top of page

Tozlanmış Öykü- Nazan Behiç- Tehlikeli Mektup

  • Yazarın fotoğrafı: İshakEdebiyat
    İshakEdebiyat
  • 12 dakika önce
  • 2 dakikada okunur

Seniha, kocasının kitaplarını karıştırmaktan, yazı masasına oturarak onun deste deste kâğıtlarıyla oynamaktan pek hoşlanırdı. Sedat’ın evde olmadığı günler, ona ait eşya ile meşgul olmak, adeta yokluğunun hasretini ve kavuşma arzusunu azaltıyor gibiydi.

Bir gün yine böyle, Seniha Sedat’ın kâğıtlarını karıştırırken bunların arasında ufacık bir zarf, daha ilk bakışta korkunç olduğu anlaşılan süslü mektup zarflarından bir tane buldu. Kocasının ismine gönderilen bu kâğıdı titreyerek okudu: Kısa, açık, şuursuz ve katı bir randevu mektubuydu. Pazartesi günü için Sedat’ı Kadıköy iskelesine çağırıyordu. Ve “yavrum”, “canım” gibi bir iki hitaptan ve kelimeden anlaşılıyordu ki bu mektubu yazan kadın, Sedat ile epey zamandır tanışıyor!

Seniha akşama kadar ağladı.

Bir ailenin etrafında beslenen ümitlerin, küçük küçük, türlü türlü hülyaların bir anda yıkılışını hisseden Seniha, akşama kadar hain ve adi kocasını bırakıp çıkmak, annesinin evine koşmak, onun göğsüne atılarak hüngür hüngür ağlamak ihtiyacıyla epey mücadele etti ve nihayet bu hayatı kocasının yüzüne vurduktan sonra bu işi yapmaya karar verdi.

Akşamüstü, kocası her zamanki sükûtu ve tebessümüyle saçlarından öptü, odasına çıktı. Yemekten önce azıcık yazı yazmak âdeti olduğu için yazı masasının başına oturdu.

Seniha da arkasından gelmişti. Alışılmışın aksine bir kelime konuşmadılar. Kadın avucunun içinde sakladığı küçük mektubu ansızın kocasının önüne, masanın üstüne koydu ve birdenbire vücudunun bütün adalelerini dikleştiren canlı kinini gizlemeye güçlükle kontrol ederek:

Bu mektup hakkında açıklayınız Sedat Bey!

Evlendikleri günden beri ikinci defa kocasına “siz” ve “bey” diye hitap ediyordu.

Sedat, gözlerini mektuba indirince biraz titredi fakat hiç şaşırmadı. Yavaşça başını kaldırdı, daima sakin, hatta sert, kuvveti gözlerini Seniha’nın bütün vücudunda gezdirerek cevap verdi.

Gayet sade bir şey. Bütün erkeklere ait küçük maceralardan biri. Evlenirken ben böyle mektuplar almayacağımı sana vaat etmedim. 

Kadın kurşun gibi karardı ve tir tir titreyerek, “Sen bir alçaksın, dedi ve kapıya doğru yürüdü.

Bu kısa müddet içinde Sedat, hemen mektup kâğıdını açtı, yazı kalemiyle üzerine bir işaret koydu ve kapıdan çıkmak üzere bulunan karısını çağırdı.

Seniha, Senihacığım, azıcık gel. 

Kadının itaat etmediğini görünce arkasından koştu. Onu sofada yakaladı ve büyük bir mücadeleden sonra kollarının bütün gücüyle kucaklayarak tekrar odaya getirdi.

Senihacığım, diyordu, “sen çocuksun. Ben sana çocukluğunu ispat etmek için bu oyunu yaptım. 

Kadın sıçradı. “Ne oyunu?

Bu bir oyun. 

Nasıl oyun?

Gel bak!

Sedat, karısını elinden tuttu, yazı masasına getirdi, mektubu açtı ve tarihini gösterdi: Haziran 1907 yazıyordu.

Seniha mektuba baktı, baktı. Yüzünde saadetin o güzel tebessümü belirinceye kadar baktı ve mırıldandı.

Nasıl oldu da ben bu 1907 tarihine dikkat etmedim?” 

Sedat güldü.

Öyle ya… Tam on beş senelik mektup, yani evliliğimizden on iki sene evvel bana gönderilmiş bir mektup…

Sonra karısını yeniden kucaklayarak ilave etti.

Anladım ki beni seviyorsun, çok kıskançsın! 

Seniha da bu fena şakanın azabından kurtulduğuna sevinerek tebessüm ederken Sedat, kendi kendine şöyle düşünüyordu: Bir saniyelik vaktim vardı. Eğer o sırada mektuba bir 1907 sayısını atmayı akıl etmeseydim her şey mahvolmuştu.


Not: Bu öykü Süs Dergisinin 7 Temmuz 1339/1923 tarihli 4. sayısında yer almıştır.


Nazan Behiç


Yorumlar


bottom of page