya da altı sene olmuştur. Ondan önce birkaç yıl boyunca kişisel blogumda anı diyebileceğim, edebi kaygı gütmediğim ve sadece yakın çevremle paylaştığım metinler yazdım. Bir arkadaşımın görsellerini oluşturduğu benimse kısa hikâyelerini ve konuşma baloncuklarını yazdığım bir animasyon projesinde yer aldım. Yine bir dönem kısa film senaryosu yazmaya merak salıp senaryosunu yazdığım iki filmi hem yönettim hem de kurgusunu yaptım. Öyküye yönelmemde sinema deneyimim önemli bir dönemeç oldu diyebilirim. Çünkü teknik imkanlar (daha doğrusu imkansızlıklar) sebebiyle, yazdığım senaryoları çekilebilir bir çerçeveyle sınırlamak zorundaydım. Asıl istediğimin özgürce hikâye anlatmak olduğunu bu sayede fark edebildim. Öykü türünde yazmaya başlamam ondan sonra oldu.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Öykü yazmaktan keyif alıyorum. Öyküye başlarken hiç aklımda yokken ya da ben farkında değilken yazım süreci sonunda ortaya çıkan metne şaşırmak hoşuma gidiyor. Yazarken pek çok yeni şey öğreniyor, neyi nasıl anlatabileceğim üzerine kafa yoruyorum. Yazmak beni dinamik tutuyor, hayattaki heyecanımı artırıyor. Bu sayede belki de hem kendim hem de etrafımdakiler için daha tahammül edilebilir birine dönüştürüyor.

Öyküye kolay demek haksızlık olur. Romanın daha ciddi ve uzun süreli planlama istediği doğru ama öykünün romana göre daha yoğun olduğu da aşikâr. Öyküde sonuç odaklı olmalı ve anlatmak istediğinizi odağı kaybetmeden vermelisiniz. Yani, hikâyeye hizmet etmeyen unsurları belirleyip elemeniz, tekrarlara ya da açıklamalara yer vermemeniz gerekir. Hemingway’in öykünün 7/8’i gizlenmelidir, dediğini biliriz. Benzer şekilde Royle ve Bennett de bir kurmaca eserin nefes almak için boşluklara ihtiyacı olduğu söyler. Ben de böyle düşünüyorum. Sanırım bu farkındalığa ulaşabilmek ve bu şekilde yazmaya çalışmak öykücüyü zorlayan unsurlar. En azından bendeki durum bu.

3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

Yayımlanan ilk öyküm 2018 yılı Kasım-Aralık sayısında Sözcükler Dergisinde yer almıştı. Yayımlanacağını ileten e-postayı aldığımda direksiyon başındaydım. Yanımdaki araç sürücüleriyle göz göze gelmemeye çalışarak, uzunca bir süre, çığlık ata ata sevinmiştim.

İçinde öykümün yer aldığı bir dergiyi elime aldığımda ilk zamandan beri hislerim hiç değişmedi. Her seferinde çok mutlu oluyorum ve okuyucunun nasıl bulacağı, ne tepki vereceği beni çok heyecanlandırıyor.


4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Mutluluğumuza’da da yer alan Yasemin (Notos’ta Jasmin adıyla yayımlanmıştı) öyküsünü 2019 yazında kaleme almıştım. O öyküye kadar Kitap-lık, Sözcükler, Notos gibi dergilerde farklı öykülerimle yer alsam da nasıl yazmak istediğim kafamda henüz netleşmemişti. Yasemin öyküsüyle birlikte, en sonunda böyle yazmak istiyorum, diyebildim. Ardından peşi sıra, modern hayatın sorunlarıyla boğuşan, yalnızlaşan, yabancılaşan insanların hikayelerini, şehirleşmenin sıkıntılarını kadın erkek ilişkileri ekseninde anlattığım öyküler kaleme aldım. Öyküler birikmeye başladığında yazdıklarımdan kitap ortaya çıkabileceğini fark ettim. Dosya bütünlüğü açısından bazı öykülere ekleme yaptım, mevcut öykülerime konu bağlamında benzer yeni öyküler yazdım. Bu sayede dosyamda tema bütünlüğü sağlanmış oldu.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Yola çıkarken öykülerim kitaba dönüşsün diye bir amacım yoktu. Öyküler biriktikçe her şey kendiliğinden oldu. Öykü öykü düşündüğüm için kitap ortaya çıkarabilecek miyim gerilimini hiç yaşamadım diyebilirim. Bittikten sonra ise içime sinen bir iş ortaya çıktığı için kitabın kendine uygun bir yayınevini er ya da geç bulacağını biliyordum. Yani, hayır korkmadım.


6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Notos, edebiyatla ilgilenen herkesin çok iyi bildiği, çeşitli sayılarında öykülerimi yayımlatma şansına eriştiğim, çok saygı duyduğum bir dergi. Hem yayın çizgisini beğendiğim hem de öykü türündeki bir kitap için Notos’tan yayımlanmanın okura ulaşmada da avantaj sağlayabileceğini düşündüğümden tercih yaparken tereddüt etmedim.


7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Yazma pratiği kadar yazdıklarımız üzerine konuşabileceğimiz bir ekibin parçası olmak da önemli. Öykü yazmaya yeni başlayanlar için mümkünse yazdıkları hakkında geri bildirim yapabilecek, edebiyat üzerine sohbet edebilecekleri bir grup bulmalarını öneriyorum. Bir de elbette farklı türlerde, yazar bakış açısıyla okumayı öneririm. Eskiden keyif alarak okudukları bir kitabı yeniden okuyup neden keyif aldıkları üzerine düşünmeleri iyi bir alıştırma olabilir. Özellikle öykü türünde favori yazarlarını belirlemeleri ve o yazarları tekrar tekrar, neyi nasıl anlattıklarına odaklanarak okumalarını tavsiye edebilirim.

İshak’ta bana yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

75 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör