Öykü- M. Bülent Bingöl- Gecegezen
- İshakEdebiyat

- 4 saat önce
- 4 dakikada okunur
Adam kafasına yıldız düşecek korkusuyla gece gece şemsiyeyle dolaşıyordu. Parkın en karanlık kısmında Gecegezen kızla karşılaştı.
“Bu yaz sıcağında gece gece şemsiyeyle dolaşmakta neyin nesi?”
“Sen nerede yaşadığının farkında değil misin? Etrafına baksana insanın başına her şey gelebilir.”
“Düşebilir,” diye düzeltti Gecegezen kız.
Şemsi, parkın bu en kuytu yerindeki bankta her gece oturduğunu, burada huzur bulduğunu ama altında oturduğu ağacın adını bilmediğini söyledi Gecegezen kıza. Gecegezen kız onu rahatsız edip etmediğini sordu. Etmediğini söyledi Şemsi. Paylaşmayı sevdiğini ekledi bankı işaret ederek. Yanına oturdu ve sordu “sen niye buradasın?”
“Yaz-kış saati uygulaması kalktığından beri karanlıkta işe başlayıp karanlıkta işten çıkıyoruz. Karanlığı sevmeye, karanlıkta mutlu olmaya başladım. Evde sigara içemiyorum. Birkaç tane içip eve gideceğim.”
“Benim adım Şemsi.”
“Gecegezen Kız.”
“Ne hoş, Gecegezen Kız. Siz de ismim lazım değilgillerdensiniz sanırım.”
“İsim insanı sınırlıyor sanki. ‘Gecegezen Kızlar’ı okuduğumdan beri bu mahlası kullanıyorum. İnsanın takma adı işini gücünü belirler mi? Ben kitabı okudum. Zaman değişti, yaz saati uygulaması kalktı ve geceye düştü yaşamım. Rastlantı tabii ki.”
Gecegezen Kız eliyle işaret ederek gösterdi. Bak dedi. “Şu ilerdeki üç harfli mağazayı görüyor musunuz? İşte orada çalışıyorum.”
Koyu bir sohbete daldılar. Gecegezen Kız iyi bir üniversiteden mezun olmuş. Kendi alanında iş bulamayınca bu işe başlamış. Annesi ve babasıyla birlikte yaşıyormuş. İkisi de emekliymiş. Evleri kendilerinin olmadığı için geçinmekte zorlanıyorlarmış. Bir de anne babası bir an önce evlenmesini istemezler mi! Gecegezen Kız bu koşullarda evlenmesinin imkânsız olduğunu düşünüyormuş. Şemsi ya aşk diye sordu ama yanıt koca bir sessizlikti.
Gecegezen Kız konuyu değiştiriverdi:
“Bir amacım var. Bizim marketin bir üst kademesi, dört harfliye geçip şarkütör olmak istiyorum. Bu nedenle boş zamanlarımda bir şarküteride çalışmaya başladım. Adı “MandıraKe”. Sahibi babamın asker arkadaşı. Çizgi roman hastası, komik bir adam. Bana bir dizi bilmece sordu ve yetenekli olduğum sonucuna vardı. Benden iyi bir şarkütör olurmuş. Düşündüm taşındım; madem dedim süt ürünleri mezunuyum, bari mesleğimle ilgili bir alana yöneleyim. Ne dersiniz? Tarafsız biri olarak düşünceniz önemli.”
Şemsi, çok iyi düşündüğünü, doğru bir karar verdiğini söyledi. İnsanın kendisini geliştirmesinin çok önemli olduğunu ekledi.
Gecegezen Kız şarküteride çalıştığı için çok mutlu olduğunu ama Mandrake’nin onu çok güldürdüğünü ve bu yüzden biraz tedirgin olduğunu dile getirdi.
“Daha geçen gün yaşlı bir kadın geldi. Yaşlıdan da yaşlı. Mandrake kadınla bir güzel sohbet edip istediğini üç kuruşa verdi. Gittikten sonra demez mi bu benim annemin büyük annesi. Kadın dedim, Ajda Pekkan gibi giyinmiş, dalga mı geçiyorsunuz? Bastı kahkahayı. Gayriihtiyari ben de kahkaha attım. “Her zaman modayı takip eden bir kadın olmuştur kendileri. İkisine de karbon testi yapmak lazım.” Deyip bir kahkaha daha patlatınca artık ısrar edemedim. Güzel kadınlarmış vallahi deyip konuyu kapattım.”
Şemsi hala şemsiyenin altındaydı. Gecegezen Kız, ağaç sizi korur şemsiyeyi kapatın dese de Şemsi duymamış gibi devam etti.
“Anlattıklarında biraz büyülü taraf var sanki. Bahsettiğin yaşlı mı yaşlı kadın şu kadın olmasın. Yoksa gördüğüm bir uydurmaca mı?”
Gecegezen Kız gözlerine inanamadı. Karşıdaki durakta, lambanın altında duran kadın o kadındı. Otobüs bekliyordu. Bir sihirbazın asistanı gibi giyinmişti. Durağın camından bir dışarı çıkıyor bir içeri giriyordu. Etrafındakiler fark etmediği için neşesine diyecek yoktu. Otobüs geldi ve durakta kimse kalmadı.
“Evet” dedi Gecegezen Kız, “hem büyülü hem de komik.”
“Dört harfliye geçince maaşın artacak mı?” diye sordu Şemsi.
“Sanırım. Esas beni sevindiren eğer başarıp şarkütör olursam yaptığım işin bir adı olacak. Her işe koşturulmayacağım. Kasaya bak, mal indir, raflara bak, kasaya bak, rafları düzelt, etiketleri değiştir, miadı dolanları kaldır, kasaya bak…koştur babam koştur.”
Gecegezen Kız’ın yüzündeki mutluluğu görebiliyordu Şemsi. O da mutlu bir insan gördüğü için umutlanmıştı. Kız gülerek “hep benden konuştuk, ya siz kimsiniz?”
“Şoförlükten emekliyim. Sürmediğim vasıta kalmadı bu dünyada. Şimdi emeklilere kiralık ev vermiyorlar. Vermiyorlar yanlış oldu; emeklilerin geliri kiraları karşılayamıyor. Şu karşıdaki sokağın içindeki otelde kalıyorum.”
“Kimin kimsen yok mu?”
“Dünyada ayak basmadığım yer kalmadı ama yalnızım, kimseyi tanıyacak kadar bir yerde kalmadım.”
Gecegezen Kız, Şemsi’nin anne ve babasını soramadı. Ölmüşlerdir diye düşündü. Bir şey söylemeliydi.
“Hiç akraban yok mu?”
“Çok yaşlı değilim ama inan hatırlamıyorum. Evlenmediğimden eminim…”
“Evlenmediğinden emin olman yeterince yaşlı olmadığını gösteriyor.”
Karşılıklı gülüştüler. Şemsi, “alzaymır” olmaktan çok korktuğunu, nedense şemsiyenin beynini de koruduğunu düşündüğünü söyledi. Gecegezen Kız ona moral vermek için:
“Hiç de öyle görünmüyorsun.”
“Nasıl görünmüyorum?”
“Bunamış biri gibi. Gayet mantıklı ve güzel konuşuyorsun.”
“Teşekkür ederim.”
“Geceleri şemsiyeyle dolaşmaktan başka ne yaparsın?”
Ayağa kalktı. Bankın arkasında kalmış yem dolu plastik bidonu alıp önüne koydu Şemsi. Sokak hayvanlarını beslediğini, onlarla ilgilendiğini söyledi. Cebinden çıkardığı çuvalı göstererek; bira kutusu ve bira şişesi topladığını, onları satarak hayvanlara yem aldığını biraz utanarak anlattı. Gecegezen Kız saygıyla ve gönlünden gelen gülümsemeyle onu dinliyordu.
“Biraz bu adını bilmediğim ağacın altında oturup. Yem dağıtma planı yapıyorum. Bir gece köpekler bir gece kediler için.”
Gecegezen Kız ağacın Küçük Prens'teki Baobab ağacına çok benzediğini fısıldadı ve gayriihtiyari soru verdi:
“Kedi mi köpek mi hangisini daha çok seviyorsunuz?”
“Hayvanları ayırt etmem. Ama bir dileğim var; bir köpek gibi herhangi bir yerde, lalettayin yatmak isterdim. Ayaklarım havada, umursamadan hiçbir şeyi.”
“Ya kediler?”
“Onlar sevginin dışında hiçbir şeyi umursamazlar. Sevgiyi doğuştan hak ettiklerini düşünürler. Benim yavaş yavaş yola koyulmam lazım.”
“Ben de eve gideyim, iyi geceler.”
M. Bülent Bingöl




Yorumlar