top of page
Ara


İshak İlk Kitap Soruşturması- Gülay Gökçen
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız? Yazı yazmakla ilgili ilk tecrübem lise yıllarımda günlük tutmakla ilgiliydi diyebilirim. Ayrıca bir ajandam daha vardı ve bu ajandaya önemli şairlerin beğendiğim dizelerini, yazarların beğendiğim yazılarını aktarıyordum. Bazı sayfalarda ise kendimce küçük yazı denemeleri ve çizimler yapıyordum. Okumaya her zaman meraklı biriydim. Okudukça edebi türleri daha yakından takip ettim. Roman zaten okuyordum ama öykü türüne yönelmem 2000’le

İshakEdebiyat
5 dakika önce


Öykü- Ümit Ahmet Duman- Saçlarını Tararken
Sabah ışığı perde aralığından içeri süzülürken odanın içinde ince bir toz gibi asılı kalıyordu. O ışığın altında, saçlarının telleri, yılların yorgunluğunu taşıyan gümüş ipliklere dönüşmüş gibiydi. O sırada komodinin üzerindeki ahşap tarak tıkırdadı. Tarağı elime aldığımda her sabah yaptığım gibi kısa bir tereddüt yaşadım. Sanki her dokunuşumda senden bir şey daha eksilecekmiş gibi… Ama sonra yine aynı alışkanlıkla, aynı şefkatle taramaya başladım. Arkanda duran bedenimden gö

İshakEdebiyat
23 saat önce


Öykü- Sıddık Sert- Ah Anne!
Ufacık bir penceren vardı dünyaya açılan, o da kapandı. “Ah Anne!” Daldaki kumru yeknesak sesiyle öterken sinirli imam mezara inen genci sertçe uyarıyor. “Öyle olmaz! Sen çık, oğlu insin mezara!” Usulca iniyor, taze toprak kokulu mezarın içi daracık. İnerken beraberinde biraz toprak da dökülüyor, telaştan umursamıyor. Mezarlıktaki kalabalığın aceleci tavrı şaşırtıyor onu. Kimisi tanıdık birine rastlama umuduyla mezar taşlarındaki yazıları okuyor, ötekiler bir an önce oradan u

İshakEdebiyat
3 gün önce


İshak İlk Kitap Soruşturması- Nazlı Akın
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız? 2020’de başladı hikâyem. Dört yıla yakın, derin okuma atölyeleri de dâhil çevrimiçi eğitimlerde öğrenci oldum. Öykü yazmak aklımı başımdan aldı diyebilirim. Ortaya çıkan ilk taslakları düşününce, hepsi bebeğim gibiydi. Emzirdim, besledim ve özenle büyüttüm onları. İyi bir okur olma hedefini bırakmadan her gün masa başına oturdum, öykülerimi saatlerce çalıştım. Az sayıda öyküm çok çalışıldığı için ölü doğdu. Ama hayatta kalanlar birç

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Erkan Eren- Ah Kader Ah!
Sevincinden gülmedi hiç. Bilmediğinden ya da mutluluğu hiç tatmak istemediğinden değildi bu. Onun gülüşlerine daha çocukluğunun ilk yıllarında hayatın ağır gölgesi sinmişti. Sanki daha doğduğu gün alnına görünmez bir yazı yazılmış, o yazının adı da yoksulluk oluvermişti. Kader denilen şey, bazen insanın karşısına bir yol olarak değil; daha ilk adımını atmadan üzerine kapanan ağır bir kapı olarak çıkıyordu. Azat böyle bir evde doğmuştu. Betonarme, rutubet kokan, gün ışığını gü

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Aynur Türk- Yakını
Satış kâğıdını masaya serdiğimizde hava kararmıştı. Dört adımız yan yana basılmış, altlarında dört imza çizgisi bırakılmıştı. Kıvrılan köşeleri annemizden kalan şeylerle tuttuk: pirinç anahtar, gazeteye sarılı çay bardağı, tel saplı plastik karanfil, paslı kavanoz kapağı. Mavi tükenmez kalem ortada yatıyordu. Kapağını kimse açmamıştı. Oysa eve, annemizin kırkı çıktıktan sonraki cumartesi öğleden sonra girmiştik. Ankara’da sonbahar, biz mozaik basamakları çıkarken kışa dönüyor

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Okan Ildız- Ağır Hasta
“Yalnızlık,” diye fısıldadım ama duyuracak birini bulamadım. İşte bu da öykücünün klişe girişi… Aynanın önüne geldim. Kendime şöyle bir baktım da… Yüzüm iyice kötüleşmiş. Beyaz beyaz çıkan sedeflerden tut da yanaklarıma yayılmış sivilcelere kadar… Neyse, bıyıklarım da fırça gibi olmuştu. Şimdilik yapabileceğim en hızlı iyileştirmeyi bıyıklarımı elimle düzelterek yaptım. Hem öykücü de beğendi. “Güzel olmuş,” dedi ama sonra, “Tabii bu sivilceli rezalet bir yüzün olduğu gerçeğin

İshakEdebiyat
11 Eyl


Öykü- Deniz Longa- İki Dallık Mevzu
Apartman boşluğunda, kendi kapısının önünde sırtını duvara dayamış -nasıl da güveniyor duvara- gözleri kapalı, peş peşe iki tane birden içti. Keyfine olmadığı ardı ardına yakmasından belli, damarları nikotine doysun yeter. Onu izlerken ben de içmiş kadar oluyorum: başım dönüyor, sigara dumanı ciğerlerime yapışıyor, sanki hiç içmemiş biri gibi kötü etkileniyorum. Elinde getirdiği küllüğün içine izmaritleri atıp hızlıca içeri girdi. Ben de saklandığım merdiven altından çıktım.

İshakEdebiyat
10 Eyl


Öykü- Emre Aydoğdu- Mesafeyi Genişlet
Baran çamaşırhanenin kapısını omzuyla ittiğinde içerideki makinelerden üçü aynı anda dönüyordu. Cam kapakların arkasında birbirine karışan beyaz gömlekler, sanki dışarıda akşam olmamış da bütün gün dar bir pencereden yeniden geçirilmekteymiş gibi ışığı çoğaltıyordu. Kapının üzerindeki küçük zil bir kez çaldı. Tezgâhın gerisinde oturan yaşlı kadın başını kaldırdı, sonra örgüsüne döndü. Baran, elindeki mavi torbayı yere bırakmadan cebinden telefonunu çıkardı. Saat yediye on sek

İshakEdebiyat
8 Eyl


Öykü- Serkan Arslan- Konserve Kavanozu
Yüzlercesi gözümün önündeydi. Farklı etiketli yüzlerce cam kavanoz. Bir litrelik yarım litrelik boy boy şekil şekil… İçlerinde çeşitli ürünlerle her biri yüzünü bana dönmüş yüzlerce konserve kavanozu. Karşılarında, gecenin bir yarısı asfalta çıkmış bir tavşandım âdeta. Tam yoluna gidecekken bir anda karşısına çıkmış arabanın ışığına bakakalan şaşkın bir tavşan. Her şeyi unutmuş, rutin hayatımın akışında debelenip duruyordum oysaki. Her şeyin üstü toprakla örtülüydü ta ki kava

İshakEdebiyat
5 Eyl
İshak Edebiyat
bottom of page
