• İshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması: Süleyman Arif Yıldız

Güncelleme tarihi: 3 Eki

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Geriye doğru baktığımda ortaokul yıllarından beri adına öykü demesem de bazı metinler yazdığımı söyleyebilirim. Fakat ciddi manada “Ben öykü yazacağım ve yayımlayacağım” demem için neredeyse otuz yaşımı beklemem gerekiyormuş. Yazdıklarımın beğenilmesine ve yayımlatmak konusunda cesaretlendirilmeme rağmen süreç böyle gelişti. Geç kaldım diye üzülmüyorum. Çünkü genel olarak yaşamım bir zamanlama hatası gibi görünüyor gözüme.

Öykü yazmaya başladığımda bunların kitaba dönüşeceğini aklımın ucundan geçirmedim. Bir kitabım olsun niyetiyle başlamadım yani öyküye. Edebiyat dergilerini takip etmekle ve orada değinilen kitapları okumamla bir pencere açıldı önümde. Okumalarımı hiçbir zaman yeterli görmesem de yerli ve yabancı öykü klasiklerine baktım elimden geldiğince. Bir edebiyat çevresinin içinde olma imkânı bulamadım. El yordamıyla ve sezgisel olarak ilerledi öykü yolculuğum.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Hikâye anlatıcısı değilim ama hikâye dinlemeyi çok severim. Çocukluğum köyde geçti. Kış gecelerinde edilen sohbetlerin tadına doyamazdım. Sessiz bir çocuktum. Bu da beni iyi bir dinleyici ve gözlemci yaptı sanırım. Öykü türünü seçmemde bunun etkili olduğunu düşünüyorum. Edebiyatı şiir üzerinden tanıdım fakat hiç denemedim. Romana nefesimin yetmeyeceğini düşündüm. Öykünün karakterini kendi karakterime uygun gördüğüm için öyküye yöneldim diyebilirim. Büyülü bir yanı var benim için öykünün.

Öykülerimin sıkı bir dokusu olmadığını düşünüyorum. Olay üzerinden ilerliyor tamamı. Buna rağmen kolay ve hızlı yazabilen biri değilim. Bir oturuşta yazdığım öykü sayısı oldukça azdır. Öykü yazmak kolay mı zor mu bilmiyorum, şahsen ben zorlanıyorum.


3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

İlk öyküm 2018 yılında Mahalle Mektebi Dergisi'nin 39. sayısında yayımlandı. İlk defa bir dergiye eser gönderiyordum. En kötüsüne hazırlamıştım kendimi fakat kabul gördü. Birkaç düzeltmenin ardından yayımlandı. Uzun süredir herhangi bir şeye sevinmediğim bir dönemdi ve çok sevinmiştim. Okumak ve yazmak konusunda beni teşvik etti. Kendi başıma bir şey yapmak yerine dergiler üzerinden ilerlemeyi tercih ettim.

4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Dosya oluşturmak bana çok uzak gelen bir düşünceydi. Kitapta yer alan öykülerin birçoğu farklı dergilerde yayımlanmışken bile bu yolun kitaba gideceğini hayal edemiyordum. Fakat çevremden bu yönden sorular ve teşvikler artınca dosya fikri oluşmaya başladı. Öykücü arkadaşım M. Fatih Kutlubay’ın da yardımıyla dosyayı birkaç ay içinde oluşturdum.

Her öykümde kendi açımdan farklı bir şey yapmaya çalıştım. Bir kez geçtiğim yoldan tekrar geçmemeye özen gösterdim. Ne kadar başardım bunu bilmiyorum. Bir tema gözetmesem de takılıp kaldığım bazı şeylerin olduğunu ve farkında olmadan bu konular etrafında dolaştığımı, kimi zaman bu konularla hesaplaştığımı fark ettim. Birkaç öykü haricinde öykülerin bir tema etrafında doğal olarak toplandığını söyleyebilirim.


5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Beklentisizliğin bir güç olduğunu düşünüyorum. Çünkü neyin peşine düşsem benden kaçtı, neyden de vazgeçsem kendiliğinden ayağıma geldi. Tanpınar’ın “Şark oturup beklemenin yeridir.” dediği gibi. Dergiye gönderdiğim bir öyküden bir yıl cevap beklediğim olmuştur. Sabırdan yana epey sınandım. Bu açıdan sürecin uzaması ve diğer konular pek gözümü korkutmadı açıkçası. Beklenmedik bir sebeple hiç yayımlanmaya bilirdi de. Nasip değilmiş deyip devam ederdim yoluma. Ama öyle olmadı, hatta umduğundan erken yayımlandı.

6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Loras Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Ulvi Kubilay Dündar ile editörüm Mehmet Kahraman titizliklerine ve özverilerine uzaktan da olsa şahit olduğum insanlardı. Fikrine güvendiğim arkadaşlarımla istişare ederek, kalbimin de sesini dinleyerek Loras Yayınları ile çalışmış olduk. Sonuçtan oldukça memnunum.


7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Yerli ve yabancı öykü klasiklerini okumaya devam etmelerini söyleyebilirim. Kendimi de bu konuda yeterli görmüyorum. Ama iyi okumaktan ve çok çalışmaktan başka bir yol bilmiyorum. Edebiyat dergilerini takip etmeliler. Çağdaşlarının neler yazdıklarına bakmalılar. İyi bulduğu öyküler ile kendi öyküleri arasında farkı görmeye devam ettikleri sürece ilerleyeceklerini düşünüyorum.

104 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör