top of page
Ara


Öykü- Elif Nur Günay- İçimdeki Boşluk
İçimde yer alan boşluğun adını değiştirmeye gelmiş gibi… Bazen birileri ile tanışmak insanı uzun bir yolculuğa çıkarır. Sisli, bulanık bir yol… Nerede başlayıp nerede biteceği belli olmayan, belki de bitişi dahi olmayan o yolda kaybolmak kendini bulmaktır aslında. Korktuğun her şey seni dönüştürür. Zeynep için her şey böyle bir sis bulutunun içinde başladı. . . Zeynep, iş çıkışı kafasını otobüsün camına yasladı. Cam soğuktu. Kulaklığından gelen müzik, yolun sesini bastırı

İshakEdebiyat
21 Mar


Öykü- Murat Boğurcu- Rüyanın Ertesinde Yol Ayrımı
Gözlerimi kapattığımda zihnimde siyah bir deniz belirir. Sessizdir; ama derinlerinde fırtınalar gizlenir. Her dalga, kırık bir anı, yarım kalmış bir söz ve unutulmuş bir seçim taşır kıyıya. İnsan bazen kendi denizinde boğulmayı seçer; bazen de sahile ulaşmak için bir hayalin pusulasına tutunur. Peki, benim rüyam? Gece sessizliği, odanın duvarlarına çökmüş ağır bir battaniye gibiydi. Saatin tik takları, zihnimde yankılanan uzak bir müzik gibi hem huzur hem rahatsızlık veriyord

İshakEdebiyat
19 Mar


Öykü- M. Fatih Boz- Bir Çiçek Hikâyesi
Talip’in Mali İşler Grup Başkanı olduğu fısıltısı, şirket gündemine bomba gibi düştü. Ta ta ta ta... Bu nereden çıktı? Vallahi sadece ben değil, şirkette herkes şaşırdı herhalde. Konduramadım sanki. Nasıl kondurayım ki? Talip daha şirkette işe başlayalı beş sene olmuştu. Yani başlayalı dediysem, bu beş sene içinde çalışmadı, sadece odasında oturdu. Odasında da bazen oturdu, demek daha doğru. Bu haber gerçek mi, şaka mı derken bir baktık ki şirket içi duyuruda tepeme atanmış.

İshakEdebiyat
18 Mar


Öykü- Görkem Can- Yaz Başlangıcı
M. Ç. için… Dedemin bir kiraz ağacını aşıladığını hatırlıyorum. Beni de götürüyor yanında. Elindeki çekmeyle aşı yapılacak yeri özenle hazırlıyor. Onu izliyorum. Şapkasının siperliğinin altında kırışan alnını, şakaklarından dökülen terleri, beyaz kıllı parmaklarının hünerle kıvrılmasını… Bana dönüyor ve “Evlat, kalemleri ver,” diyor. Kalemler mi? Ne kalemi? Elimdeki dalları uzatıyorum. Gülümsüyor. Ellerime değen pürüzlü ellerini şu an dahi hissedebiliyorum. Dedem aşı dallar

İshakEdebiyat
16 Mar


Öykü- Ali Osman Özdemir- Cafcaflı Hapishane
Hapishaneden çıkarken bir şeyden çok emindim; oraya asla geri dönmeyecektim. Nefesimi kesen o dört duvar arasında, bir daha kapana kısılmak istemiyordum. Cezamı çekmiş, öfkem ve çaresizliğimle senelerce sessizce yutkunmuştum. Avluda volta atarken fısıldanan o sözler hep kulaklarımdaydı: “Buraya bir kez giren mutlaka bir daha gelir,” diyorlardı. Gerçekten de içerideki solgun ve umutsuz insanların çoğu ikinci kez oradaydı. Fakat ben kararlıydım, bu döngüye yenilip onlardan biri

İshakEdebiyat
15 Mar


Öykü- Ebuzer Kalender- Hoşt
Komşusunun köpeğine “hoşt” dediği gün öldürüldü adam. Kadimşehir’de sabahın erken saatleriydi; güneş, apartmanların arasından sızıp ıslak kaldırım taşlarına ince bir çizgi çekiyordu. Adamın sesini duyan üç kişi vardı: mahalle bakkalı, bir apartman görevlisi, bir de pencere aralığından dışarıya bakmaktan başka işi gücü olmayan yaşlı bir kadın. Sonradan hepsi aynı şeyi söyledi; “Adam bir an durdu, havlayan köpeğe baktı, sanki kelime ağzında büyüdü. Hoşt diye bağırdı. Sonra köpe

İshakEdebiyat
13 Mar


Öykü- Vicdan Özerdem- İki Bin Dokuz Yüz Elli
Torpidodan bir cd çıkardı Arif, cd çalara yerleştirdi sonra arabanın yarı açık camlarını kapadı. Hafif bir ezgiyle başladı türkü, gittikçe yükseldi. Arif düğmeyi çevirip daha da açtı sesi. Benim en çok sevdiğim türkü olduğunu iddia edip durdu. Bas bas bağıran müzik sesi kulaklarımda zonkladı. Nefesim kesilirken elim gayri ihtiyari kapıdaki düğmeye gitti, arabanın camı yağ gibi kayarak sonuna kadar açıldı. Tedirginlikle Arif'e baktım. O bakmıyor bana, türkünün ezgisine kaptı

İshakEdebiyat
12 Mar


Öykü- Özay Erdem- Yokuş
İlaç kutusunu kedi mamasıyla doldurdu Gülseren Hanım. Eczane poşetine kuş yemi boşalttı kavanozdan. Sonra ikisini birden hırkasının cebine koydu. Ardından mutfağa geçti yaşlı kadın. Buzdolabındaki pet şişelerden birisini çekip aldı raftan. Onu da diğer cebine koydu hırkasının. Tezgahtaki çöp kovasına yaklaştı son olarak. Bir süre ayakta dikilerek uzun uzun baktı çöp kovasına. “Götürebilirim,” diye mırıldandı. Kapağını bir kenara koydu ve tek eliyle üstünden kavradı çöp kovası

İshakEdebiyat
10 Mar


Hava Kantar Yıldırım Yazdı- İnsanın İçinden Sızanlar ve Birbirine Tamlanan Günahlar
Elmas Tunç'un ilk öykü kitabı "Zincirleme Günah Tamlaması" geçtiğimiz ay Metinlerarası Kitap etiketiyle yayımlandı ve okuruyla buluştu.106 sayfalık kitapta on iki öykü bulunuyor. Eserin ismi ve kapağı, birbirine uyumuyla dikkat çekerken öykülerin teması da okuru günah işlemeye değil, işlenen günahları gözler önüne sererek tanık olmaya davet ediyor. Girişteki iki epigraf da benzer biçimde eserin bütünüyle uyum içinde. Kapaktaki günahkârların cinsiyetleri, mesnetsiz bir feminis

İshakEdebiyat
9 Mar


Öykü- Özlem Oral Gürdal- Kurumuş Kökler
Uçak nihayet iniyor. Bekliyorum. Ayaklarımı sıkı sıkı basıyorum. Ellerim koltuğun iki yanında. Ne zaman bindim, ne zaman ellerimi bu koltuğun kenarlarına iliştirdim hatırlamıyorum. Arkaya bakıyorum, hıncahınç dolu. Kucağımda sırt çantam, üst bagajda bavulum. Sadece bu kadarım. Bir bilet, bir bavul, bir de sırt çantası. Bilir miydim böyle döneceğimi? İçimde umudum, hasretim, yıllardır ezgisini tekrarladığım eksik bir ağıt. Yerine alışmayan, sürekli depreşen kaygım. Aklım çocuk

İshakEdebiyat
8 Mar
İshak Edebiyat
bottom of page
