İshak İlk Kitap Soruşturması- Elmas Tunç
- İshakEdebiyat

- 4 gün önce
- 3 dakikada okunur
1-Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız?
Öykü yazmaya 2020 yılında, önce çocuk, sonra yetişkin öyküleri kurgulayarak başladım. O zamana değin öyküyle bir münasebetim olmadı. Bu demek değildi ki yazıyla da bir bağım yoktu. Bilakis, öyküyle tanışana değin şiir yazıyordum. Bunun, öyküdeki ritmi ve imgeleri beslediğini daha sonra işin içine girince anladım tabii. Nasıl başladığıma gelince, bir arkadaşımın yazı alıştırmaları için oluşturduğu WhatsApp grubuna ben de dâhil olmuştum. Hiçbirimiz teknik bilmiyorduk. Buna rağmen belirlenen üç kelimeyi cümle içinde kullanarak hikâyeleştiriyorduk. Ortaya çıkan metinlere öykü denemezdi. Ancak ne zaman ki yolum, Gülkız Turan Yazıevi ile kesişti, o vakit öykü yazmanın inceliklerini öğrendim ve oradan öğrendiklerimle yola devam ettim.

2-Öykü türünü seçmede özel bir nedeniniz var mı? Öykü yazmanın kolay olduğunu düşünüyor musunuz?
Öykü türünü seçtim. Çünkü öykü benim için yepyeni bir dünyanın kapılarını aralayan tutku, bir eser ortaya koymanın vermiş olduğu coşku, nihayete erdirene dek çekilen sancı, aynı zamanda Maslow'un piramidinden, kendini gerçekleştirme demekti.
Öykü yazmanın romana göre kolay, şiire göre zor olduğunu söyleyebilirim. Sözü uzatmayı sevmediğim için kısa ve yoğun anlatımı zor bulmuyorum. Bence asıl zor olan, bu gök kubbenin altında söylenmemiş olanı yazmak, özgün bir dil ve üslup ortaya koymaktır. Öyküyü cevhere çeviren de bu çaba değil midir zaten? Konfor alanı dışından yazmak.
3- İlk öykünüzün yayımlanma macerasını anlatır mısınız? Yayımlandığını gördüğünüzde neler hissetmiştiniz?
İlk öyküm şu an yayın hayatında olmayan "Deruhte Dergi"de yayımlanınca gözümü ekrandan alamamıştım. O zamana dek mailimde yaprak kımıldamıyordu. Nedenini bir türlü anlamıyordum. Meğer öykü zannettiğim anlatıları, gereğinden fazla cesur davranarak dergilere gönderdiğim için dönüt alamıyormuşum. Neyse ki atölye sonrası, karanlık çağı geride bırakarak diyalektik aydınlanma yaşamıştım. Öykümün yayımlanması konusunda hissettiklerime gelince; âdeta yer çekimsiz ortamda yürüyor, açlık, susuzluk, hissetmiyor, mütemadiyen gülümsüyordum. Serotoninin etkisi geçene, yeni öykülerle aynı döngüye girene dek bu durum devam etti ve hâlâ ediyor.
4-Öykülerinizden dosya oluşturma fikri nasıl oluştu? Dosyanızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Belirli bir tema üstünden mi ilerlediniz yoksa farklı temaların oluşturduğu bir bütünü mü tercih ettiniz?
Öyküyle hemhal olduğumdan beri dosya oluşturma fikri aklımdaydı. Zaman ilerledikçe öykü yarışmalarında yüzümü güldüren öykülerle birlikte yarışmalar için yazdıklarım yeterli sayıya ve vakte erişince onları, dostlarımın da yardımlarıyla bir çatı altında birleştirdim ve yuvasını bulması için yolcu ettim.
Henüz kitabı yayımlanmamış biri olarak dosyamın okunmama yahut ret yeme ihtimaline karşı dikkate değer bulunsun diye kendimce özgün olabileceğini düşündüğüm meseleleri, çeşitli üsluplarda bir araya getirmeye çalıştım. Kısacası tekdüzelikten kaçınmaya dikkat ettim.
Öykülerimi yarışma temaları belirledi. Kimi serbestti, kimi belirli konularda idi. Fakat tüm bu farklı temalara rağmen ana meselem, hepsinin ortak paydası olan; insanın içindeki karanlığa, günahlara ve toplumdaki çürümüşlüğe çıkıyordu. Dolayısıyla bu dosyada her bir öykü yerini, yurdunu sevdi, benimsedi.

5- Kitap yayımlamak oldukça meşakkatli bir iş. Dosyanız okunmayabilir, okunsa bile uzun süre bekletilebilir, bekletilse bile birçok etmenden dolayı yayımlanamayabilir. Bütün bu durumlar gözünüzü korkuttu mu?
Hem evet hem hayır. Evet kısmında dosyama güvenim tamdı diyebilirim. Hayır kısmında ise yayın sektöründeki konjonktürel daralmanın, sayıları giderek artan atölyelerin, buna bağlı olarak yazar ve yazar adaylarının ciddi bir çoğunluk oluşturarak görünürlüğü zorlaştırdığının farkındaydım. Ayrıca ithal kâğıt fiyatlarının sürekli artarken nitelikli okurun aynı oranda artmaması gibi nedenlerle cebelleşen kitap endüstrisi, kanaatimce kitabının satıp satmayacağı belli olmayan yeni yazarlara pek fırsat tanımamaktadır. Tüm bu risklere rağmen bizlere şans tanıyan yayınevime de bu vesileyle teşekkürü bir borç biliyorum.
6-Çok fazla yayınevi var. Yayınevini belirlerken nelere dikkat ettiniz? Hedefinizde bir yayınevi var mıydı?
Sevdiğim ve beğenerek takip ettiğim yazarları bünyesinde barındırmasıyla, cesur ve güzel işlere imza atmasıyla Metinlerarası Kitap'ın bendeki yeri ayrıydı. Nitekim dosyama hızlı bir şekilde dönüş yapılması, sürecin şeffaf, aynı zamanda saygı çerçevesinde ilerlemesi kararımı belirlemede olumlu bir etkendi. Dolayısıyla neticeden son derece memnunum.
7- Öykü yazmaya yeni başlayanlar için önerileriniz nelerdir? Yola çıkmadan önce çantalarına neler koymalarını isterdiniz?
Öykü yazmaya yeni başlayanlar, çok okuyup çok yazmaları gerektiğini zaten biliyorlar. Bu yüzden aynı cümleleri tekrar etmeyeceğim. Farklı olarak, naçizane, şunu tavsiye edebilirim: Konfor alanlarından çıkarlarsa ve "okur beni neden okusun?" diye kendilerine sorarlarsa eminim, daha ilgi çekici öyküler ortaya çıkacaktır. Bir de edebiyat dünyasında hakiki dostları varsa onlardan şanslısı ve mutlusu yoktur.




Yorumlar