top of page

Öykü- Sonat Şen- Almancı Kral

  • Yazarın fotoğrafı: İshakEdebiyat
    İshakEdebiyat
  • 19 Eyl 2025
  • 5 dakikada okunur

“Deli baban ne yapıyor,” diye sordu. Sinirlendiğimi belli etmemeye çalışarak, “Hiç,” dedim, “emekli oldu, köye döndü işte.” Ah hocam ah! Kimi kime anlatıyorum. Bildiğin Mülayim amca işte. Ağzımı arıyor kendince. Anladım anlamasına ama ne diyeyim o an. Minibüsün dikiz aynasından bana bakıp, “Gözünüz aydın,” derken, pis pis sırıttı, gördüm. Duymuş işte köy kahvesinden yalan yanlış bir şeyler. Aklınca beni yokluyor. Minibüs de dolu ha, herkes bana bakıyor. Kaşı gözü oynayanlar mı dersin, bıyık altından gülenler mi? Hani gıybet zinadan kötüydü? Öyle dememiş miydin sen son cumada? Bizi konuşmuşlar işte, besbelli. La havle çekip tuttum kendimi. “Babam Almanya’dan emekli oldu geldi, yanında da emekli ikramiyesi bir Alman kadın getirdi,” desem, biliyorum mutlu olacak hepsi.

İnsan gördüğüne inanıyor tabii önce. Yalan yok, babamı evin kapısında öyle Alman kadınla birlikte görünce, tövbe estağfurullah, anamın da benim de aklımıza ilk gelen o oldu aslında. Allah affetsin. Kadın gebe bir de hocam. Kızıyorum millete ama, görünce öyle yan yana… Kim olsa öyle düşünür sahiden. Dört gözle bekliyorduk babamın memlekete kesin dönüşünü. Günlerdir hazırlık yapıyorduk, biliyorsun. Kimin aklına gelir, Almanya’dan bir Alman kadın getireceği? Hemen şeytana uydu kafamız. Söyle Allah aşkına, günah mı aldık şimdi biz? Sen olsan ne düşünürdün?

Hocam, dinlemiyor musun sen beni? Şok olduk biz, şok. Anam onları öyle görünce karşısında, kollarımın arasında yığılıp kaldı eşiğe. Gelmeden aylar önce telefonda, “Size bir sürprizim var,” deyip durmuştu babam aslında.  Ama Deli İbrahim demişler bu adama hocam. Sağı solu belli olmaz, bilirsin. Ne bilelim ne yaptı sürpriz diye? Yıllardır çalışır Almanya’da, bir çöp getirmişliği yok. Soramadık haliyle. Emekliliğine sakladı hevesini sandık, bekleyip görelim dedik anamla. Hah işte, gördük sürprizi. Her şey dalga dubaraymış diye geçti aklımdan. Anamın o hali iyice ayar yaptı beni. Nedir, ne değildir sormadan anlamadan, babamdır demedim, yürüdüm üstüne vallahi.

İnsanın aklına İsra suresi mi geliyor o kızgınlıkla Allah aşkına hocam? Benim gözüm döndü resmen. Ne diyorsun sen? Ne ağzımdan çıkanı duydum ne elimin ayağımın gittiği yeri gördüm. Of of of… Deli İbrahim’in deli oğlu oldum birden anlayacağın. İçimden bir anda çıkan o öfkeyi ben bile tanımadım inan ki. Ben onu dışarı ittiriyorum, o beni içeri…Bağırış, çağrış, debelenme, küfür bir arbede yaşandı aramızda anlatamam. Ne zaman ki Alman kadının çığlıklarına anamın, yeter, çığlığı karıştı, ikimiz de kendimize geldik, ayrıldık. Ayrıldık ama, perişan haldeyiz.

Yok valla, görmedim ben o sırada babamla kadından başka kimseyi. Belki duyup sesimizi öyle gelmişlerdir evin önüne. Annem bizi o sırada evin içine ittirdi, asıl film de sonra içerde koptu zaten. Başta hiç konuşmadık. Annem yere, Alman kadın anneme bakarak ağladı önce. Biz de babamla gözlerimizle kavgaya devam ettik o esnada. Ne kadar zaman geçtiyse artık böyle bilmiyorum, birden annem kalktı ayağa burnunu çeke çeke, “Çay koyuverem mi? Aç mısınız,” diye soruverdi, iyi mi? Alman kadın ne dendiğini anlamadı tabii, şaşkın şaşkın bakıyor. Ben söyleneni anladığım için en az Alman kadın kadar şaşkınım o an. Ne çayı diyorum ne yemeği? Dakikalar önce sanki evin kapısından güzellikle girmiş de içeride yol yorgunluğunu atıyormuş gibi bir rahatlıkla babam da demesin mi, “Koyuver Raziye’m, koyuver tabii. Senin elinden zehir olsa içerim,” diye…

Deli bu adam, vallahi deli. Bu ne rahatlık değil mi? Ben de öyle dedim ve iyice sinir oldum. Bakma şimdi gülerek anlattığıma. O an öfkem yatışmamış, ne döndüğünü anlamamışım hâlâ. Dinine yandığım bizimle alay geçiyor resmen dedim. Ne yüzsüz adamsın sen!” diyerek yine yerimden fırladım. Aklımca Almancı olmuş babama had bildireceğim. Ama babam benden önce davranıp, oturduğu yerden ayağa kalktı, “Sen benim kim olduğumu unutmuşsun herhalde,” diye bana bir tokat attı. Ben Alman kadının önüne bir yuvarlandım. O an film iyice koptu bende hocam. Rezilliği yapan o, dayağı yiyen neden benim dedim. Yerden kendimi nasıl toparladım, ayağa nasıl kalktım, yumruğu nasıl savurdum bilmiyorum. Ama iş işten geçtikten sonra anladım ki ben bunları yaparken araya Alman kadın girmiş. Öfkem gözümü kör etmiş demek, inan görmedim. Yoksa hamile kadına vuracak kadar şaşırmadım daha şükür. Benim yumruk, kadının sağ gözünün üstüne konmuş sonuçta. Hem de ne konmak… Kadın hamile haliyle yere yuvarlanıp bayıldı o an, iyi mi?

Korktum tabii hocam korkmaz mıyım? Öylece kala kaldım. Benim öfkem babama. Kadına kızsam da bilirsin beni, öyle kadına vuracak biri değilim ben. Ama oldu işte. Ortalık iyice karıştı.  Babam bir yandan bağırır, annem bir yandan… Ben aval aval bakıyorum, bizimkiler kadını ayıltmaya çalışıyor. Annem kolonya şişesini kapmış getirmiş, kadına kolonya koklatıp duruyor, babam, “Vahauf Helga vahauf,” diyerek kadının yanaklarına vuruyor. En sonunda babam dayanamadı, kucakladığı gibi baygın kadını dışarı çıkarttı hocam. Nereye gidiyor bu diye annemle bakakaldık. Evin önündeki kıpkırmızı arabayı da ilk o zaman gördük.

Camiye giderken mi gördün sen? Doğru ikindi vaktiydi.  Köyün yarısı aşağıdaydı vallahi. İkindiyi filan boşlayıp, arabanın etrafına toplanmışlardı. Anlarlarmış gibi sağına soluna bakıyorlardı bir de. Bizim evin kapısı açılıp babam kucağında kadınla arabaya doğru koşturunca ama hepsinin ayarı bozuldu. Bu manzara arabadan daha ilginç onlar için tabii. Bir babamla kucağındaki kadına bir de evin kapısında kalakalmış anamla bana bakmaya başladılar bu kez. Babam aşağıdan, “Ne bakıyorsunuz? Gelsenize, hastaneye götürelim kadını,” diye kükreyince bize, bir anda çil yavrusu gibi dağıldı o meraklı gözler de etrafa. O zaman anladık ki araba babamın. Aylardır açıklamadığı sürpriz, arabaymış meğer. Hastaneden dönerken ancak öğrendik, iyi mi? Mis gibi kokuyor hâlâ içi. Yıllarca Almanların ağız kokusunu boşuna çekmemiş yani babam.

Sağ olasın hocam. Allah sana daha güzelini versin inşallah. Neyse işte, annem elinde kolonya şişesiyle bindi arabanın arka koltuğuna. Babam baygın kadının başını yatırdı annemin dizlerine. Bacaklarını da ittirerek kapattı kapıyı. Bana da başıyla, kaşıyla ön tarafı işaret etti. Mecbur, oturdum ben de onun yanına. Yol boyunca babamın küfürlerini dinleyerek gittik kasabaya. Ne itoğluitliğim kaldı ne eşşoğlueşşekliğim… Kızdığı ben miyim kendisi mi belli değil. Yolda Alman kadın da ayıldı Allah’tan. Dolmuşla, in-bin, yürü bir saatte gittiğimiz hastaneye ben diyeyim on sen söyle on beş dakikada ulaştık nihayetinde.

Yok be hocam, beklemedik hiç. İnan, belediye başkanı gibi karşıladılar bizi acilde. Hemen getirdiler sedyeyi, yatırdılar Alman kadını. Bize değil, arabaya hürmetten her şey tabii... Hiç kırmızı Mercedes görmemiş ki o hastane bahçesi. Ben hala süt dökmüş kedi gibiydim ama. Annem evden beri elinde sımsıkı tuttuğu şişeden, zaman zaman eline kolonya döküp koklarken, aklına geldikçe de dizini döverken, babam bana sövüp dururken ne kafamı kaldırabildim ne bir şey diyebildim. Olanı, biteni film izler gibi, pişmanlıkla izledim. Neyse, uzattım hocam. Sonuçta dün geceyi hastanede geçirdik ama sabah hepimizin yüzü gülüyordu eve döndüğümüzde.

Meğer o Alman kadın, rahmetli Hüseyin emminin gelini Helga yengeymiş ya hocam. Hasan abinin eşiymiş yani. Nerden bilelim. Kadın helal süt emmiş de benden şikayetçi olmadı. Hasan abi aradığında da merak etmesin diye hastanede olduğunu söylemedi Allah için. Bir ay sonra gelecekmiş zaten Hasan abi de. Annemi babamı göremedin, ama doğduğum köyü gör demiş, hazır araba geliyorken babamın yanında göndermiş eşini.  Gezeceklermiş o geldiğinde Antalya, Kuşadası, Marmaris... Nasıl bakacağım Hasan abinin yüzüne bilmiyorum. O gelene kadar bizim misafirimiz Helga yenge anlayacağın. Annemden biraz Türk yemeği yapmayı öğrenecek şimdi. Yarım yamalak Türkçe de biliyormuş ha. Dün korkusundan açamamış ağzını. Ne zaman yakınından geçsem, mosmor gözünü kırpıp, “Sen var beni yanlış anlamak,” deyip gülüyor şimdi. Çok utanıyorum ama, oldu bir kere…

Babam deli meli ama kral adam be hocam.


Sonat Şen

1 Yorum


zübeyde güleç
zübeyde güleç
19 Eyl 2025

Çok güzel 🙏❤️🥰

Bir solukta okudum

Ironik ama keyifli

Annesinin yerinde olsambu kadar iyi niyetli olamayabilirdim

Oysa ne kadar güzel bir örüntü imiş tamamını düşündüğümde

Yüreğine ve kalemine sağlık sevgili yazar 🥰👏👏👏

Beğen
bottom of page