top of page
Ara


Öykü- Fahri Canbaz- Yürüyüş
Gürültülü bir caddeydi. Kalabalık kaldırım köşelerinin birinde durdum. Cadde boyunca yürüyen insanlar, zar zor hareket eden arabalar, sokağın kenarına zorla sıkıştırılmış mağazalar ve bir panik havası İçinde yanan kırmızı ışıklar arasında beklerken bir an için nereye gideceğimi unuttum. Beni nereye götüreceğini bilmediğim caddeden uzaklaştım. Artık nereye gideceğini bilmeyen birisi gibi değil de daha çok neyi beklediğini bilmeyen birisi gibi kaldırımın uzak köşesinde beklemey

İshakEdebiyat
2 saat önce


Öykü- Murat Boğurcu- Vaatler Bankası
Vaatler Bankası’nda altı yıldır çalışıyordum. Son bir yıldır veznedardım. Bu göreve getirilmem öyle kolay olmamıştı. Sınavlar, mülakatlar, güvenlik soruşturmaları… Hatta mahallemizdeki bakkala kadar sorulmuştu. “Nasıl biridir?” demişlerdi. Sanki bankanın kasasına değil de devlet sırrına emanet edilecektim. Bankanın girişinde büyük bir tabela vardı. Altın harflerle yazılıydı: “Vaatler Bankası: Geleceğinize söz veriyoruz.” Her sabah içeri girerken o yazıyı görürdüm. İnsanlara v

İshakEdebiyat
1 gün önce


Öykü- Neslihan Dudderidge - Güller ve Dudaklar
Sonunda öldürdüm seni. Öyle işkence yaparak filan değil. Tertemiz ve kaşla göz arasında. Karabasanlarında, bir gün ecelinle değil de bir başkası, sapık bir seri katil tarafından öldürülme ihtimalini düşünüp düşünmediğini bilemeden hiç. Taşlar yerine oturdu. Bir klik sesi duymuş gibi oldum işim bittiğinde. İnsana neredeyse oh dedirtecek bir ferahlık hissi. Sevdiği bir şarkıyı söylemeye başlatacak o neşeli itki gelir yerleşir ya insanın dilinin ucuna, öyle. İşin aslı, o kısacık

İshakEdebiyat
3 gün önce


Öykü- Elif Demirdelen- Büyükannenin Vitrini
“Çiçekçi bana bir gül ver Sevgilime değil, bir ölü için” Ahmet Erhan Evden çıkıyorum. Bugün cuma! Ziyarete gelenler olur. Çiçeklerim satılır. Yürüyorum. Ocağı kapattım mı? On kere baktım. Yürüyorum. Lodosun esintileriyle oluşan toz, yaprak, çöp yumağıyla dolu küçük bir hortum yüzüme vuruyor. Hapşı

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Mustafa Ünver- Derindeki Kabuklar
Pür karanlık bir bahar gecesiydi. Kendine geldiğinde ruhuna hem sevinçli hem cevapsız sorular bırakan bir vizyon içinde olduğunu düşündü. Okul muydu, mabet miydi? Yoksa tekke gibi bir mekândan mı çıkıyordu? Bilemedi. Ne tuhaf! Rüyalarda çok şey belirsizdir ama biz bunları pek de kafaya takmayız, o da sorun etmedi bunu. Oysa gerçek yaşam dediğimiz katmanda karşılaştığımız böylesi belirsizliklere normal gözüyle bakmayız, farklı hislerle dolarız, değil mi? O da kutlu hislerle do

İshakEdebiyat
8 Tem


Öykü- E. Ezgi Kayaoğulları- Bu Mutlu Günümüzde
Misafirler salonda. Her biri başka şehirden geldi. Çoğunlukla akrabalar. Bir kısmını sanki ilk defa görüyorum. Muhtemelen küçükken görmüşümdür de şimdi hatırlamıyorum. Hepsi çok iyi tanıyor beni. Antrede sarılıp kucaklaşırken, ben önlerine terlik koyarken, ne kadar güzelleştiğimi, beni son gördüklerinde şu kadarcık bir kız olduğumu filan anlatıp duruyorlar. Sessizce gülümsüyorum. Yarın nikâhım var. Evet, evleniyorum ben. Nişanlım Burak’la geçen sene işyerinde tanıştık. Annesi

İshakEdebiyat
7 Tem


Öykü- İbrahim Daştan- Kurtuluş Töreni
Güne, karşımızdaki ilkokulun hoparlöründen yükselen meşhur “Baby Shark” melodisiyle uyanıyoruz. Otomatik. Bazen kapatmayı unuttukları için tatil günlerinde de çalıyor, uyutmuyor insanı. Evi yazın satın aldığımdan, hiç hesap etmemiştim bunu. İlk günlerde kaç defa gidip hoparlörü kurşunlamak geldi içimden. İyi ki silahım yoktu. Olsaydı yapar mıydım bilmiyorum ama sonraları alıştım sayılır. Haberleri izlerken, hanıma, “Şunu kulaklığını takıp dinle, senin yüzünden bir şey anlamıy

İshakEdebiyat
6 Tem


Öykü- Suzan Aynal- Kara Bavul
İlk Çarşamba Gecesi Bavuluna gri kumaş pantolonunu ve dirsekleri eprimiş ceketini katlayıp koyuyor. İki kazak, iki bluz ve birkaç iç çamaşırıyla yetiniyor. Kadın kapakları açık olan dolabın önünde durup bir aylık tatil vizesi için yanına aldığı az eşyanın da havaalanında dikkat çekebileceğini düşünüyor. Kurumdan fazla eşya almamasını tembihledilerse de azı da göze batabilirdi. Gelişigüzel bir iki kıyafet daha bavula koyuyor. Kapı çalıyor. Nefesini tutup zilin bir daha çalmas

İshakEdebiyat
4 Tem


Öykü- Şükran Varol Kır- Dünyadaki En Büyük Rakam
Yan masada bir çift. Birbirinin ağzına düşüyor. Çocuğun ağzından çıkan her sözcük kızın yanaklarını yalıyor. Kız, çocuğun her cümlesinden sonra göz ucuyla etrafına bakıyor. Tanıdık kimse yok. Çocuğa biraz daha sokuluyor. Onların yapış yapış haline daha fazla dayanamıyorum. Kafamı denize çeviriyorum. Geçmişi hatırlıyorum. İlk karşılaşmamızı. “Merhaba. Sandalye boş mu?” Kimin söylediğine bakmıyorum bile. “Evet. Alabilirsiniz.” “Yok almayacağım. Aslında başka boş masa yok. Annem

İshakEdebiyat
2 Tem


Öykü- Korkut Kabapalamut- Ölümler Albümü
Önceki hayatlarımı anımsıyorum. Bütününü değil ama ölümümden önceki son dakikalarını. Bazen doğal yollarla, bazen elim bir kaza sonucu, bazen de bir cinayete kurban giderek ya da canıma kıyarak hayatımı kaybediyorum. Kimi zaman aynı gün içinde önceki hayatlarımın birkaçını birden anımsadığım oluyor. Hoş bir şey değil. Bir süredir kimseyle de paylaşmıyorum bunları. Bana inanan kimse kalmadı çünkü etrafımda. Belki de artık bu üç beş dakikalık hikâyelerden ziyadesiyle sıkıldılar

İshakEdebiyat
30 Haz
İshak Edebiyat
bottom of page
