İshak İlk Kitap Soruşturması- Gülay Gökçen

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?
Yazı yazmakla ilgili ilk tecrübem lise yıllarımda günlük tutmakla ilgiliydi diyebilirim. Ayrıca bir ajandam daha vardı ve bu ajandaya önemli şairlerin beğendiğim dizelerini, yazarların beğendiğim yazılarını aktarıyordum. Bazı sayfalarda ise kendimce küçük yazı denemeleri ve çizimler yapıyordum. Okumaya her zaman meraklı biriydim. Okudukça edebi türleri daha yakından takip ettim. Roman zaten okuyordum ama öykü türüne yönelmem 2000’lerin sonuna doğru başladı. Edebi anlamda bilinçli bir şekilde öykü yazma serüvenim ise 2009’dan sonra oldu.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?
Özel bir nedenim yok. Öyküyü kurgularken, bir atmosfer yaratırken ya da herhangi bir duyguyu aktarırken sınırlar daha belirgin olduğu için daha kısa zamanda bir ürün ortaya koyma şansı doğuyor. Tabii ki de öykünün kısa bir metin olması kolay ve seri olarak yazılması anlamına gelmiyor. Öykünün kendi içinde bir matematiğinin olduğunu bilerek yazmak gerekiyor. Kısa ama vurucu bir metin oluşturmak kurgusuyla, diliyle, atmosferiyle kararında bir oranlama yapmayı da beraberinde getiriyor.
3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?
İlk öyküm 2014’te Galapera Fanzin’de yayımlandı. Sonrasında Öykü Gazetesi’yle daha fazla bir kesime ulaştı. Geri dönüşler almaya başlamıştım. İnanılmaz bir duygu. Çok heyecanlı bir süreç bu.
4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?
Öykülerim yazdıkça birikiyordu. Dergilere gönderiyordum. Hem basılı hem dijital ortamda on beşin üzerinde öyküm yayımlandı. Dosya oluşturma fikri ise oldukça geç geldi. Öykülerimle vedalaşamıyordum. Tamam, oldu diyen biri değilim. Öyküyü tekrar tekrar okudukça beğenmiyor oluşum, sürekli bir değişiklik yapma düşüncem beni bir dosya oluşturma fikrinden uzak tutuyordu. Hem şehir hem taşra insanını yazabiliyorum. Fakat dosya oluştururken daha çok şehir insanını konu edindiğim öykülere yer vererek bir bütünlük oluşturmaya çalıştım. Öykülerimin pek çoğunda zaman ve mekân öğelerinin baskın olduğunu süreç içerisinde fark ettim.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş! Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?
Evet korkular oluyor. Fakat bu korku aslında bir yayınevinin onu basma meselesinden çok öykünün iyi olup olmaması korkusu gibi. İnsanların gerçekten güzel ve duygulu bir metin okuduklarını hissetmesini dilemekten kaynaklı bir kaygı diyelim. Okura bir şekilde ulaşmış metin onu ne kadar etkiliyor, ya da etkileyebiliyor mu? Korkularımın pek çoğu aslında bu soruların muallakta kalmasıyla ilgili diyebilirim.
6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?
Bir öykümde, özellikle ikinci yarısında Oscar Wilde’nin çok bilinen bir şiirine metaforik bir yaklaşımla atıfta bulunduğum göz önünde bulundurulursa okuyucu, metinlerarası bir durum söz konusu olduğunu anlayacaktır. Okuduğum bir öykü ya da romanda bir cümle esin kaynağı olabiliyor bazen. Bir şarkı, belgesel, bir resim, fotoğraf, bir tarihi yapı ya da bir tıbbi terim bile. Etkilendiğim pek çok şeyin hisli bir metne dönüşmesi, başka bir şekle evrilmesi, kelimelerle çoğalıp insan ruhuna etki ederek duygu evrenselliğini yakalaması ve böylece daha geniş kitlelere erişebilmesi istediğim bir şey. Umarım başarabiliyorumdur. Bu yüzden aynı ismi taşıyan yayınevimle bu bağlamda çok uyuşuyoruz. Editörüm Mahmut Yıldırım’la çalışmaktan mutluyum.
7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?
Kendimi tavsiyelerde bulunacak biri gibi görmesem de yine de sürecimle ilgili yaşadıklarımdan bazı tespitlerde bulunabilirim. Kesinlikle çok okumak. Çok gözlem yapmak. Sürekli yazmak. Yazdığınızı beğenmeyip sabırla tekrar tekrar yazmak. Yazdıklarınızı yetkin kişilere okutmak. Geri dönüşler almak, olumlu veya olumsuz, hiç fark etmez. Fakat geri dönüşleri önemsemek. Hepsi sürecin birer parçası. Süreç uzun ve zorlu. Tabii ki de sabır gerekli. Kolaylıklar dilerim. İshak Edebiyat’a soruları için teşekkür ederim.




Yorumlar