İshak İlk Kitap Soruşturması- Nuray Elçin
- İshakEdebiyat

- 5 Oca
- 3 dakikada okunur
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?
Benim için yazmaktan önce okumak vardı. Okurken tanıdığım roman kahramanları, öykü karakterleri, bambaşka zamanlar ve dünyalar sanıyorum zamanla yenilerini yazma, yaratma ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Böylelikle o ihtiyaç ortaya çıkana kadar okudum sonrasında küçük yazılar, paragraflar bazen sadece cümleler yazdım ki çoğu duyguları soyuttan somuta geçirmek içindi. Bunlar hayatımın tüm süreçlerinde vardı bu sebeple kesin bir zaman söyleyemem ama ilk öykümü 2019 yılında yazdım.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?
Öykü türünü seçmemin özel bir sebebi yok. Söylediğim gibi cümleler, paragraflar ve kısa yazılarla başladı yazma sürecim. Belki ilk olarak o küçük parçalar bir araya gelip bir öyküye dönüştüğü için, sonrasında da öykülerin o kısacık metin içerisinde bir roman doluluğu hissini verebilmelerinin hazzıyla ona devam ettim. Öykülerin dar alandaki yoğunluğunu çok seviyorum. Asla kolay olduğunu düşünmüyorum aksine az kelimeyle çok şey söylemek ve bunları ritimle ilerletmek, bir kurguya ve birkaç karakterin dünyasına sığdırmak çok zor.
3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?
İlk öyküm Edebiyatist Dergisinde yayımlanan Kara Kedi isimli öyküydü. Dergilere nasıl öykü gönderilir, ne yazılır, süreç nasıl işler hiç bilmiyordum. Küçük bir acemilikle aynı öyküyü iki farklı yere göndermiştim ama sorun olmadan diğer dergiden geri çektim. Dergiyi ilk aldığımda hissettiklerimi anlatmam mümkün değil. Sonrasında da her seferinde öyküm yayımlandığında, basılı ya da online, hep aynı heyecanı hissettim. Yazma sürecinin başında, her şeye çok acemiyken, dergilere öykü göndermek, sonrasında dönüş beklemek, sonra yayımlanması ve okunması yazanlar için çok kıymetli ve hep öyle olacak.
4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?
Öyküleri yazıyor ve dosyalıyordum. Dosya içinde dosya diyebileceğim bir klasördü. Beklemedekiler, Yayımlananlar, Ödül alanlar, Yarım kalanlar, Bitenler, Çalışılacaklar ve son olarak Olmayanlar 😊 Klasör bu haldeydi. Sonrasında, ilk öykümün yayımlanma tarihinden tam olarak iki buçuk yıl sonra dosyamı hazırlamaya karar verdim. Klasörleri tek tek açtım, kendimce en sevdiğim, tekrar tekrar okuduğum öyküleri bir araya getirdim. Belirli bir tema oluşturmakla ilgili özel bir çabam yoktu aslında ama son halinde kitabımın kendiliğinden bir teması oluştu diyebilirim.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?
Bu süreçte de dergilere yazı gönderme sürecinde olduğu gibi acemiydim. Bahsettiğiniz tüm durumları bilmekle birlikte aklımda sadece “Kabul edilecek bir dosyaysa mutlaka yerini bulacaktır, eğer bulmazsa demek ki henüz hazır değildir,” düşüncesi vardı. Yani ne bomboş bir hayalperestlik ve umut ne de korkutucu bir umutsuzluk vardı. Tüm adımlarımı, korkunun bir anlamı olmayacağının farkındalığıyla attım.
6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?
Dosya hazır olup son bir kez okuduğumda, “Artık tamam,” dediğimde ve adını koyduğumda aklımda dört tane yayınevi vardı. Yayınevinin yayın çizgisi, daha önce bastığı kitaplar ve metne yaklaşımı benim için önemliydi. Dosyanın aceleye gelmeden, gerçekten okunarak değerlendirilmesini istedim. Sel Yayınları da bu noktada olmak istediğim bir yerdi ve oldu. Çok titiz bir editörle ve muhteşem insanlarla bir aradayım.
7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?
O kadar zor ama bir o kadar da güzel ki yazmak, ilk olarak hiç vazgeçmemelerini öneririm. En başta yazdıklarım ve en son yazdıklarım arasında o kadar büyük bir fark var ki zaman zaman bunu sorguluyorum ve dönüp geldiğim nokta hep yazdıkça daha iyisinin geldiği. Bazen güzel yazacaklar bazen olmayacak, bazen çok beğenilecek bazen hiç beğenilmeyecek; dergiler kabul edecek, reddedecek; okuyanlar sevecek bazen de sevmeyecek, hepsi olacak ama hiç vazgeçilmeyecek.
En çok ihtiyaç duymaları gereken şey sabır, hem yazarken hem de yayımlanmasını beklerken… Sonrası ise çok kıymetli, buna değer.
Bu süreçte yolcuğumun duraklarından biri olduğun için teşekkürler İshak Edebiyat.




Yorumlar