• İshakEdebiyat

Öykü- Güzel Zeynep Süphandağ- Hatırlat Bir Ara Buna da Ağlayalım

“Bir andır o, ama bütün zamanlara siner.”

Murathan Mungan, Üç Aynalı Kırk Oda



Acil servise kocası tarafından darp edilmiş Aysel baygın hâlde getirildi. Kız kardeşi ve küçük oğlu Ali’yi içeri sokmadılar. Kendine gelir gibi olduğunda gözü bir noktaya kitlendi ve Mustafa, diye bağırdı.

“Mustafa git! Anne bana yardım et anne!”

Çığlıklar arttıkça teyzesi Ali’nin kulaklarını kapadı. Ali durmadan dudaklarını ısırdı. Aysel’e sakinleştirici verdiler. Kız kardeş, annesini arayıp, “Anne, ablam Mustafa’yı burada görüyor Mustafa buraya hiç gelmedi, babama belli etmeden çık hastaneye gel.” dedi. Yanlarında oturan kadın, “Öldü mü?” diye sordu. Kız kardeş, “Yok uyuttular,” dedi. Kadın hiç çekinmeden, “Kocası mı dövmüş?” dedi. Kız kardeş gözünden yaşlar akarken kafasını salladı. Koridorda oturanlardan bir başkası, “Allah belasını versin bu adamların.” dedi. Kadına katılanlar, kafa sallayanlar, tüh tüh ve cık cık yapanlar oldu. Her şey Ali’nin yanında konuşuldu. Teyzesi Ali’yi, öldü mü, diye soran kadına emanet edip yüzünü yıkamaya gitti. Kadın Ali’ye, “Korkma oğlum, korkma çocuğum annene bir iğne yapacaklar ayağa kalkacak.” dedi. Etrafındakiler “Tabii, tabii,” dediler. Ali hiçbir şey duymadı. Annesinin yattığı servisin kapısından gözünü bir an olsun ayırmadı, dudaklarını dişledi, gözyaşını akıtmadı.

Biraz sonra Aysel’in sesi tekrardan gelmeye başladı.

“Mustafa’ya götüreceksiniz beni, götürmeyin öldürecek, öldürecek beni.”

Ali gözünü kapıdan ayırmadan dişlemeye devam etti dudaklarını. Ali’ye şeker uzatanlar, su uzatanlar muhatapsız kaldı.

Hemşireler Aysel’i sakinleştirdiler. Aysel’e su içirip sırtını sıvazladılar, “Geçti,” dediler. Acil servisin stajyer doktorlarından biri, “Eşini aramak lazım mı,” dedi. Diğeri, “Ne diyeceğiz? Başaramamışsın al biraz daha döv de layığıyla öldür getir mi,” dedi. “Orası da doğru” dedi diğeri, “hatırlat da bir ara buna da ağlayalım.”

Aysel’in karşı yatağında kronik obstrüktif akciğer hastalığından muzdarip acil servisin müdavimi, oksijen maskeli Nermin Teyze, Aysel’e uzun uzun baktı. Her geldiğinde birçok insan görüyordu artık hayret etmiyordu da bazıları içine çok hicran oluyor yüreciğini yakıyordu. Aysel de biriydi onlardan. İçinde bulundukları anı bir kâğıt gibi yırtıp Aysel’i kesip katlayıp göğsüne koymak istedi. Belki eve götürmek bir çorba yapmak, yalnız değilsin kızım, demek sevmek, iyileştirmek… Nermin Teyze, yorgun nefesi ve yarılanmış göz kapaklarıyla Aysel’i izledi durdu.

Aysel’in annesi, Mustafa ile birlikte geldi. Arkasından Ali ve kız kardeş girdi içeri. Aysel ağlayarak yapıştı annesinin eteğine, Anne “N’olur,” dedi. Mustafa, kafası yerde günahları canını çok yakmış da o acıyla yanmaktan arınmışçasına sakin, mahcup yere baktı. Annesi gözündeki yaşı yok sayıp “Kocandır,” dedi. Kız kardeş, “Anne!” dedi. Anne, “Babanız,” dedi, “aş,” dedi “iş,” dedi. Kız kardeş sustu, Aysel sustu, acil servis sustu. Birkaç saniyeliğine Aysel, Ali ile göz göze geldi. Ali’ye baktı, baktı… Attı kendini yere, “Beni tımarhaneye, oğlanı da verin yetimhaneye, kaçırdım aklımı artık ben,” dedi. Ali o an bastı apacı bir çığlığı, saatlerdir tuttuğu yaşları aktı da aktı. Aysel ağlayarak iki elinin arasına aldı Ali’nin kafasını gözünden öptü. Ali de annesini sarmaladı boynuna kafasını bastırdı, kokusunu içine çekti, gözyaşını annesiyle sildi. Mustafa sakince çekti Ali’yi elinden “Biz arabada bekliyoruz anne, toparlanır gelirsiniz,” dedi. Ali korkusundan bırakamadı babasının elini. Aysel, babasının elini çekiştirerek arkaya, kendisine baka baka yürüyen Ali’yi seyretti. Gülümsedi Ali’ye, sessizce geliyorum, dedi.

Aysel bir süre Ali’nin arkasından umarsızca baktıktan sonra annesinin ve kız kardeşinin yüzlerine baktı, bir şey aradı; az önce çatlayıp kırılmamış olan, suyu alsa sızdırmaz, toprağı alsa dökülmez olan… Annesi Aysel’in sedyenin altına yuvarlanmış ayakkabılarını alıp giyilecek hâle getirmeye çalışıyordu. Kız kardeşi elindeki mendili parça parça etmiş usul usul ağladığı belli olmasın diye, başını hiç kaldırmadan Aysel’e hiç bakmadan mendili didiklemeye devam ediyordu. Aysel saçlarını düzeltti, yavaşça doğrulup ayakkabılarını giydi. Kendisiyle ilgilenen doktorlara mahcubiyetle “Sağ olun,” dedi. Doktorlar başlarını salladılar. Aysel önde, anne ve kız kardeş arkada yürüdüler çıkışa, olan biteni merak edenler arkalarından baktılar, kendilerince yorumlar yaptılar; yargılar dağıttılar. Arabanın yanına geldiklerinde annesi Aysel’e “Sen bin kızım, karı koca konuşacaklarınız vardır güzelce gidin evinize, biz otobüse biner gideriz” dedi. Aysel hiç bakmadı annesinin yüzüne sessizce tekrarlayarak bindi arabaya, “Karı koca konuşacaklarımız vardır güzelce gidelim evimize.”


Güzel Zeynep Süphandağ

215 görüntüleme