top of page
Ara


Öykü- Ahmet Akdere- Türk Gecesi
Birasından son yudumu alıp kahverengi cam şişeyi sahilin kumlarına doğru öfkeyle fırlattı ve bir süre gecenin karanlığında daha da koyulaşan fakat ayın şavkı ile menevişlenen denizin ortasında kaplumbağa sırtı gibi belirmiş Yunan adalarının durgun gölgelerini izledi. Uzayıp sünen, olduğumuz yerde dahi bizi yormayı başarabilen ve giderek ağırlaşan kurşun gibi bir gecenin içindeydik ikimiz. Bir buçuk metre yüksekliğindeki duvarın üstüne oturmuş ve çocuklar gibi ayaklarımızı aşa

İshakEdebiyat
8 saat önce


Öykü- Hicret Birik- İhlal
Bugünün endişesi yarının belirsizliğini yüklüyor sırtıma. Azrail’le anlaştığımı zannetmek gibi aptalca bir düşünce bu, biliyorum. Kasım ayını ortaladık, oysa gök hâlâ baharın rengini atmamış üstünden. Ağaçlar soyunup soyunmama konusunda kararsız. Değecek bir aşkı bekliyor dalları sanki ya da ne idiği belirsiz bir duyguyu emmeye devam ediyor kökleri. Her neyse. Her şey benim zihnimde olup bitiyorsa bu baharı uzatan da benden başkası değil. Yaşamak ve yürümek arasında korkunç

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- E. Ezgi Kayaoğulları- Gecenin İç Sesi
Yine kalktı gitti mutfağa. Uyuyormuş gibi yapıyorum ama her hareketinin gayet farkındayım. Mikrodalganın üstündeki dolaba sakladığım çikolatayı buldu yedi. Her gece sözüm ona parmaklarının ucuna basa basa gidip bir şey yiyor. Ya çikolata ya gündüzden kalan kek ya muz … M uhakkak tatlı bir şey ler . Hiç de rahatsız olmuyor, insan midesinde bir şeyler varken nasıl uyur hiç anlamıyorum. Üstelik üzerine bir yudumcuk su bile içmiyor. Geri gelip yanıma yatarken ağzını şapırdatıyo

İshakEdebiyat
4 gün önce


İshak İlk Kitap Soruşturması- Elif Ünal
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız? Gazetecilik yaptığım yıllarda haberleştirdiğim olaylardan kurgular yaptığım zamanlar oldu. Ama onlara biçimsel olarak öykü denemez sanırım. O dönemde, gazetecilik geçmişi olan Marquez, Hemingway gibi büyük ustaların izinden gidip gidemeyeceğimi merak ettiğimi hatırlıyorum. Yine de öyküye yönelik olarak çalışmaya başlamam için Kovid-19 salgınının herkes gibi beni de eve hapsetmesi gerekti. Dört duvar arasında kalmaya tahammül edebilm

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Saim Serhat Arslan- On Üçüncü Orta
Hicri 984 yılında ardı ardına zuhur eden felaketlerin son bulması için Ayasofya’dan Zeyrek’e irili ufaklı tüm camileri dolduran ümmet-i Muhammed’in çaresizlikle Allah’a yakarışları netice vermemiş, 985 yılı da felaketle başlamıştı. Milleti bir damla suya hasret bırakan kuraklık henüz dinmişti ki böylesine ancak uzak deryaların yamyamlarla dolu memleketlerinde rastlanacak kuvvette bir yağmur bir anda indirdi. Ellerini semaya açıp günlerce tek bir damla su için yakaran ümmet-i

İshakEdebiyat
4 Ara


Hicret Birik Yazdı- Sibel Oğuz'un "Bu Hikâye Tutar Canan" Kitabına Dair
Geçtiğimiz günlerde Sibel Oğuz’un Eksik Parça Yayınevi’nden çıkan, ‘Bu Hikâye Tutar Canan’ isimli öykü kitabı, ilk kitabı ‘Annem Zeytin ve Çay’ da olduğu gibi, genelde kişinin ailesi ve kendisi ile olan çatışmasını anlatan öykülerden oluşmaktadır. İçsel seslerin çarpışmasını ve ussal olanla duygusal olanın iç içe geçişini yalın kurgular fakat yoğun bir dille anlatan Oğuz, bu hikâyeler ile içimizdeki oksimoron benliğe, dışarıdan görünmeyen sessiz çığlıklarımıza ayna tutmakta

İshakEdebiyat
3 Ara


Öykü- Onurcan Irmak- Gençlik
Mevsim kış önüydü. Gülhane parkındaki koca gövdeli, kabukları yaşlılıktan grileşmiş çınar ağaçları kara bulutlarla kaplı göğe uzanıyordu. Yaprakları çoktan toprağa karışmıştı çınarın. Mevsimleri görebileceğiniz İstanbul’daki güzel yerlerden bir tanesidir Gülhane. Geleni gideni de eksik olmaz. Eşiyle, çocuğuyla gelenler, okullarından çıkıp sigaralarını yakalanma korkusu olmadan içmeye çalışan liseliler, yaşlılar, seyyar satıcılar, turistler, sevgililer… Bir de bunlardan ayrı t

İshakEdebiyat
2 Ara


Öykü- Elif Asma Kurt- Portakal Yanığı
Tütsülenen portakal kabuklarının buram buram kokusuyla uyandım. Kış soğuğunu ve ıslaklığını örten o ferahlatıcı koku, damağıma yapışmıştı. Çocukluğuma mı dönmüştüm? Dışarıda kar, dışarıda yağmur, dışarıda fırtına olduğu sabahlara? Sobada çatır çatır yanan odunların sesi yoktu ama mutfakta mırıldanan annemi işitiyordum. Soba, portakal kabuğu kokusu ve annemin mırıltıları... Saraylardan, kalelerden daha güvenli küçük evimizde miydik? Yine ben çocuk, annem yetişkin miydi? Ayağım

İshakEdebiyat
30 Kas


Öykü- Serkan Arslan- Pıtraklar
Deniz, üstündeki martılar ve ağır ağır yol alan gemilerle mavi gözlerini içine çekiyordu her defasında. Günün bu erken saatinde ışık suyun üstünde oyundan oyuna koşuyordu. İleride bir karabatak daldı çıktı suya. Etrafı gözetledi, yeniden daldı. Martılar süzülüyordu çığlık çığlığa. Bir ferahlık sarar gibi oldu o an içini. Bakışlarını etrafa çevirdi. Pazar günü pek bir hareketlilik yoktu etrafta. Gelirken de çok sakindi yollar. Sokaklar boştu. Şimdi sadece üst yoldan geçen birk

İshakEdebiyat
28 Kas


Öykü- Sibel Karaca- Nahide Hanım
Ellerini şaşkınlıkla izliyordu Nahide Hanım. Buruşuk derisinin altına, her yaşın anısına ait kahverengi benekler serpiştirilmişti. Kalın, mavi hatları ile buradayım dercesine fırlamış damarlı ve titrek parmakları, şaşılası bir çeviklikle hareket ediyordu. Sırma işlemeli yatak örtüsünü çekeledi, bir örnek desenli kırlentleri kabarttı, saten şasenin arasından sarkan geceliğini tekrar yerleştirdi. Yarı aralık bıraktığı oda kapısından lavanta kokusuyla harmanlanmış ahşabın o kend

İshakEdebiyat
26 Kas
İshak Edebiyat
bottom of page
