• İshakEdebiyat

Mustafa Bostan- Yaratıcı Öykü Okumaları 1- Mine Söğüt’ün “Aile Ölüyor” Öyküsü

Mine Söğüt, ikinci öykü kitabı Gergedan ile sert-gerçekçi öykü anlayışını sürdürüyor. Kitabın ilk öyküsü “Aile Ölüyor” bir tiyatro şeklinde kurgulanmış derinlikli bir öykü. Anne, baba ve kutsal çocuktan oluşan çekirdek ailenin hayatından bir kesit hem bir sahne önünde izleyicilere hem de okura sunuluyor.

Öykü bir akşam yemeğinde başlar. Ortada bir masa vardır ve arkadan televizyonun sesi gelmektedir. Televizyonda sürekli bir köpek maması reklamının sesi duyulur. Kutsal çocuk bir anda “Anne biz hâlâ barbar mıyız?” diye sorar. Ebeveynler bu soruya çok kızarlar. Yemek daha başlamamışken sinirler iyice gerilir ve anlatıcı barbarlık konusunda şöyle bir tespitte bulunur: “Barbar olunmaz, barbar doğulur / Barbar doğulmaz, barbar olunur”

Anne masadan kalkıp elinde kocaman bir tepsiyle gelir. Tepside buharı üstünde bir köpek vardır. Bu durum anne ve baba için gayet olağandır ancak çocuk çok şaşırmıştır çünkü yemek olarak önüne konulan bu köpek yıllardır baktıkları Çomar’dır. Kutsal çocuğun masadaki tepkisi öyküyü ataerki perspektifinden bir okuma yapmaya yönlendirir. Öyküde yer alan baskın baba figürü ataerkinin temsilcisidir. Öykünün girişinde “Sıradan bir aile evi. Ne yoksul ne varlıklı. En tehlikelisinden. Orta sınıf” olarak tanıtılan bu çekirdek ailede büyük hayaller ve cesaret yoktur. Anne her daim evdedir ve evleri daima temizdir. Perdeler ise dışarıdan içerisi görülmeyecek derecede sıkı sıkı kapalıdır çünkü baba öyle istemektedir. Tam da bu noktada bu çekirdek ailenin ataerkil bir aile yapısında olduğu anlaşılır. Anne daima evdedir ve evde baskın olan babadır. Baba evini koruma, dişisini kıskanma güdüsüyle evinin görülmesini istemez.

Babanın baskınlığı akşam yemeğinde yavaş yavaş kendini göstermeye başlar. Kutsal çocuk tepside en iyi dostu Çomar’ı gördüğü zaman onun çok iyi bir köpek olduğunu, oyuncu ve korumacı olduğunu söyler. Hatta evi çok iyi koruduğunu belirtir. O anda babası bu sözlere çok kızar çünkü çocuğun bu sözleri babanın erilliğine gölge düşürmektedir. Hegemonik erkekliğin en önemli özelliğinden biri evini, ailesini korumak olduğu için baba köpeği bile kıskanır, onu kendine rakip görür. Bundan dolayı hemen hiddetlenir ve çocuğuna bağırır: “Laflarına dikkat et! Eve kimseyi yaklaştırmayan benim. Bu evin muhafızı benim. Sizin efendiniz benim.” Babanın erilliğine uzatılan bu laf o kadar ağrına gider ki baba hemen muhafızlığını, efendiliğini ilan eder. Bununla da yetinmeyerek eril özneliğini âdeta tanrılaştırır ve anneye “Ben olmasam sen doğuramazdın” çocuğa da “Ben olmasam sen doğamazdın” der. Çocuk bir erkeklik göstergesidir, özellikle de erkek çocuk bir erkeğin erkekliğinin tescillenmesidir. Babanın bu sözleri de çocuğu bir ürün, erkekliğin göstergesi, kadını ise çocuk doğurma aracı olarak gördüğünün kanıtıdır. Eğer baba, köpeğin evi koruduğunu söyleyen çocuğa karşı şiddetle çıkışmasaydı erkekliğinin erk’i zarar görecek, bir noktada erkekliği hadım edilme tehlikesine girecekti. Aynı zamanda kendisini rakip olan gören erkek çocuğa yenilmiş olacaktı. Ama o, anında tepki vererek bir kez daha efendiliğini, muhafızlığını, erkekliğini hatırlattı.

Anne, pişirilen köpeği servis ederek masadaki gerginliği az da olsa yumuşatmaya çalışır. Annesi Çomar’ın gözlerini oğluna verir, babası da onaylar ve gözlerini yerse köpek kadar iyi görebileceğini belirtir. Ortam biraz yumuşayınca çocuk kulakları da ister, baba bunu da onaylar, çünkü kulakları yerse Çomar kadar iyi duyabilecektir. Kutsal çocuk köpeğin burnunu da ister, o da verilir. İyice şımaran çocuk “Pipisini de ben istiyorum!” der ve işte o zaman kıyamet kopar. Baba o kadar çok sinirlenir ki masayı devirir, ortalık bir anda karışır, anne arkasını döner, baba çocuğu dövmeye başlar.

Kutsal çocuğun köpeğin pipisini de istemesi babaya, babanın erkekliğine bir başkaldırı niteliğindedir. Köpeğin gözleri yenildiğinde çocuğun gözleri kuvvetlenecek, kulağı yenildiğinde kulakları kuvvetlenecektir. Aynı etki köpeğin pipisi yenildiğinde de gerçekleşecek ve kutsal çocuğun erkekliği güçlenecektir. Baba her şeyin farkında oluğu için bu duruma aşırı bir tepki verir ve çocuğunu dövmeye başlar. Birinci benliğimizde baba figürü yoktur sadece anne vardır. Babalık kurumu çok yeni bir icattır. Yaklaşık iki yüz bin yıl boyunca sadece anne ve yavruları vardır. Kolektif bilinçaltımızda da anne tek otoriteridir. Baba bunun ayırdındadır ve bu hâkimiyetini yeniden kaybetmek istemez. Ayrıca erkek çocuğun kendisini yegâne rakip olarak gördüğünü de bilmektedir. Çocuktaki Oidipal dürtü anneyi sahiplenirken babayı saf dışı bırakma eğilimindedir. Babanın saf dışı kalması ise erkekliğinin kaybedilmesiyle ilintilidir. Burada kutsal çocuğun köpeğin pipisini istemesi bir noktada kendi erkekliğinin güçlendirilmesi olarak okunabilir. Kendi erkekliği güçlendikçe babanın erki zarar görecek ve baba otoritesini kaybedecektir. Çocuğun fallosu güç kazandıkça babanın erkekliği hadım edilecek ve iktidarı kutsal çocuk ele geçirecektir. Babanın bir anda masaları devirip dev bir tekmeye dönüşerek çocuğuna saldırmasındaki temel dürtünün sebebi eril iktidarın kaybedilme korkusudur.

Baba çocuğunu dövdükten sonra bir anda sakinleşir ve çocuğu karşısına oturtarak bir sigara uzatır. Babanın bu davranışı bir noktada karşıdaki gücü kabul etmedir. Çünkü baba da bilmektedir çocuğun kendisini öldürüp erilliğine sahip olacağının. Çünkü babanın birinci doğasında hatırladığı şeyler vardır Oidipus’tan miras kalan. Baba bunun ayırdında olduğu için çocuğuna sigara uzatır. Bu bir barış anlaşması niteliğindedir. Öyküde oğulların babalarını öldürmesi önce basit bir nedene bağlanır: “Babalar çocukları döverler sonra da çocuklar babaları öldürürler. Bu kadar basit.” Sonra ise işin bu kadar basit olmadığı, cinayetin asıl sebebinin babanın anneyle olan birlikteliği olduğu belirtilir: “Yok bu kadar basit değil. Aslında biraz daha karmaşık. Çocuklar babalarını bir de anneleriyle seviştikleri için öldürürler. Sevişmek muhteşem bir cinayet sebebidir.”

Öykünün sonunda baba erilliğinin kaybedilmesini istemez. Kutsal çocuğun kendisini öldüreceğinin de farkında olduğu için onu da yanına çekmeye çalışarak erilleşme fantezisini gerçekleştirir. Babanın bu faaliyeti ataerkiyi devam ettirme çabasıdır ve bundan dolayı kutsal çocuğu yanına çekerek ona erkek gibi erkek olma yolunu şu sözlerle açar:

“Özenme öyle romantik şeylere. Böylesi daha iyi. Gel bir sigara yak. Erkek erkeğe içelim karşılıklı. Sana köpek öldürmeyi öğreteceğim daha. Gel, öyle kız gibi oturup somurtma.”


Mustafa Bostan

88 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör