• İshakEdebiyat

Vildan Külahlı Yazdı- Hayal Otel

Hayal Otel, Nihan Eren’in geçtiğimiz aylarda YKY’den çıkan üçüncü öykü kitabı.

Kitap birbiriyle bağlantılı on iki öyküden oluşuyor. Kitaba bu anlamda bir novella da diyebiliriz. Her öykü bir çiçek ismi ismiyle temsil ediliyor. Kaktüs, Ardıç, Begonvil, Kızılağaç, Şimşir, Lavanta, Menekşe, Funda, Çınar, Limon,Okaliptüs, Papatya… Bu isimler aynı zamanda Hayal Otel’in odalarının da ismi. Her bir odanın atmosferi aynı zamanda odaya ismini veren çiçeğin özellikleri ve otele gelen konukların ruh halleri ile özdeşleşiyor.

Hayal otel koşulların birleştirdiği karakterlere ev sahipliği yapan henüz tabelası bile asılmamış, yani mekânın da henüz kendini var etme aşamasında olduğu bir zaman diliminde başlıyor. İsmet ve Feryal ile başlayan hikaye, otele gelen misafirlerin hikayelerinin iç içe geçmesiyle devam ediyor.

Kimliklerini, suçlarını, hayatlarını, kendilerini arkada bırakıp gelen, gidecek bir yeri olmayanların kesişim noktası Hayal Otel. Belki daha doğru bir ifadeyle karakterlerin kendileri olabilecekleri, kimliklerini aşikar edebilecekleri, saklanmalarına, gizlenmelerine gerek kalmayacakları, bırakıp geldikleri hayatları ve yaşadıklarını unutmak için bir yer arayan kahramanların mekanı. Burada kendilerini bulma “devinimleriyle” devam ediyor bu yolculuk. Devinim kelimesini özellikle kullanmamın sebebi yazarın öyküleri bu kavram üzerine kurması diyebilirim.

“Her şey geçmişte kalmıştı. Hatırlanmayacaktı. Sabaha martılar, bir şey olmamış gibi bağrışacaktı. Öyle değil mi? Öyle. Bir fidan sürecekti daldan. Toprak kabaracaktı. Oğlaklar doğacaktı. Devam… Bir tay ayaklanacaktı. Toprak uyanacaktı. Devam… Güneş dağın ardından havalanacaktı. Sürüp gitmeye devam. Kirazlar çiçeklenecekti. Açmaya devam…” (syf 9)

Nihan Eren’le ilgili söylemek istediğim ilk şey sanırım atmosfer yaratımındaki başarısı. Sinematografik dil öykülerin en güçlü yanı. Böyle bir otelin varlığına, orada yaşayan karakterlerin canlılığına, etiyle kemiğiyle var olduklarına inanıyorsunuz okurken. Öyküler aynı zamanda karakter derinlikleriyle de dikkat çekiyor. Kişilerin ve hatta sadece kişi ile sınırlandırmak doğru değil, mekanın ve tabiatın da öykülerde var edildiği derin bir karakter yaratımı kitabın güçlülüğünü ve derinliğini artırıyor.

“Otel, tepede kaya gibi saplanmış güvenle oturuyor, odaların içinde sakin soluklarla uyuyanları ve bir haberi paylaşıp onu yaşamayı korkuyla bekleyenleri içine almış koruyordu.” (syf 43)

Yine yazarın deyimiyle “koşulların birleştiriciliği” kitabın mottolarından biri diyebiliriz. Otel sahipleri İsmet ve Feryal’in dışında misafir olarak gelen Doruk, Ahmet, Meryem, Deniz, Leyla Ve Nilüfer kitabın diğer kahramanları. Ve bunları birleştiren koşullar ise kaçmak istedikleri sırlar, cinayetler, suçlar, kimlikler üzerine sığınılacak mekan arayışıdır. İşte o mekan Hayal Otel’dir. Her karakterin ayrı hikayesi olmasına rağmen ortak bir çatı altında bu hikâyelerin nasıl yaşandığına, nasıl ilerlediğine ve nasıl kırılma noktaları yaşadığına şahitlik ediyoruz.

Kitap boyunca merak duygusu sizinle beraber her sayfaya sızıyor. Bir öykünün belkemiğini oluşturan, sayfadan sayfaya geçme isteğini diri tutan öyküler her biri. Gerilim, tekinsizlik, korku, suç, karakterlerin beraberinde getirdikleri sırlar, tabiatın sesi, tedirginlik, sesler, sessizlikler öykülerin birer parçası. Bir kasırganın birleştiriciliğinde karakterlerin kendilerini bulma ve hayatın bir devinim ile devam etmesinin, yeniden başlama, başlayabilme halinin verilmesi kitabı kapatmadan okuyucuya umut vaat eden de bir taraf oluşturmuş.

“Oysa şu karanlığın ve bu ölümcül gürültünün içinde zaten herkes başka biriydi. Leyla başka biri. Nilüfer başka. Doruk başka. Feryal bile başka. Şurada oturmuş da başına geleni sakince karşılayan, birlikte akıbetini bekleyen ve susan herkes. Başka birisi.” (syf 69)

İşte bu, başkalarının hikâyelerindeki birleştiriciliğe şahitlik ederek, bir ucuna kendi hikâyenizi de iliştirip kitabın kapağını öyle kapatıyorsunuz.

Nihan Eren güçlü bir kalem. Ben okurken çok keyif aldım. Öyküleri daim olsun. Yeni kitaplara diyelim.


Vildan Külahlı

0 görüntüleme