top of page
Ara


Öykü- Zeynep Öztekin Yıldırım- Artı Puan
Yaşadığım yer pek de geniş olmayan mavi su dolu bir çanağın kıyısında. Karşısında aşağıyı ve aşağıdakileri inceleyen çam ormanlarıyla kaplı dik yamaçlar yer alıyor. Aşağıda kimler mi var? Birinci grup bütün yaz orada yaşayan daha doğrusu çabalayan oralılar. İkinci grup altı beşçiler, yani altı gece beş güncüler ile üç dörtçüler. Üçüncü grup ise keyfinin kâhyası olan karşıdaki sudan gelenler. Onların evleri bizim biraz uzağımızda, burada arkadaşlarıyla buluşur, yılın herhangi

İshakEdebiyat
4 Kas 2025


Öykü- Murat Boğurcu- Pencere
Sabahın ilk ışıkları kepenklere vuruyor, raflardaki kitaplar gölgelere fısıldıyordu. Ama kimse gelmiyordu; sanki tüm ada sessizce beni izliyordu. Sabah dokuzda dükkânın kepenklerini kaldırdığımdan beri yalnızca dört kişi uğramıştı. Bu sessizlik, kitapların ağırlığını hatırlatıyordu bana. İnsan ruhunu çoğu kez hafif şeylerle doyurur. Oysa kitap öyle değildir. Okumak insana ağır gelir; bir sayfayı çevirmek bile bazen yük olur. Cümlenin içine yerleşen her harf, bir inşaatın teme

İshakEdebiyat
3 Kas 2025


Öykü- Ayşe Gizem Güngör- Pelin Otu
Fatma Hanım, buyurun girebilirsiniz. Fatma Hanım, Fatma Hanım burada mı? Fatma Pelin Çatay? Fatma gibi hissetmediğimden, hiç üstüme alınmadığım bu çağrı, benim için. Daha çok Pelin’im ben. Fatma, annemin bana hamileyken aç olduğu günlerden birinde, bir kutu sütle bir ekmek getiren üst komşusuymuş. Bense Pelin’im. Babam pelin otunun şifasına inanıp koymuş adımı. Daha anlamlı olan bu, adımın hikâyesi bu olsun. Ama ben ıtırlı bir kokudan ziyade acı bir tadım sanki. Fatma ise hiç

İshakEdebiyat
1 Kas 2025


Öykü- Mehmet Kalender- 1789
Uyandım, yatakta oturuyorum. Hava kapalı, tülün ardından anlaşılıyor. Yeri seyrediyorum, yerdekileri. En tanıdık olanları; ayaklarım ve Galatasaray armalı terliklerim. Sağ teki başparmak ucundan deliniyor gibi. Dört yıl oldu galiba alalı, normal. Üç haftadır şehir merkezindeki bu pansiyondayım. Lojman işi hallolsa hemen keşke. Üç yıldızlı pansiyonun, bir yıldızlı müşterisi. Aslında bence dört ama ben kendimi övemem ki, utanırım, çekinirim. Hep böyleydim. Bence dört. Bir an ko

İshakEdebiyat
31 Eki 2025


Öykü- Sema Öztürk- Tümsek
Yazın son zamanlarıydı. Bayramdı. Evvelâ Hikmet'i hazırladı Emine. Pazar yerinden aldığı, paçaları henüz buruşuk duran siyah pantolonunu ve parlak siyah ayakkabılarını giydirdi. Ayakkabılar yeni kokuyordu, tabanları hâlâ pürüzsüz ve parlaktı. Sonra odasına geçip kapının arkasına astığı rengarenk eşarbını, sadece özel günlerde giydiği ceketini aldı. Uzun ve aralarından gümüşi iplikler gibi sarkan siyah saçlarını toplayıp eşarbını bağladı. Aynanın karşısında durdu. Uzun zamandı

İshakEdebiyat
30 Eki 2025


Armağan Can Yazdı- Melike Pehlivan İşler’in “Bölünen” Öyküsüne Yakın Okuma
Melike Pehlivan İşler’in on altı öyküden oluşan “Leke” isimli kitabından “Bölünen” öyküsüne yakın okuma yapmadan önce kitaba uzaktan bir bakalım. “Leke” adlı öykü kitabı, adını taşıdığı kelimenin çağrışımlarıyla birlikte karşımıza çıkıyor. Silinmeyen, izi kalan yaraları anlatıyor. Gündelik yaşamın içinden çıkan öyküler, bastırılan ama hep var olan duygulara odaklanıyor. Evrensel konular, kendi coğrafyamızdaki insanların hayatlarıyla aktarılıyor. Dramatize etmeden kalemini kon

İshakEdebiyat
28 Eki 2025


Öykü- Abdulkadir Taş- Kişmiş
Bu bozkırdaki bütün insanların yaralarının kabuklarını, sırtına almış kırmızı bir kamyonet toprak yolda ayin eder gibi ilerliyor. Kamyonet, kasasından şıkırtılar çıkararak aynı saatte, bu yoldan, hep aynı hızla geçerdi. Yolun büküm alacağı yerin hemen sağ tarafında toprak damlı bir oda görünüyordu. Odanın dış cephesi briketten yapılmıştı. Duvar sıvasız ve boyasızdı. Odanın damı ise ağaçtan direklerle yapılıp üzeri kırmızı toprakla örtülmüştü. Bu odanın duvarının dibinde dizin

İshakEdebiyat
27 Eki 2025


Öykü- Nilgün Erdem- O Gece, Tren, Kadın
Gün batımına doğru ilerliyordu tren. Kızıl güneş karlı dağların eteklerinde süzülürken tüm ihtişamıyla her yeri kaplamış, hünerlerini sergiliyordu. Hiçbir anını kaçırmak istemiyordum bu görsel şölenin. Önce dağın ardında sureti eridi, hemen arkasından göğe yayılan pembelik de kayboldu. Yerini akşamın gece maviliğine bıraktı. Arka fonda çalan Bach’ın Brondenburg Konçertosu bu anlara muhteşem bir eşlikçiydi. Dışarısı karanlığa gömülürken masamda duran kadehime ilişti gözüm. Son

İshakEdebiyat
25 Eki 2025


Zekeriya Şimşek Yazdı- “Hikâyeci Doktor”un Öykü Bahçesi: Fikret Ürgüp
“Gazetedeki ölüm duyurusunda (Cumhuriyet, 9 Mart 1977) birkaç akrabasının adları, yakınlık dereceleri sıralanıyor, sonra da ‘Dr. Fikret Ürgüp bu dünyadan kurtuldu. Cenazesi 9 Mart 1977 Çarşamba günü ikindi namazı kılındıktan sonra Çengelköy’deki aile mezarlığında huzura kavuşacaktır’ deniliyordu. Kim yazdıysa (yoksa çok önceden kendi vasiyeti miydi?) ne kadar yalın ve içten bir gerçeği dile getirmişti. Sanatçı kişiliğini bilenler için zaten gereksizdi hikâyeci olduğunu belirt

İshakEdebiyat
23 Eki 2025


Öykü- Mustafa Seyfi- Kiralık Oda
Aynanın karşısına geçti. Elleriyle alnını, gerdanını, yanaklarını tek tek gerip yüzünü inceledi. Gördüğüne ikna olmayınca yüzünü germeyi bıraktı. Aynadaki aksi kendisine yabancı biri gibiydi yıllardır; hayattan zevk almayan, duygusal ölümü gerçekleşmiş, oksijen israfı bir ceset. Kendini güzel bulduğu da yoktu. Kendini güzel bulan kadınlar gibi pervasız ve zalim değildi, çirkin bulanlar gibi çekimser ve içe kapanıktı. Yüzüne soğuk su çarptı, peşinden dişlerini fırçalamaya koyu

İshakEdebiyat
21 Eki 2025
İshak Edebiyat
bottom of page
