top of page

İshak İlk Kitap Soruşturması- Nazlı Akın

Yazarın fotoğrafı: İshakEdebiyat
İshakEdebiyat
28 dakika önce
3 dakikada okunur

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

2020’de başladı hikâyem. Dört yıla yakın, derin okuma atölyeleri de dâhil çevrimiçi eğitimlerde öğrenci oldum. Öykü yazmak aklımı başımdan aldı diyebilirim. Ortaya çıkan ilk taslakları düşününce, hepsi bebeğim gibiydi. Emzirdim, besledim ve özenle büyüttüm onları. İyi bir okur olma hedefini bırakmadan her gün masa başına oturdum, öykülerimi saatlerce çalıştım. Az sayıda öyküm çok çalışıldığı için ölü doğdu. Ama hayatta kalanlar birçok yarışmada ödül kazandı.

 

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Kolay olmadığı için tutuldum öyküye. Fırtınalı bir ilişkinin ortasında buldum kendimi. Rüyamda bile yazdıklarımla uğraşıyordum. Rüyadan öyküye dönüşenler de oldu. İyi yazdığıma ikna olmuyordum bir türlü. Ustalarım beğense de ben beğenmiyordum. Öykü “Beni artık bırak,” dese de bırakmıyordum. Tutkulu bir âşık gibi metinle kavga ediyor, barışıyor, tekrar kavga ediyordum. İtiraf etmek gerekirse takıntılı biriyim. Öykülerimin son halini alması yıllar sürdü.

 

3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

İlk öyküm, öykü müydü emin değilim şimdi. Ev, Kiltablet Öykü’de yayımlandı. Ama İshak Edebiyat, Mavi Saz’a yer verince çocuk sevinçleri doldurmuştu içimi. Yetişkinler gibi sevinmeyi pek beceremem. Heyecanlı bir yapım var. Zıplarım, çığlık atarım, yerime sığmam. Öykülerim nerede yayımlansa çok heyecanlandım. Ama kitaplaşacağını öğrendiğim gün nefesim kesildi.

 

4-     Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Yıllardır yas ve ölüm üstüne düşünürüm. Ölüm takınağım olduğunu da kabul etmek gerek. Üç kez ölümden döndüm. Yazdıklarımın odağı hiç değişmedi, yazma eyleminin mercek altında olduğu öykülerde bile geçiciliği sorguladım. Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü’de yazdığı şu cümleyi çok önemsiyorum: “Ölümü dışarıda bırakan tüm düşünce ve eylemler, yaşamı mülk edinme çabasına götürür insanı.” Yazdıklarımı mülk edinmemek için “ölüm” dosyamın konusu oldu. Her şeyi bırakmak zorunda kalacağımız bir gün var. Ölüm keşke sadece bedeni bırakmakla ilgili olsaydı. Bu yüzden ölümü konuştuğumuz zaman yaşamı da konuşuyoruz. Ben hayatı hep ölüm üzerinden yazıyorum. Ve yazarak yas tutuyorum.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Elbette korkuttu. İlk dosyam defalarca reddedildi. Ama vazgeçmedim. İlk dosyayı rafa kaldırıp ikinci dosyamı hazırladım. YIKACAKLAR O EVİ, sadece Mahal Edebiyat Öykü Yarışması’na gitti. Finale kaldı. Bir hafta sonra editörüm Onur Özkoparan beni aradı ve kitaplaştırmak istediklerini söyledi.

 

6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Anlattığım gibi ikinci dosyamı yarışmaya göndermek dışında bir şey yapmama gerek kalmadı.  Her şey istediğim gibi ilerledi. Kapak, editörlük hizmeti, söz verdikleri tarihte basılması… “Altı yıl çalıştın, yeter” dedi görünmez bir güç, yolumu açtı. Mahal Edebiyat Yayınları’na ve emekçilerine tekrar teşekkür etmek isterim.

 

7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Okumadan yazmaya inanmıyorum. Bunu söylemek bile tuhaf aslında. Ben seslendirme oyuncusuyum. Oyunculuk geçmişim de var. İkisinde de uzun bekleme saatleri olur. Yıllardır beklerken okurum. Evde okurum, kafelerde okurum. Çantamda daima kitap olur, kahveyi de çok severim yanına. Bir de hemen olgunlaşan öyküye pek inanmıyorum. Elbette istisnalar olur ama çok çalışmadan iyi öykü yazılır mı diye sorsanız, benim için cevap belli. Yazılmaz.

Takıntılı olduğum eserler var. Çehov’un Martı’sı, Hamlet, Suç ve Ceza, Kafka’nın Yargı isimli öyküsü, Antigone… Dönüp dönüp okurum.

İyi diziler, filmler, müzikler, şiirler hep çantamdadır.

İmgelerin ruhuma musallat olmasına da izin veririm. Korkmam, kaçmam.

İyi beslenmek şart öykü yazmaya devam edebilmek için.

İshak Edebiyat’a yaşattığı bu çocuk sevinci için çok teşekkür ederim.

Yorumlar


bottom of page