top of page
Ara


Öykü- İbrahim Daştan- Asıl Şüpheli
Bu sutyenin ne işi var burada? Aynı beden olsa belki fark etmezdim. Hem küçük hem de benimkilerden daha kaliteli. Beni aldatıyor mu yoksa? Eve gizli kamera mı koysam? Acaba onu son zamanlarda ihmal mi ettim? Yatak bozulmamış. Herhalde bu işi kendi evimizde yapmaya cüret etmiş olamaz. Etrafı araştırdım, bir tane bile kıl yok. Belki de dazlaktır. Niye olmasın? Ben erkek olsam dazlak bir kadından hoşlanır mıydım? Parfüm kokusu da yok. Belki parfüm kullanmıyor. Parfüm ya da deodo

İshakEdebiyat
3 Nis


Öykü- Gülin Eren Saygın- Ölene Kadar Sır
Yan odadaki karyolada -ki nefret ederdin ondan- öylece yatıyorsun. Cesedin hâlâ yakışıklı. Ölünü sardıkları o çiçekli nevresim, işlenen bir günahın üzerini örtmeye çalışan süslü bir yalan gibi duruyor. Çenenin altından geçirilen bez bile nişan bohçandan yadigâr. Üzerinde kör bir bıçak. Aslında bu ilk çürümen değil. Okulda dışlandığında, iş yerinden uzaklaştırıldığında, kalabalıklar içinde boşluğa düştüğünde de çürümüştün. Ama en çok bu evde. Cenazende göğüslerine gurur nişanı

İshakEdebiyat
1 Nis


Öykü- Hakan Koç- Yenilikçi Serap
“Bir gün sana modern zaman kabullenişi öğreteceğim dostum.” “Bu dediğinin ne demek olduğunu bile anlamadım ama benim moderniteyle ilgili bir derdim yok. Anlaşamadığımız konu bu.” Yoğun antrenmanlar ve iş yüküyle geçen bir günün ardından herkes köşesine çekilmiş, bisiklet takımının sohbet grubunda yine gündem tartışılıyordu. Her sene temmuz ayında olduğu gibi yine sohbet grubunun üç haftalık gündemi şüphesiz Fransa Turuydu. Tabi herkesin ruh hali ve alkol seviyesi bir olmadığı

İshakEdebiyat
31 Mar


Öykü- Başak Doğan- Yastıkta Uzayan Saçlar
Adam telefonda, “Yastığımda saç telin kalmış, onun yerine keşke sen kalsaydın,” dedi flörtöz sesiyle. İstanbul’dan ayrılalı bir yıl olmuştu, ilk yıllık iznimi geçirmek için büyüdüğüm bu şehre gelmiş, şimdiyse yaşadığım okyanus aşırı ülkeye dönmek üzere havalimanındaydım. Bir elimle bavulu çekiştiriyor, diğeriyle çantamı tutuyordum. Telefonu kulağımla omzumun arasına kıstırmış adamı dinliyordum. Sevişirken adamla pek çok parçamız birleşiyor ve ayrılıyordu. Sıcaklık ve ter ile

İshakEdebiyat
30 Mar


Öykü- Ali Çağlar Kale- Kaçış
Belimi tutarak doğruldum. Alnımdan akan ter fayansa düştü. Şıp Şıp. İki damla. Fayans parladı. Bu yetmez, diyerek paspasa asıldım. Belimdeki omurların arasına kaçan o et parçasına inat fayansları hırsla silmeye devam ettim. Fayansın son karesindeydim. Telefonun titreşimiyle ıkınarak doğruldum. Gelen mesaja baktım. Tugay’dı. Şu an kahvedeyiz. Akşama da maç izleyeceğiz, belki izin alabilirsen gelirsin diye yazayım dedim. Telefonu masaya bıraktım. Sandalyeye yığıldım. Kalbim, om

İshakEdebiyat
29 Mar


Öykü- Ayşe Turkay Yiğit- Toplantı
Kastamonu Çok Amaçlı Kültür Merkezi’nin olağanüstü bir toplantıya ev sahipliği yaptığı gündü. Üyeler, içeriği hakkında önceden bilgi verilmeyen toplantıya tümüyle katıldıktan kısa süre sonra başkan girdi. Üyeleri selamladı ve söze başladı. “Evet arkadaşlar. Devrekani’de yapılan kazılar devam ediyor biliyorsunuz. Şimdiye kadar elde edilen bulgular yurtta ve dünyada büyük ilgi gördü. Bu ilgiye şaşkınım açıkçası. Bu kadim topraklar daha neler barındırmıştır kim bilir ama ben bun

İshakEdebiyat
28 Mar


Öykü- Anıl Çağal- Eksilme
Saat daha dokuz olmamıştı. Normalde bu saatlerde şirketin çaycısı Aynur’dan başka bir tek, tipik inek öğrencilere benzeyen Yasemin olurdu ofiste. Bugünse farklıydı çünkü herkes saat dokuz olmadan ofise gelmiş, masalarında sessiz bir şekilde oturuyordu. Geçen haftaki şirket içindeki söylentilerin sonucuydu bu. Bağımsız bir portföy yönetim şirketi olan Deltora Varlık’ın bazı kodaman müşterilerinden, şirketin çalışanları bu yönde duyumlar almıştı. Duyumu alanlar konuyu sektördek

İshakEdebiyat
27 Mar


İshak İlk Kitap Soruşturması- Sema Öztürk
1- Öykü yazmaya ne zaman, nasıl başladınız? Yazmak bende gerçekten hep vardı. Kulağa klişe geliyor biliyorum ama kendimi bildim bileli diyebilirim. Tek rakamlı yaşlarımdayken, yani ilkokul yıllarında, yaz tatillerinde bir arkadaşımla birlikte uydurma haberlerden oluşan küçük gazeteler hazırlardık; sonra onları en yakınlarımıza satardık. Bir oyun gibi başlayan o uğraş, farkında olmadan beni yazının içine çekti. İki rakamlı yaşlara geçtiğimde, lise yıllarında şiir yazmaya başl

İshakEdebiyat
26 Mar


Öykü- Rabia Coşgun- Kıyıda
Eyüp sabrıydı onunki. Evden çıkarken kapıyı bile incitmekten imtina ederdi. Parmakları mandalı usulca bırakır, tahta kanadın en hafif tıkırtısıyla bile mahalleyi uyandırmaktan korkar gibi yavaşça örterdi. Sanki o eski kapı, yılların biriktirdiği sessiz yaraları taşıyan tek sırdaşıydı. En ufak bir sarsıntıda kırılıp dökülecek kadar narin, en küçük bir gürültüde dağılacak gibi kırılgandı. Sokağa çıktığında başı hep önde, gözleri kaldırım taşlarının arasındaki çatlaklara, kurumu

İshakEdebiyat
25 Mar


Öykü- Murat Gözelov- Denizi Kazıyan Adam
Vay anasını, avradını... Bu ne biçim araba böyle, diye geçirdim içimden. Cebimde sadece üç beş bozukluk, midemde sabah yediğim bayat simidin ekşisi. Ama bu araba... Bu başka bir şey. Caddenin en cafcaflı mağazasının vitrininde, o devasa camın arkasında bir mücevher gibi parlıyor. Kırmızı değil, ateşin kendisi sanki. Jantlar güneş vursa insanın gözünü alır. Öylece kalakaldım kaldırımın ortasında. İnsanlar yanımdan geçip gidiyor, omuz atıyorlar, "Hadi be kardeşim, yolun ortasın

İshakEdebiyat
23 Mar
İshak Edebiyat
bottom of page
