top of page
Ara


Öykü- Kerem Özkurt- Kafa
Mesai bitimine bir saat kala direktör hepimizi ofisin ortasına çağırdı. Atıştırmalıklarla dolu masanın arkasına geçti. Gözlüklerin daha da büyüttüğü kocaman gözlerle toplanmamızı izledi. Biz de karşısında yarım daire olduk. Yanında o gün işe başlayan iki genç vardı. Yeni gelenlere tekrarladığı konuşmayı yaptı, birimimiz ve bankayı övdü. Biz de yiyeceklere saldırmak için seremoninin son sözünü bekliyorduk. “Hayırlı olsun”u duyunca kuvvetle alkışladık. Tam masaya hamle ediyorke

İshakEdebiyat
3 dakika önce


Öykü- Nalan Arman- Lütfen Zili Çalınız
İlk kanamam olduğu gün hâlâ aklımda. O zamanki halim, Mükerrem teyzenin suratımda patlayan tokadı... Korkuyla karışık utancıma kıpkırmızı bir yanak, acılı bir neye uğradığını şaşırmışlık eklenmişti. Öfkeden ağlamak üzereydim ama kendimi tuttum. Yanağımın ateşi sönmeye yüz tutunca bayramlık ağzımı açmaya hazırdım artık. Tam o sırada annem gözlerini belertip yüzüme baktı, “Sakın bir şey söyleme, ayıp,” dedi. Bütün hıncım içimde kalmıştı. Ama hoyratlıklara ve adetlere karşı koym

İshakEdebiyat
2 gün önce


Öykü- Mustafa Sarp Paker- Kambur Kaplumbağalar Tablosu
Yirmi iki bin altı yüz otuz gündür yaşıyorum. Ve bir o kadar gündür de sizi bu heybede taşıyorum. Kabuğunuzdaki kıvrımlara kar değiyor, kum değiyor, yaş değiyor; yine de bana mısın demiyorsunuz? Sizdeki bu canı peklik benim umudumu diri tutuyor. Her gün yataktan aynı azimle kalkıyorum. Bütün iyi hikâyelerin yolculukla başladığı yerde benim hikâyem uyanmakla başlıyor. Bu başlangıç böyle iyi, aferin tanrıya. Gözlerimi silip yarım kemerli pencereden dışarıya şöyle bir bakınca, h

İshakEdebiyat
3 gün önce


Öykü- Defne Durukan- Suyunuz Bol Olsun
Kar kokusuna bürünmüştü gece. Keskin, soğuk ve geniz yakan cinsten. Lacivert gökyüzünün yakamozladığı buzlanan zeminde kaymamak için, kırağı tutmuş toprağın üzerinde yürüyor, her adımında, olduğundan daha yüksek ses çıkaran çıtırtıdan tedirgin oluyordu. Soğuktan yaşaran gözleriyle, müphem şekillerde gölgelere sahne olan mezarların üzerindeki -ayazdan donmak ve kurumak arasında kalıp karartıya dönüşen- ölümü hatırlatan çiçeklere bakıyordu. Babasının mezar taşına yaklaştığında

İshakEdebiyat
5 gün önce


Öykü- Murat Öztürk- Kargoyu Beklerken
Bazı günler vardır ki, geç kalkmak isteseniz de yapamazsınız. Güneşin sarı rengi o kalın kalın örtülmüş perdenizin bir yerinden illaki sızacak bir delik bulur ve dalga dalga odanızda yansımaya başlar. Yağmurun sesi sizi nasıl yatağa bağlıyorsa, güneş ışığı da o denli yataktan atmaya çalışır sizi. Hele de etrafınızda bir iki ağaç kalabildiyse hâlâ bu beton şehirde, onun dallarında söyler kuşlar en güzel şarkılarını. İşte bende o günlerden birindeydim. Hafta sonu ofiste mesaiye

İshakEdebiyat
7 gün önce


Öykü- İlknur Türkoğlu- Güve
O gün o evden çıkarken yanıma hiçbir şey almadım. Oğuz Bey, odasındaki dolabın kapağını açtığı anda içinden fırlayan binlerce güve, sadece yatak odasını değil, evin her yerini işgal etmiş, yiyebildikleri her şeyi, koltuk döşemelerini, halıları, fotoğrafları, mektupları, oymalı büfeleri, masadaki peynirleri, kuruyemişleri, yerdeki beyaz döküntüleri yiyorlardı. Son olarak güvelerin antredeki o muhteşem sandalyenin üzerini tamamen kaplayıp yemeye başladıklarını gördüm. Daha bir

İshakEdebiyat
27 Eki


Feyza Cengiz Dündar Yazdı- Tasa Kuşları
Yazarın ikinci kitabı Tasa Kuşları Mart 2026’da Ketebe etiketiyle yayınlanmıştır. Yazarın edebiyat yolculuğunun ne derece kuvvetlendiğini gösteren bir eser olmuş aynı zamanda…Kitabı okuyalı epey bir vakit geçmesine rağmen zihnimde halen daha canlılığını koruyor. Kitabın adının geçtiği Tasa Kuşu adlı öykü ve kitabın kapağı beni derinden etkileyen en önemli detaydı. Kitapta yedi öykü bulunmaktadır. Dil ve üslup yönünden oldukça akıcı ve adeta içinde yaşadığımız bu zamanın bir e

İshakEdebiyat
26 Eki


Öykü- Gülin Eren Saygın- Dipsiz Kuyu
Parmaklarıyla sıkıca kavradığı kadehini, kırmızı rujlu dudaklarına götürdü. Anasonun damağında bıraktığı tadı ne çok özlemişti. Yan masalardan neşeli sohbetler geliyordu kulağına, ağız dolusu kahkahalar yükseliyordu gökyüzüne. Az ilerideki mutfaktan iştah açıcı kokular yayılıyordu etrafa. Kızartma ve mangal kokuları yaz ayının mutluluk veren havasıyla harmanlanmış, mekânın her köşesine sinmişti. Radyodaki Müzeyyen Senar, eşsiz ve buğulu sesiyle masaları tek tek dolaşıyordu. U

İshakEdebiyat
25 Eki


Öykü- Rıdvan Şahin- Çer
“İnsan bilinçaltının derinliklerinde, anlamlı ve mantığa uygun bir evrene duyulan ihtiyaç yatar.” Frank Herbert, Dune 1 Bardakta beklerken soğumuş kahveyi bir dikişte içtim. Kahvem soğuk kahve olmuştu ama içimdeki öfke bir volkan gibiydi. Köpürdükçe köpürüyordu. Damlatan musluktan gelen damlaların sesi saunadaki közlere serpiliyordu sanki. Hava daha da sıcak olmaya başlamıştı. Alnı ateş gibiydi ama üşüyordu. Boğazı berbat durumdaydı. Hayat onu bir yerlere savuruyordu, o da ha

İshakEdebiyat
23 Eki


İshak İlk Kitap Soruşturması- Rukiye Saran Aydın
1- Öykü yazmaya ne zaman başladınız? İlk okul öğretmenimiz, yazma konusunda bize tavsiyelerde bulunurdu. Yazmak isteyenler için en güzel başlangıcın günlük yazmak olduğunu söylerdi. Yazmayı çok istiyordum. Günlük yazmaya başladım. Sevinçli, üzüntülü anlarımı, hayallerimi günlük defterime yazardım. İlk gençlik yıllarımda şiir yazmaya başladım. Okumayı çok severdim. Roman okuyordum çoğunlukla. O zamanlarda istediğimiz kitaba istediğimiz zaman sahip olamazdık. Arkadaşlarımızla k

İshakEdebiyat
22 Eki
İshak Edebiyat
bottom of page
