top of page
  • Yazarın fotoğrafıİshakEdebiyat

İshak İlk Kitap Soruşturması- Meltem Dağcı

1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?

Öykü yazmaya on üç yıl önce başladım. Ortaokul yıllarımdan beri öykü ve roman okuyorum zaten. Her öyküdeki konunun/olayın/kurgunun farklılığından ötürü sanırım bu türü okumaya biraz daha meyilli buldum kendimi. Çünkü öyküler başka bir kapı aralıyordu romana göre. Öykünün kendine özgü biçimsel ve dilsel formunu seviyorum. Yani ağırlıkla öykü okudum diyebilirim. Ortaokulu takip eden lise ve üniversite yıllarında -özellikle üniversiteden sonra- okumalar giderek yerini öykü yazmaya bıraktı. Öykü halen baş tacı.

2- Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?

Diğer edebi türleri de okumaya meraklı ve hevesliyim. Öyküden sonra en çok okumayı sevdiğim tür şiir ve bazen de mektup. Öykü türünü seçmemdeki özel sebebi şu duruma benzetebilirim; çok renkli, mis kokular saçan büyük bir bahçenin içerisinde gezerken bütün çiçekleri koklayıp sevebilirsiniz. Ama içerisinden birinin kokusu yahut rengi artık sizindir; yani onu benimsemişsinizdir. Bu benim için öykü çiçeği oldu yani. Öykü yazmanın türler içerisinde zor olduğunun düşünenlerdenim. Bunu öykünün uzunluğuna/kısalığına bağlamıyorum hiç. Öyküde kurgunun oluşması gözlem, dikkat ve çalışma istiyor. Elbette zaman. Bununla birlikte öykünün kendine özgü belli bir formu var. Bu form içerisinde yazmak bana daha yakın. Sözü ve özü fazla uzatmadan öykü yazmanın kolay gibi görünen ama zor kısmını biçimsel ve hacimsel olarak da seviyorum. Öykü yazma süreci hem keyifli hem de sancılı. Öykü bittiğinde gelen rahatlama hissi inanılmaz bir duygu. Öykünün son hali yazmanın zorluğunu unutturuyor. Ama yazı yontulurken harcanan zaman ve emek en güzel işçilik, öğrencilik hep baki.


3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?

Bu soru için epey düşündüm. Hafıza ve unutkanlık ile ilgili bazı zaman ciddi sıkıntı yaşadığımdan ilk öykümün nerede yayımlandığına dair bilgiyi biraz yokladım kafamda. Aklıma iki dergi (Semaver Öykü Dergisi ve Mor Fanzin) geldi. Zihnimi zorluyorum ama emin olamadım bu iki dergiden birinde (hatta biri fanzin) yayımlanmıştı. Öykümün adı Tuz idi. Bunu elbette unutmam mümkün değil. Yayımlandığını gördüğümde çok mutlu olmuştum tabi. Öyküm işte oracıkta, gözümün önünde duruyordu. Şu an bile öyküm yayımlandığında nasıl heyecanla küt küt atıyor kalbim. Bu deli heyecanları alıp nereye koyacağımı bilemiyorum on üç yıldır.

4- Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?

Bir gün öykü dosyası oluşturacağımı biliyordum. Bilmediğim şey ise zaman kavramı idi. Yani hangi zaman, doğru zaman mı gibi sorular biraz beni meşgul etti. Bu meşguliyet yıllarında okuma/yazma devam ettikçe, öykü dili ve türündeki değişikliği (bilim kurguya yöneliş) fark etmemle biraz daha kendimce yola bakmak istedim. Yol nereye gidiyor, hangi yöne bakmam lazım, viraj var mı yok mu bilemediğimden epeyce bakındım yani yola. Çünkü dosyaya giden yol nasıl güzeldi biliyor musunuz? Bunu bende güzel kılan şeylere dönüp baktığımda o yolun meşakkatli, düşe-kalka, ciddi anlamda zorlu olduğunu çalışarak ama sadece çalışarak ve çabalayarak kotarabileceğimi yolda fark ettim. Bu yüzden o yol halen güzel benim için, tüm zorluklarına rağmen! Dosyayı oluştururken o dönemlerdeki katıldığım öykü atölyeleri, seminer, konferans ve özellikle feminist atölye okumaları daha da bilinçlendirdi beni. Bakış açım değişti en başta. Dosyayı oluştururken karakterlerin çoğunluğunun kadınlardan oluşacağını biliyordum. Ve dünya üzerinde kadını ilgilendiren/temas eden konuların (doğum yapmak istemeyen kadınlar, kimlik arayışları, ölüm yaşını seçme, rüya göremeyen kadınlar gibi) hepsi kadınların yaşadığı sorunsallardan sadece bazıları. Öykü kitabımdaki meseleler başka dünyaların da mümkün olabileceğini gösteriyor. Yani başka evrenler/zihinler/keşfedilmemiş gezegenler ve bu parçalar dünyanın öteki yüzünü işaret ettirmişti bana sonunda. Bu işaret fişeğini zihnimde hem ütopik hem de distopik olarak kurgulayabilmek çok büyük bir zevkti.


5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?

Evet, oldukça zor iş gerçekten. Dosyanın okunup yayımlanmasıyla ilgili olumlu haberi tam bir yıl bir hafta sonra aldım. Yani sadece bir yıl yayınevinden geri dönüş bekledim. Dosyayı oluşturma ve editör çalışmasıyla birlikte öykü kitabımın çıkması yaklaşık üç yıl sürdü. Bu süreçte sabırlı biri olduğumdan, evet sabrettim yapabileceğim tek şey bu idi o süreçte. Olumlu geri dönüşü almaya bir-iki ay kala falan biraz ürktüm desem yalan olmaz. Çok bekledim, herhalde olumlu haber alamayacağım diye hüzünlendim. Bu duygu belirsizlik gibi bir şey yarattı zihnimde malum o vakit. Gözümü korkutmadı ama eteklerim zil çaldı biraz.


6- Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?

Editörüm sevgili Melisa Ceren Hasmaden ile dosyayı çalışırken biraz türü gereği de (bilim kurguya göz kırpma) tek bir yayınevinde karar kıldık. Gönlümde ve aklımda yatan yayınevi İthaki Yayınları idi. Bu dosyanın yerinin kesinlikle burasının olması gerektiğine inancım vardı, başından beri. Burada olmaktan mutluyum.

7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?

Öykü yazmaya yeni başlayanlar için kendi yol süreçlerim geliyor aklıma. Öyküde okumayı sevdikleri konu/alanlarla ilgili kitapları tercih edebilirler. Hem yerli hem de yabancı yazarların öykü kitapları, çağdaş öykü yazarları ve kült öykü kitaplarına -dönem dönem- okuma hevesime göre kafamı çevirdim. Öykü yazmayı destekleyecek yazı çalışmaları/atölyeler motivasyon kaynağı sağlayacaksa bile katılmanın kimseye zararı olmaz diye düşünenlerdenim. Yazmayı besleyecek kaynaklarım; sinema, kimi zaman mitoloji, feminist çalışmalar, müzik ilk aklıma gelenler. Hepsi de katkı sağlamıştı. Fikir açısından farklı yol açması dileğiyle, naçizane.

0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page