• İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması: Sonat Yurtçu

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Öykü yazmaya on dokuz yaşında başladım. İlk olarak bir blog açtım ve orada öykü denemelerim oldu. Bunun öncesinde şiire ilgim vardı. O işin o kadar kolay olmadığını gördüm.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir şeyleri parça parça anlatmayı seviyorum. Her bölüm farklı bir hikâye anlatan mini diziler çok hoşuma gidiyor ama içindeki bütünlüğü korumasına dikkat ediyorum. Öykü de benim için böyle bir konumda. Anlatmam gereken birçok hikâye var. Hepsinin özel bir yeri var ve bunları öykü olarak yazmayı tercih ediyorum.

Edebiyat genel olarak kolay değil. Söylemek istediğinizi en azından öykü özelinde konuşursak birkaç sayfada ya da tek bir cümlede söylemeniz gerekiyor. Yazdıklarım bazen uzuyor. Sonra bir bakıyorum otuz sayfalık bir öyküm var. Öykünün içinden yeni bir öykü ortaya çıkıyor.


3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

İlk öyküm 2013 yılında Peyniraltı Edebiyatı’nda yayımlandı. Zor bir süreçten geçiyordum, aldığım derginin sayfasında bir e-posta adresi gördüm ve yazdığım metni gönderdim. Bilgisayarım da yoktu. Yazdıklarımı bir internet kafede bilgisayarda temize çektim. Yayımlandığında kendime ait gibi hissetmedim. Birkaç bira içerek kutladım.


4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Yazdıklarımı başkaları da okusun istedim. Bir derdim var, bunları yazarak anlatmak istiyordum ve bir araya geldiklerinde öykü dosyam oluştu. Dosyayı oluştururken hazır olmasına dikkat ettim. Tamamlanmamış bir dosya göndermek anlamsız. Tabii ki bunu anlayabilmek için çevrenize, yakınlarınıza okutmanız gerekiyor. Temalar mı yoksa tek bir tema mı diye düşünmemiştim. Bittiğinde anladım. Yaşamak istiyordum ve hepimizin eninde sonunda ne olursa olsun yaşamak istediğini anladım. Ölmek istediğimizde bile.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Yıllarca insanların bu maceralarını dinledim. Kabul edilmeyen dosyaların ödül aldığını gördüm. Ben hırslı biri değilim; fakat mücadeleyi seven biriyim. Dosyam beğenilmeyebilir, kabul edilemeyebilir; ama bu sebepten pes edip kenara çekilmeyi kabul edemem.


6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Reddedilmek âdettendir. Mutlaka ilk seferinde kabul edilen dosyalar da olmuştur. Önemli olan metnin okunması, sevilmesi. Öykü yayımlayan yayınevlerini özellikle tercih ettim. Şimdi kabul edilen bir dosya üzerinden konuşması kolay, şu an bulunduğum yerden baktığımda hedefimde bir yayınevi var mıydı, yok muydu pek emin olamıyorum.

7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Ben yazarlara ek olarak yayınevi editörlerini, genel yayın yönetmenlerini takip etmeyi seviyorum. Röportajlarını, dergilerde yazdıklarını okuyorum. Yazmak hakkında fikirlerini değerli buluyorum. Kitabın önünde yazarın ismi yazıyor, künyede editörün adı var. Editör de kendi adının yazdığı bir dosyanın iyi, hatasız ve güzel olmasını ister. Bu yüzden bu insanların söylediklerine dikkat etmelerini önerebilirim.

Yola çıkmadan önce çantalarına kucak dolusu kitap koysunlar. Okumaları gerekecek.

Selam ve mücadeleyle…

103 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör