top of page
Ara


Öykü- Ahmet Fenar- İz
“Hangi cebini karıştırsan yalnızlık...” Turgut Uyar -Sonnet İlahi Zeki Bey. Söylenip durmayın. Tamam çıkacağım birazdan. Hep böyle yaparsınız zaten. Ne vakit bir yere gidecek olsam başlarsınız söylenmeye. Geç kalmam efendim geç kalmam merak etmeyiniz. Acelemiz mi var sanki? Oldum olası sevmediniz şu kırmızı ruju. Tamam sürmem bunu. Zaten Nur unutmuş. Geldiği zaman alır artık. Pembeden süreceğim. Şöyle hafifçe. Koskoca doktorun karşısına çıkarken çok affedersiniz Hint fakiri

İshakEdebiyat
13 saat önce


Öykü- Ramazan Kayaoğlu- Hatıra Bankası
Yıllar sonra aynı tabelanın önünde durup kolundaki saate baktı. Acaba gecikmiş miydi? Adımlarını hızlandırıp bir oda büyüklüğündeki bilet gişesinden geçip peronların olduğu yere geldi. Çantasını yere bırakıp içinde buraya ilk geldiği günü andıran bir korkuyla etrafa baktı. Ellerindeki bavul ve çantalarla bekleyen insanları görünce biraz rahatladı. Yine de emin olmak için trenin gelip gelmediğini sormak için uygun birini aradı. Bu sırada arka cebinden çıkardığı mendille yüzünd

İshakEdebiyat
3 gün önce


Öykü- Hicret Birik- İki Sineğin Hatıraları
Pek muhterem Musca Campo, Sana bu satırları, meşhur bir insan yazarın çalışma masasının kenarından yazıyorum. Onun parmaklarının değdiği müsveddenin küçük bir köşesini kopartarak yazdığım bu mektup sayfasının ne kadar kıymetli olduğunu bilmelisin. Zira az evvel alnına konduğum bu adamın terindeki tuzun miktarından dimağındaki bilgileri ölçmek mümkündür. Masasının üstündeki roman taslağından son paragrafı sana olduğu gibi gönderiyorum. Şu yazıdaki duyguya, karakterdeki derinli

İshakEdebiyat
4 gün önce


Öykü- Serkan Arslan- Pustaki Azgın Köpek
Dışarıdaki bir baykuş, kulağının dibindeymişçesine öterek Kerim’i uykunun kollarından almıştı. Gözlerini aralayan Kerim, sitem etmedi. Sobanın başındaki kanepede uyuyakalmıştı yine. Göz kapakları düştü yeniden. Bu defa da alarm çaldı, saatten emin olunca sıcacık yorganından çıktı. Büzülmüş bir kâğıda dönmüştü soğuktan, birkaç defa gerindi. Ellerini soğuk sobaya uzatarak ısıtmaya çalıştı ama soba çoktan geçmişti. Demir şişle bir iki karıştırdı kovayı, olacak gibi değildi. Sönm

İshakEdebiyat
6 gün önce


Öykü- Yeşim Öz- Ardiye Odası
Işığın sabahtan dikleştiği bir gündü. Kafa derisinden ensesine dökülen sicim terler, beyaz gömleğine desenler çiziyordu. Rahmi’nin saçları da iyice ağarmış ama iyi dikilmiş kafasına diye söylendi, eşantiyon minderli koltuğunda yaylandı. Onunkiler öyle miydi? Ne zaman mahalledeki berbere gitse aynı tıslama onu karşılardı, “Senin geleceğin parlak, müdürüm.” Ha deyince de berber değiştirilmiyordu ki, yaza çıkarken şu densize iyi çırak yollamayacaktı. Bu hayatta Rahmi gibi olmak

İshakEdebiyat
7 gün önce


Öykü- Çilem Kılıç- Kasabada Kurulan Pazar
Cuma, kasabada takvim yapraklarından değil, sesten ve kokudan anlaşılırdı. Daha gün ağarmadan, meydanın taşları kamyon kasalarının gıcırtısıyla uyanır, kasabanın üzerine taze nane, sabun, portakal kabuğu ve toz karışımı bir telaş çökerdi. Pazar kuruluyordu. Sanki haftanın geri kalan altı günü bugüne hazırlanmak için yaşanırdı. Genç kızlar cuma sabahlarını aynanın karşısında karşılardı. Bir hafta boyunca dolabın en arkasında bekletilen elbiseler çıkarılır, saçlar normal günler

İshakEdebiyat
11 Şub


Mustafa Oğuz Yazdı- Sokaklardan Hayat Resimleri
Edebiyatın alaylılarından Cabir Özyıldız, yazı yaşamı ile ilgili, “Ancak kırklı yaşlarda yazının başına oturabildim.” [1] diyor. İnsanın olgunlaşma yaşlarında. Adana toprağının Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Zafer Doruk ekolünden gelen isimlerinden biri. Elbette onu daha ikinci hikâye kitabıyla Yaşar Kemal ve Orhan Kemal ile aynı yerde gördüğümü söylemiyorum. Hayatın içinden gelmesi, hayatın içindeki olaylardan, sokaktan ve dilinden, sokağı gerçeklerinden beslenerek hikâye yazmas

İshakEdebiyat
10 Şub


Öykü- Ahmet Fenar- İz
“Hangi cebini karıştırsan yalnızlık...” Turgut Uyar - Sonnet İlahi Zeki Bey. Söylenip durmayın. Tamam çıkacağım birazdan. Hep böyle yaparsınız zaten. Ne vakit bir yere gidecek olsam başlarsınız söylenmeye. Geç kalmam efendim geç kalmam merak etmeyiniz. Acelemiz mi var sanki? Oldum olası sevmediniz şu kırmızı ruju. Tamam sürmem bunu. Zaten Nur unutmuş. Geldiği zaman alır artık. Pembeden süreceğim. Şöyle hafifçe. Koskoca doktorun karşısına çıkarken çok affedersiniz Hint fakir

İshakEdebiyat
9 Şub


Öykü- Hüseyin Tuğrul- Sessiz Şehir
Haber bülteni aniden kesildi. Solgun benizli, küt saçlı, gözleri donuk bir spiker belirdi ekranda. Duruşu sabitti; neredeyse hiç hareket etmiyordu. Soğuk, mekanik bir ses tonuyla, arka planda düşük frekanslı elektronik bir uğultu eşliğinde okumaya başladı önündeki bildiriyi: "Yurttaşlar, Küresel Kaynak Krizi’nin on ikinci yılında, Enerji ve İletişim Bakanlığı tarafından yeni bir tasarruf düzenlemesi yürürlüğe konmuştur. ‘Kısa İfade Kanunu’ adıyla anılan bu yasa, enerji kullan

İshakEdebiyat
8 Şub


Öykü- Filiz Tiken- Süveyda
Karısı son günlerde kocasındaki değişikliğin farkındaydı. “Sende bir haller var. Nen var anlatmak ister misin?” diye soruyordu. Ağzını açıp bir şeyler söylemek istiyor, sonra karısının anlamayacağını düşünüp vazgeçiyordu. “Yok bir şey. Sana öyle geliyor,” deyip geçiştiriyordu. Kendini camın önündeki mavi kadife berjere boş bir çuval gibi bıraktı. Günlerdir içine düştüğü boşluk duygusunun çukurunda debelenip duruyordu. Beyaz sayısı her geçen gün artan kır saçları dağınık, yüzü

İshakEdebiyat
6 Şub
İshak Edebiyat
bottom of page
